İsrail ordusu, Lübnan sınırında Hizbullah'a yönelik operasyonlarını yoğunlaştırarak Güney Lübnan'daki yerleşim birimlerini ve stratejik noktaları ağır topçu ateşi ve hava saldırılarıyla vurmaya devam ediyor. Son 24 saatte, İsrail savaş uçakları ve topçu birliklerinin, başta Bint Jbeil, Marjayoun ve Nebatiye bölgeleri olmak üzere birçok noktayı hedef aldığı bildiriliyor. Lübnan resmi haber ajansı NNA'ya göre, saldırılarda en az 9 sivil hayatını kaybetti, 30'dan fazla kişi yaralandı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ise operasyonların yalnızca Hizbullah'a ait askeri altyapı, silah depoları ve roketatarlarını hedef aldığını, sivilleri korumak için önlem alındığını iddia ediyor. Ancak yerel kaynaklar, özellikle sivil yerleşim alanlarının da vurulduğu yönünde raporlar veriyor. Bölgedeki hastaneler, yoğun hasta akını nedeniyle acil durum ilan etti. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL), taraflara itidal çağrısı yaparken, sivil kayıpların derin endişe verici olduğunu belirtti. Çatışmalar nedeniyle on binlerce sivil, evlerini terk ederek daha güvenli bölgelere göç etmek zorunda kalıyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail ile Lübnan arasındaki sınır gerginliği, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısı ve ardından başlayan Gazze savaşıyla birlikte yeniden alevlendi. Hizbullah, Gazze'deki Filistinli gruplara destek amacıyla Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in kuzey bölgelerine sınırlı füze ve roket atışları düzenliyor. İsrail ise buna karşılık olarak Güney Lübnan'da hava ve kara saldırılarını artırdı. Son haftalarda İsrail'in operasyonları, daha önceki sınırlı saldırılara kıyasla önemli ölçüde derinleşti. IDF, Hizbullah'ın sınıra yakın İsrail yerleşim birimlerine yönelik bir saldırı hazırlığında olduğunu ve bu nedenle 'önleyici' bir operasyon yürüttüklerini açıkladı. Hizbullah ise İsrail'in sivil altyapıyı hedef alarak savaş suçu işlediğini iddia ediyor. İki taraf arasında 2006'dan bu yana en büyük çaplı çatışmalar yaşanırken, uluslararası toplum ateşkes çağrılarını yineliyor. ABD, Fransa ve Birleşmiş Milletler, diplomasi yollarını zorlamaya çalışsa da, bugüne kadar kalıcı bir ateşkes sağlanamadı.
Bölgesel Boyut
İsrail-Lübnan çatışması, sadece iki ülke arasında bir sınır meselesi değil, aynı zamanda bölgesel bir kriz haline gelmiş durumda. Hizbullah, İran'ın desteğiyle bölgede önemli bir güç olarak öne çıkıyor. İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, İran ile İsrail arasındaki vekalet savaşının bir parçası olarak görülüyor. Bu durum, Suriye'deki İran destekli milisleri ve Irak'taki Şii grupları da etkileyerek bölgesel bir yangına dönüşme potansiyeli taşıyor. Ayrıca, İsrail'in saldırıları sırasında Lübnan'da Hıristiyan ve Sünni nüfusun yoğun olduğu bölgelerin de vurulması, ülke içinde mezhepsel gerilimleri artırıyor. BM Güvenlik Konseyi, acil toplantı kararı alırken, Arap Ligi de İsrail'in saldırılarını kınayan bir bildiri yayımladı. Ancak, ABD'nin İsrail'e askeri ve diplomatik destek vermesi, ateşkes çağrılarının etkisini sınırlıyor. Rusya, Çin ve Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yaparken, NATO'nun resmi bir tutum almadığı görülüyor. Bölgedeki enerji hatları ve ticaret yollarının güvenliği de tehdit altında; Doğu Akdeniz'deki gaz sahalarına yakınlığı nedeniyle çatışmaların enerji piyasalarını da etkilemesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Güney Lübnan'a yönelik saldırıları, Türkiye için doğrudan güvenlik ve dış politika risklerini beraberinde getiriyor. Türkiye, bölgede istikrarın bozulmasının kendi sınır güvenliğini tehdit edebileceği endişesiyle tarafları itidale davet ediyor. Özellikle, çatışmaların Suriye'ye sıçraması halinde, Türkiye'nin güney sınırlarında yeni bir mülteci akını ve güvenlik krizi yaşanabilir. Ekonomik olarak, Doğu Akdeniz'deki enerji projeleri ve deniz yetki alanları tartışmaları bağlamında, İsrail-Lübnan gerginliği Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, İran-Hizbullah ekseni ile İsrail arasındaki çatışma, Türkiye'nin bölgesel dengeleri gözetme politikasını zorluyor. Ankara, hem Filistin davasına verdiği destek hem de İran ile rekabet arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Bu nedenle, Türkiye'nin diplomatik girişimlerde daha aktif rol alması ve tarafları ateşkese ikna etmesi bekleniyor. Aksi halde, bölgesel istikrarsızlık Türkiye'yi de olumsuz etkileyebilir.