İsrail’in 2 Mart’tan bu yana Lübnan’a yönelik hava ve kara saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 4.322’ye yükseldi. Middle East Eye’ın aktardığı verilere göre, saldırılarda en az 10.482 kişi de yaralandı. Çoğu sivil olan ölümlerin büyük bölümü güney Lübnan ve Bekaa Vadisi’nde yoğunlaşıyor. Saldırıların başlamasından bu yana bir milyondan fazla kişi yerinden edilmiş durumda. Birleşmiş Milletler, insani durumun giderek kötüleştiği uyarısında bulunuyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı, hastanelerin kapasite sınırına ulaştığını ve tıbbi malzeme sıkıntısı çekildiğini duyurdu. Saldırılarda 200’den fazla sağlık çalışanı hayatını kaybetti.
Saldırıların Arka Planı ve Hedefleri
İsrail ordusu, saldırıların Hizbullah’ın askeri altyapısını hedef aldığını ve sivil kayıpları en aza indirmek için önlemler aldığını iddia ediyor. Ancak Lübnanlı yetkililer ve uluslararası insan hakları örgütleri, saldırılarda sivil alanların da hedef alındığını belgeliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), İsrail’in yerleşim bölgelerine yönelik saldırılarında uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiğini açıkladı. Özellikle 7 Ekim’den sonra tırmanan çatışmalarda, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki köylere yoğun bombardıman düzenlediği bildiriliyor. Hizbullah ise roket saldırılarıyla karşılık veriyor; İsrail’in kuzeyinde de can kayıpları yaşanıyor. Çatışmaların iki ülke sınırında da kara çatışmalarına dönüşmesi endişeleri artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan’daki çatışmalar, Orta Doğu’nun zaten kırılgan olan dengelerini daha da sarsıyor. İran’ın Hizbullah’a verdiği destek, çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme riskini artırıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İsrail’in saldırılarını kınarken; ABD, İsrail’in kendini savunma hakkını savunuyor. Avrupa Birliği ise taraflara itidal çağrısı yapıyor ancak etkili bir adım atmış değil. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde ateşkes kararı çıkması için yapılan girişimler, ABD’nin vetosuyla karşılaşıyor. Ekonomik olarak zaten ağır bir krizle boğuşan Lübnan, savaşın yükü altında daha da eziliyor. Lübnan lirası değer kaybederken, gıda ve yakıt fiyatları rekor seviyelere ulaştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan’daki çatışmaların bölgesel istikrara yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğunu düşünmekte ve taraflara itidal çağrısı yapmaktadır. Türkiye’nin Lübnan’daki sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yürüttüğü insani yardım çalışmaları, savaşın etkilerini hafifletmeye yöneliktir. Aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki güvenlik dengelerini yakından izleyen Ankara, çatışmaların genişlemesi halinde enerji hatları ve deniz yetki alanları üzerinde olumsuz etkiler olabileceğini değerlendiriyor. Türkiye’nin bölgedeki diplomatik girişimleri ve arabuluculuk potansiyeli, özellikle İran ve İsrail arasındaki gerilimi yönetmede kilit rol oynayabilir. Bu nedenle Türkiye, hem insani yardım hem de diplomatik kanalları açık tutarak bölgesel barışa katkı sağlamayı hedefliyor.