İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ile yaptığı telefon görüşmesinde, İsrail ordusunun Lübnan, Suriye ve Gazze Şeridi'ndeki sözde 'güvenlik bölgelerinde' askeri varlığını sürdüreceğini bildirdi. Görüşme, bölgedeki tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde gerçekleşirken, Katz, İsrail'in ulusal güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda bu bölgelerdeki operasyonel kontrolünü devam ettirme kararlılığını vurguladı. İsrail yönetimi, özellikle Hizbullah ve Hamas gibi silahlı grupların tehdit oluşturduğu gerekçesiyle sınır ötesi operasyonlarını sürdürüyor.
Güvenlik bölgelerinin arka planı
İsrail, 7 Ekim 2023'te başlayan savaşın ardından Gazze Şeridi'nin kuzeyinde ve güneyinde tampon bölgeler oluşturmuştu. Benzer şekilde, Lübnan sınırında da 2006 savaşından bu yana bir güvenlik kuşağı bulunuyor. Suriye'de ise İsrail, 1974'ten beri işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri'nde askeri varlığını sürdürüyor. Katz, Hegseth'e yaptığı açıklamada, bu bölgelerdeki varlığın 'geçici güvenlik önlemleri' olduğunu ancak İsrail'in güvenlik endişeleri giderilene kadar asker çekmeyeceğini ifade etti.
İsrail Savunma Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, 'İsrail, kuzeyde Hizbullah'ın, güneyde Hamas'ın yeniden yapılanmasını engellemek ve sivil yerleşimlerini korumak için gerekli askeri tedbirleri almaya devam edecektir' denildi. Katz'ın ABD'li mevkidaşına ilettiği mesaj, Washington yönetiminin bölgede ateşkes ve istikrar çağrılarına rağmen İsrail'in bağımsız güvenlik politikası izleme kararlılığını ortaya koyuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, ABD'nin yeni yönetimi altında Ortadoğu politikasının şekillenmeye başladığı bir döneme denk geliyor. Savunma Bakanı Hegseth, İsrail'in güvenlik endişelerini anlayışla karşıladığını ancak uzun vadeli bir askeri varlığın bölgesel istikrarı tehdit edebileceğini ima etti. Özellikle Lübnan'da Hizbullah'ın siyasi ve askeri nüfuzunu sürdürmesi, İsrail'in kuzey sınırında yeni bir çatışma riskini canlı tutuyor. Suriye'deki İran destekli milislerin faaliyetleri de İsrail'in hava saldırılarını artırmasına neden oluyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin İsrail'in işgal altındaki topraklardan çekilmesini öngören kararlarına rağmen, İsrail'in güvenlik bölgeleri politikası uluslararası hukuk açısından tartışmalı. Rusya ve Çin, İsrail'in bu hamlelerini kınarken, Avrupa Birliği de 'orantısız güç kullanımı' konusunda endişelerini dile getiriyor. Bölgede İran, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi aktörlerin de pozisyonları, İsrail'in adımlarına karşı dengeli bir tutum izlemeyi gerektiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Filistin topraklarındaki işgal politikasını ve Lübnan ile Suriye'deki askeri varlığını istikrarsızlık kaynağı olarak değerlendirmektedir. Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik çıkarlarıyla doğrudan ilişkilidir. İsrail'in sınıra yakın bölgelerde askeri varlığını sürdürmesi, Türkiye'nin Suriye'deki askeri operasyonlarını ve Lübnan'daki siyasi nüfuzunu etkileyebilir. Ankara, İsrail'in 'güvenlik bölgesi' politikasının bölgesel gerilimi artırdığını ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunmaktadır. Türkiye, bu tür tek taraflı adımların kalıcı barışı engellediğine dikkat çekerek, BM parametrelerine dayalı kapsamlı bir çözüm çağrısını yinelemektedir.