İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde yer alan bir kasabaya düzenlediği hava saldırısında 7 kişinin yaralandığını duyurdu. Olay, 5 Aralık 2024 tarihinde, yerel saatle öğle saatlerinde meydana geldi. Saldırının hedefinde, İsrail istihbaratına göre Hizbullah'a ait olduğu belirtilen bir askeri nokta vardı. Ancak Lübnanlı kaynaklar, saldırının sivil yerleşim alanlarına yakın bir bölgeyi vurduğunu ve yaralılar arasında sivillerin de bulunduğunu bildirdi. Olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri, yaralıları çevredeki hastanelere kaldırdı. Yaralılardan ikisinin durumunun ağır olduğu, diğerlerinin ise hafif yaralandığı belirtiliyor.
Artan gerilim ve Hizbullah-İsrail çatışmaları
Son haftalarda Lübnan-İsrail sınırında tansiyon yükseliyor. İsrail, Hizbullah'ın İsrail hedeflerine yönelik saldırılarını önlemek için Lübnan'ın güneyinde hava ve topçu saldırılarını yoğunlaştırdı. Hizbullah ise İsrail'in saldırılarına karşılık olarak sınırdaki İsrail askeri mevzilerine roket ve insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenliyor. BM barış gücü UNIFIL, ateşkes ihlallerinin arttığı uyarısında bulunurken, bölge sakinleri ise sürekli bombardıman tehdidi altında yaşamaya devam ediyor. Bu son saldırı, taraflar arasındaki sınır ötesi çatışmaların sıradan bir parçası haline gelmiş durumda. Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırıları, özellikle İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına misilleme olarak başlamıştı ve o zamandan beri Lübnan-İsrail sınırı, düşük yoğunluklu bir savaş alanına dönüştü. Her iki taraf da sivil kayıpları önlemeye çalıştığını iddia etse de, saldırıların sivil alanlara yakınlığı endişe yaratıyor.
İsrail, Lübnan'ın güneyinde Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef aldığını söylerken, Başbakan Binyamin Netanyahu, kuzey sınırındaki güvenliği sağlamak için gereken her türlü adımı atmaya hazır olduklarını ifade etti. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ise yaptığı konuşmada, İsrail'in saldırılarına karşılık vermeye devam edeceklerini ve işgal altındaki toprakların tamamını hedef alacak kapasiteye sahip olduklarını belirtti.
Bölgesel boyut ve uluslararası tepkiler
Lübnan-İsrail sınırındaki çatışmalar, sadece iki ülke arasındaki bir sorun olmaktan çıkarak bölgesel bir krize dönüşmüş durumda. İran'ın en önemli müttefiki olan Hizbullah'ın İsrail'le mücadelesi, aynı zamanda İran-İsrail geriliminin bir yansıması olarak görülüyor. ABD, Fransa ve Birleşmiş Milletler, tarafları itidale davet ederken, ateşkes çağrıları yapıyor. Ancak şu ana kadar bu çağrılar sonuç vermedi. Aksine, taraflar arasındaki çatışmalar daha da yoğunlaşma eğilimi gösteriyor. Bölge ülkeleri de gelişmeleri endişeyle izliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İsrail'le normalleşme sürecini askıya alırken, Lübnan'da devam eden krizin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirtiyor.
Ayrıca, bu saldırıların bir kısmı, İsrail'in Suriye'deki hedeflere yönelik saldırılarıyla koordineli olarak gerçekleşiyor. İsrail, Suriye topraklarında konuşlu İran destekli milisleri hedef alırken, Lübnan sınırında da Hizbullah'a karşı operasyonlarını sürdürüyor. Bu, bölgede İran destekli güçlere karşı daha geniş bir stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor. Öte yandan, Lübnan'ın içinde bulunduğu ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlık, ülkenin bu saldırılar karşısında kırılganlığını artırıyor. Hükümetin, sınır ötesi saldırıları önleme veya kontrol etme kapasitesi sınırlı. Bu durum, Lübnan'ın egemenliğini zayıflatırken, ülkenin bir kez daha bölgesel çatışmaların odağı haline gelmesine neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan-İsrail sınırındaki çatışmalar, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da, bölgesel istikrarı etkilediği için dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, uzun yıllardır Lübnan'la yakın siyasi ve ekonomik ilişkiler sürdürmekte; Lübnan'daki istikrarsızlık, bu ülkeyle ticareti ve Türk yatırımlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları konusunda yaşanan gerilimler, İsrail ile ilişkileri hassas bir dengede tutan Türkiye'nin, bu krizde arabuluculuk yapma kapasitesini sınırlayabilir. Hizbullah'ın İran'a olan yakınlığı, Türkiye'nin Ortadoğu'daki nüfuz mücadelesinde İran'la rekabet ettiği bir zeminde, Ankara'nın Lübnan'daki dengeleri gözetmesini gerektiriyor. Sonuç olarak, bu çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşmesi, Türkiye'nin güvenliğini ve ekonomik çıkarlarını tehlikeye atabilecek bir senaryo olarak değerlendirilmeli.