İsrail ordusu Gazze Şeridi'nin orta kesiminde düzenlediği saldırılarda 3 Filistinliyi öldürdü, aralarında bir çocuğun da bulunduğu çok sayıda kişiyi yaraladı. Sağlık kaynakları ve görgü tanıkları, İsrail'in son ateşkes ihlallerinde insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda bir Filistinlinin hayatını kaybettiğini, diğer iki kişinin ise kara birliklerinin açtığı ateş sonucu öldüğünü bildirdi. Olaylar, İsrail güçlerinin işgal altındaki bölgeleri genişletme çabalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşti.
Gelişmenin arka planı
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin orta kesiminde daha önce işgal etmediği alanlara girerek tampon bölge oluşturma çalışmalarını hızlandırdı. Görgü tanıkları, işgal güçlerinin buldozerlerle arazide düzleme yaptığını ve yeni askeri noktalar kurduğunu aktardı. Filistinli yetkililer, bu hamlenin ateşkes anlaşmasını ihlal ettiğini ve bölgedeki gerilimi artırdığını belirtti. İsrail ordusu ise operasyonların 'terörle mücadele' kapsamında olduğunu savunurken, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) bu eylemleri 'savaş suçu' olarak nitelendirdi.
Son saldırıda ölenler arasında 12 yaşındaki bir çocuğun bulunması, uluslararası toplumda tepki çekti. Birleşmiş Milletler (BM) ve çeşitli insan hakları örgütleri, İsrail'in ateşkes ihlallerini kınayarak acil durum toplantısı çağrısı yaptı. Öte yandan, İsrail'in Gazze'deki işgal alanını genişletmesi, 2021'deki son büyük çatışmalardan bu yana en kapsamlı toprak kazanımı olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İsrail'in Gazze'deki işgal alanını genişletmesi, bölgesel dengeleri altüst etme potansiyeli taşıyor. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler, bu gelişmelerin Filistin meselesini daha da karmaşık hale getireceğini belirtiyor. ABD ve Avrupa Birliği'nden ise şu ana kadar somut bir yaptırım veya kınama gelmedi. Analistler, bu durumun İsrail'in bölgedeki askeri üstünlüğünü pekiştirdiği yorumunu yapıyor. Öte yandan, İran ve Hizbullah gibi aktörlerin Filistin davasına verdiği destek, gerilimin daha geniş bir çatışmaya dönüşme riskini artırıyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) 2021'deki çatışmalarla ilgili soruşturmayı sürdürürken, son ateşkes ihlalleri ve işgal genişlemesi, İsrail aleyhine yeni deliller sunabilir. Ancak İsrail'in ICC'ye üye olmaması, yargı sürecini zorlaştırıyor. Bu durum, uluslararası hukukun Filistin topraklarında uygulanabilirliği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği tarihsel destek ve Gazze'deki insani duruma duyarlılığıyla biliniyor. İsrail'in ateşkes ihlalleri ve işgal alanını genişletmesi, Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini ve Filistin yanlısı söylemini etkileyebilir. Türk yetkililerin bu gelişmelere tepki olarak diplomatik girişimlerde bulunması veya BM'de kınama kararı için lobi yapması beklenebilir. Ayrıca, İsrail ile ilişkilerdeki gerilim, enerji işbirliği gibi alanları da olumsuz etkileyebilir. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarları ve enerji güvenliği açısından risk oluşturuyor. Türkiye'nin bu bağlamda hem Filistin'i savunan hem de Rusya-Ukrayna savaşı gibi diğer krizlerle ilgilenen dengeli bir dış politika izlemesi gerekiyor.