İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Ali al-Taher sırtındaki tünellerden Hizbullah savaşçılarını temizlediğini duyurdu. Lübnan resmi haber ajansı NNA ise aynı bölgede düzenlenen yeni İsrail hava saldırılarında iki kişinin hayatını kaybettiğini, dört kişinin de yaralandığını aktardı. Saldırılar, İsrail ile Hizbullah arasında 2024 yılında varılan ateşkes anlaşmasına rağmen bölgede tansiyonun yeniden yükseldiğini gösteriyor.
Çatışmanın Arka Planı
İsrail ve Hizbullah arasındaki gerilim, Ekim 2023'te Gazze'de başlayan savaşın ardından bölgeye yayılan çatışmalarla derinleşti. 2024 yılında taraflar arasında ABD ve Fransa'nın arabuluculuğuyla bir ateşkes sağlandı; ancak İsrail, Hizbullah'ın Lübnan'ın güneyindeki varlığını ve silahlı altyapısını henüz tamamen ortadan kaldırmadığını savunuyor. İsrail ordusu, Ali al-Taher sırtındaki tünellerin Hizbullah tarafından askeri amaçlarla kullanıldığını iddia ediyor. Lübnan tarafı ise İsrail'in ateşkesi ihlal ettiğini ve sivil bölgeleri hedef aldığını belirtiyor.
Son saldırılar, bölgede kalıcı bir istikrarın sağlanamadığını gözler önüne seriyor. Lübnan, ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşurken, İsrail'in askeri operasyonları ülkenin güneyinde yeni bir insani krize yol açabilir. Uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısı yaparken, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) bölgedeki durumu yakından izliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail-Hizbullah çatışması, yalnızca iki taraf arasında bir mesele olmaktan çıkıp Orta Doğu'nun genel dengelerini etkileyen bir hal aldı. İran, Hizbullah'ın en önemli destekçisi konumunda ve olası bir geniş çaplı çatışma, Tahran ile Tel Aviv arasında doğrudan bir çatışmaya dönüşebilir. ABD, İsrail'in en büyük müttefiki olarak bölgede askeri varlığını sürdürüyor; Rusya ise Suriye üzerinden Lübnan'daki gelişmelere müdahil olma potansiyeline sahip. Avrupa Birliği, Akdeniz'in doğusundaki istikrarsızlığın enerji güvenliği ve mülteci akınları açısından risk oluşturduğunu vurguluyor.
Son saldırılar, ateşkes anlaşmasının kırılganlığını ortaya koyuyor. İsrail, Hizbullah'ın yeniden güçlenmesine izin vermeyeceğini açıkça belirtirken, Hizbullah da İsrail'in her saldırısına karşılık vereceğini duyurdu. Bu karşılıklı tehditler, bölgede yeni bir savaşın kapıda olduğu yorumlarına neden oluyor. Diplomatik çözüm arayışları ise sonuçsuz kalıyor; zira taraflar arasındaki güven krizi derin.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. İsrail'in askeri operasyonları, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve güvenlik endişelerini artırıyor. Ankara, Hizbullah'ı terör örgütü olarak tanımlamakla birlikte, İsrail'in saldırılarının sivil kayıplara yol açmasını ve ateşkesi ihlal etmesini eleştiriyor. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini destekliyor; olası bir geniş çaplı çatışma, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir mülteci dalgasına ve bölgesel gerilimin tırmanmasına neden olabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti ve deniz yetki alanı anlaşmazlıkları, Türkiye'nin Lübnan ve İsrail ile ilişkilerini etkileyen unsurlar arasında. Türkiye, diplomatik kanalları kullanarak tarafları diyaloğa teşvik etmeyi sürdürüyor.