İsrail, Lübnan'la devam eden müzakereler kapsamında güney Lübnan'daki iki pilot bölgeden asker çekme planlarını uygulamaya koymaya hazır olduğunu duyurdu. İki ülke arasındaki yeni müzakere turu, Salı günü Roma'da gerçekleştirildi. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, yaptığı açıklamada, ülkesinin bu iki pilot bölgenin hayata geçirilmesi için adım atmaya hazır olduğunu belirtti. Saar, "Bu pilot bölgeler, güvenlik düzenlemelerinin test edilmesi ve güven artırıcı önlemlerin hayata geçirilmesi açısından kritik öneme sahip," ifadelerini kullandı. Müzakerelerin, İsrail ile Lübnan arasındaki uzun süredir devam eden sınır anlaşmazlıklarının çözümüne yönelik uluslararası çabaların bir parçası olduğu belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail ve Lübnan arasındaki sınır anlaşmazlıkları, özellikle deniz yetki alanları ve kara sınırının belirlenmesi konularında yıllardır sürmektedir. 2022 yılında ABD arabuluculuğunda deniz sınırı anlaşmasına varılmış, ancak kara sınırı konusundaki görüşmelerde ilerleme kaydedilememişti. Pilot bölgeler, İsrail'in güney Lübnan'daki varlığını kademeli olarak azaltmayı ve Lübnan ordusunun bölgede kontrolü sağlamasını öngören bir geçiş mekanizması olarak tasarlandı. Bu plan, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) de desteğiyle yürütülüyor. Ancak Hizbullah'ın bölgedeki etkisi ve İsrail'in güvenlik endişeleri, müzakereleri karmaşık hale getiriyor. Taraflar, doğrudan müzakere masasında bir araya gelmekten kaçınırken, arabulucular aracılığıyla ilerleme kaydetmeye çalışıyor. Son Roma turu, İtalya'nın ev sahipliğinde gerçekleşirken, ABD ve Fransa'nın da gözlemci olarak katıldığı belirtildi.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail-Lübnan sınırındaki gerilim, sadece iki ülke arasındaki bir meseleden ibaret değil; bölgesel ve küresel güç dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Özellikle Hizbullah'ın İran tarafından desteklenmesi, bu müzakereleri bölgesel bir rekabetin parçası haline getiriyor. ABD ve Avrupa Birliği, olası bir çatışmanın Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarını ve deniz ticaret yollarını tehdit etmesinden endişe duyuyor. Libya ve Suriye'deki istikrarsızlıkla birleşen bu durum, Lübnan'ın zaten kırılgan olan ekonomik ve siyasi yapısı üzerinde daha fazla baskı oluşturuyor. Pilot bölgelerden çekilme, eğer başarılı olursa, daha geniş kapsamlı bir güvenlik mimarisinin temelini oluşturabilir. Ancak uzmanlar, Hizbullah'ın silahsızlandırılması gibi daha yapısal sorunlar çözülmeden, bu tür kısmi adımların kalıcı barış getirmeyeceğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarları açısından önem taşıyor. İsrail-Lübnan hattındaki istikrar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji projeleri (örneğin olası bir doğal gaz boru hattı) ve deniz yetki alanları ihtilafları bağlamında kritik. Ancak Hizbullah'ın zayıflamasına yol açabilecek herhangi bir adım, Türkiye'nin bölgedeki nüfuz mücadelesinde farklı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, şu an için temkinli bir duruş sergiliyor; resmi bir açıklama yapılmadı. Bununla birlikte, Suriyeli mültecilerin Lübnan üzerinden Türkiye'ye olası bir akını, Ankara için ciddi bir güvenlik ve insani kriz anlamına gelir. Bu nedenle Türkiye, pilot bölge uygulamasının Lübnan'da kontrolü Hizbullah'tan uluslararası meşruiyete sahip aktörlere kaydırmasını ve bölgede kalıcı bir istikrar sağlanmasını umuyor.