Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yürütülen kapsamlı bir soruşturma, İsrail askerlerinin Gazze Şeridi'nde çocukları bilinçli bir şekilde hedef aldığına dair ciddi kanıtlar buldu. Soruşturma raporuna göre, çatışma bölgesinde ölen veya yaralanan çocukların büyük bir kısmı, tek bir keskin nişancı kurşunuyla vuruldu. Bu bulgu, İsrail ordusunun sivil kayıpları en aza indirmek için aldığını iddia ettiği 'hassas operasyon' söylemleriyle taban tabana zıt. Rapor, saldırıların özellikle okul, hastane ve barınak gibi sivil alanları hedef aldığını da belgeliyor.
Gelişmenin arka planı: Çatışmaların çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisi
BM İnsan Hakları Konseyi tarafından görevlendirilen bağımsız soruşturma komisyonu, 2023 Ekim ayından bu yana devam eden Gazze savaşında çocukların uğradığı şiddeti mercek altına aldı. Komisyon, özellikle kuzey Gazze'deki yoğun çatışma bölgelerinde, çocukların baş ve göğüs bölgelerinden tek atışla vurulduğunu tespit etti. Rapor, bu tür ölümlerin rastgele olmadığını, aksine hedefli bir yaklaşımı işaret ettiğini vurguluyor. İsrail ordusu ise iddiaları reddederek, Hamas'ın sivilleri kalkan olarak kullandığını ve operasyonların uluslararası hukuka uygun yürütüldüğünü savunuyor. Ancak BM raporu, İsrail'in verdiği zararların orantısız olduğunu ve özellikle çocukları koruma yükümlülüğünü ihlal ettiğini ortaya koyuyor.
Soruşturma kapsamında, sağlık çalışanları, öğretmenler ve görgü tanıklarıyla yapılan görüşmeler, çocukların çoğunlukla evlerinden çıktıkları anda ya da yardım almak için sıraya girdikleri sırada vurulduğunu gösteriyor. Ayrıca, İsrail'in kullandığı yüksek hassasiyetli mühimmatların kasıtlı olarak küçük bedenleri hedef aldığına dair deliller sunuldu. Bu durum, savaş suçu iddialarını güçlendirirken, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) konuya ilişkin soruşturmasını hızlandırmasına neden oldu.
Bölgesel ve küresel boyut: Uluslararası toplumun tepkisi
BM raporu, uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Birçok ülke ve insan hakları örgütü, İsrail'i kınarken, bağımsız bir soruşturma çağrısında bulundu. ABD ve İngiltere gibi İsrail'in müttefikleri ise raporun yöntemini sorgulayarak, İsrail'in kendini savunma hakkına vurgu yaptı. Arap Birliği, raporu 'soykırımın bir başka kanıtı' olarak nitelendirirken, Filistin yönetimi Uluslararası Adalet Divanı'na başvurma hazırlığı yapıyor. Ankara'dan yapılan açıklamada ise raporun endişe verici olduğu ve İsrail'in uluslararası hukuku sistematik olarak ihlal ettiği belirtildi. Bölgesel olarak, bu gelişme İran, Mısır ve Ürdün gibi ülkelerde protestolara yol açarken, İsrail'in diplomatik izolasyonu derinleşiyor. Küresel ölçekte ise rapor, savaşan tarafların sivilleri koruma yükümlülüğünü yeniden gündeme taşıyor ve silahlı çatışmalarda çocukların korunmasına ilişkin uluslararası mekanizmaların güçlendirilmesi çağrılarını artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği ve İsrail ile gerilen ilişkilerini doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, BM raporunu İsrail'in 'devlet terörü' olarak nitelendiriyor ve Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde soruşturma açılması için girişimlerde bulunuyor. Ayrıca, Gazze'deki insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin bölgedeki nüfuz mücadelesinde elini güçlendiriyor. Bununla birlikte, Türkiye'nin İsrail ile ticari ve enerji ilişkileri de göz önüne alındığında, bu raporun ikili ilişkilerde yeni bir krize yol açması muhtemel. Bölgesel olarak, Türkiye'nin Müslüman Kardeşler bağlantılı gruplarla ilişkisi ve Hamas'a verdiği destek, Ankara'nın tepkilerini şekillendiren ana unsurlar arasında.