İsrail işgali altındaki Batı Şeria'da, Yahudi yerleşimciler tarafından Filistinlilere yönelik artan şiddet olayları ve ABD'li bir medya ekibine yapılan saldırı, Tel Aviv yönetiminden nadir görülen kınamaları beraberinde getirdi. Ancak saldırganlara yönelik herhangi bir gözaltı kararı alınmadı. Yetkililerin açıklamalarına göre, geçtiğimiz günlerde Nablus yakınlarındaki bir köyde Filistinli çiftçilere ait arazilere ve araçlara saldıran yerleşimciler, ardından olayı görüntüleyen ABD merkezli haber ajansı Associated Press (AP) ekibine de fiziksel müdahalede bulundu.
Saldırıda herhangi bir ciddi yaralanma yaşanmazken, AP ekibinin kamera ekipmanlarına zarar verildiği ve muhabirlerin itilip kakıldığı belirtildi. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) olayla ilgili soruşturma başlattıklarını duyururken, Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamalarda, yerleşimci şiddetinin kabul edilemez olduğu ve hukukun üstünlüğüne vurgu yapılması gerektiği ifade edildi. Ancak insan hakları örgütleri, bu tür kınamaların rutin olduğunu ancak somut adımların atılmadığını, faillerin genellikle cezasız kaldığını vurguluyor.
Artan Yerleşimci Şiddeti ve Uluslararası Tepkiler
Son haftalarda Batı Şeria'nın birçok bölgesinde yerleşimci saldırılarında gözle görülür bir artış yaşandığı bildiriliyor. Özellikle hasat mevsiminde Filistinli çiftçilerin zeytin ağaçlarına ve arazilerine yönelik baskınlar, köylerdeki evlere ve araçlara taşlı saldırılar, uluslararası kamuoyunda infial yaratıyor. BM İnsan Hakları Ofisi verilerine göre, bu yılın ilk yarısında yerleşimci şiddeti nedeniyle onlarca Filistinli yaralandı, yüzlerce zeytin ağacı kesildi veya yakıldı.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, AP ekibine yönelik saldırıyı kınayarak, gazetecilerin görevlerini özgürce yerine getirmesinin önemine dikkat çekti ve İsrail'den faillerin adalet önüne çıkarılmasını istedi. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi'nden yapılan açıklamada ise yerleşimci şiddetinin bölgede istikrarı tehdit ettiği ve İsrail'in bunu engellemekle yükümlü olduğu belirtildi. Avrupa Birliği de benzer bir kınama mesajı yayımlarken, bazı Avrupa ülkeleri, yerleşimci şiddetine karşı etkili önlemler alınmadığı takdirde yaptırım seçeneklerini değerlendirebileceği sinyalini verdi.
İsrail insan hakları örgütü B'Tselem'in raporlarına göre, ordu ve polis yerleşimci saldırılarına müdahale etmekte gecikiyor veya çoğu zaman hiç müdahale etmiyor. Filistin tarafı ise İsrail'in yerleşimci şiddetine göz yumduğunu ve bunun sistematik bir uygulama olduğunu savunuyor. Filistin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, uluslararası toplumun İsrail üzerinde baskıyı artırması gerektiği, aksi takdirde bölgede yeni bir şiddet sarmalının kaçınılmaz olacağı uyarısında bulunuluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyutlar
Bu olaylar, uzun süredir işgal altında olan Batı Şeria'da artan gerilimin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Gazze'deki son çatışmaların ardından Batı Şeria'da da toplumsal öfkenin yükseldiği, Filistinli grupların direniş çağrıları yaptığı görülüyor. Uzmanlar, yerleşimci şiddetinin İsrail'in işgal politikasının bir parçası olduğunu ve iki devletli çözümün önünde ciddi bir engel teşkil ettiğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde konuya ilişkin acil bir toplantı talep eden Filistin yönetimi, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve yerleşimci saldırılarının savaş suçu niteliği taşıdığını öne sürüyor.
ABD yönetiminin, Orta Doğu'da tansiyonu düşürme çabaları kapsamında İsrail-Filistin meselesini yeniden gündemine aldığı biliniyor. Ancak Biden yönetimi, İsrail'in güvenlik endişelerini göz önünde bulundurarak eleştirilerini dozunda tutmaya çalışıyor. Buna karşın, yerleşimci şiddetinin uluslararası bir skandala dönüşmesi, İsrail'in diplomatik itibarını zedeliyor. İsrail'deki aşırı sağcı partilerin koalisyon hükümetindeki etkisi, yerleşimcilere yönelik yaptırım uygulanmasını zorlaştırıyor. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun, koalisyon ortaklarını memnun edecek ancak uluslararası tepkileri azaltacak bir denge politikası izlemeye çalıştığı, ancak bunun her geçen gün daha da zorlaştığı yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Filistin topraklarındaki yerleşimci şiddeti, Türkiye'nin uzun süredir yakından izlediği ve kınadığı bir konudur. Ankara yönetimi, İsrail-Filistin çatışmasının çözümünde iki devletli modeli desteklemekte ve Doğu Kudüs'ün Filistin devletinin başkenti olması gerektiğini savunmaktadır. Bu olay, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini güçlendirmesine zemin hazırlarken, bölgede kalıcı barışın ancak Filistin haklarının korunmasıyla mümkün olabileceği tezini de desteklemektedir. Türkiye ayrıca, tırmanan gerilimin bölgesel güvenliği tehdit ettiğine dikkat çekerek, uluslararası toplumu etkili adımlar atmaya çağırmaktadır.