İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria'nın Hebron kentinde Filistinlilere ait evleri yıkması, bölgede gerginliği artırdı. Yerel yetkililer, Cuma günü iki Filistinli silahlı kişinin iki İsrail askerini öldürmesinin ardından başlatılan operasyon kapsamında evlerin yıkıldığını ve ailelerin yerinden edildiğini bildirdi. Yıkımlar, İsrail'deki seçimlerden günler önce gerçekleşmesi nedeniyle dikkat çekiyor.
Yıkımların arka planı ve yerel tepkiler
İsrail ordusu, Hebron'un güneyindeki El-Celil mahallesinde bulunan iki Filistinliye ait evi buldozerlerle yıktı. İsrail makamları, evlerin yıkım kararının daha önce alındığını ve saldırıyı gerçekleştirenlerin ailelerine yönelik bir cezai tedbir olduğunu savunuyor. Ancak Filistinli yetkililer ve insan hakları örgütleri, bu tür yıkımların toplu cezalandırma anlamına geldiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor.
Olay, Cuma günü Hebron yakınlarında meydana gelen silahlı saldırının ardından yaşandı. İki Filistinli silahlı kişi, bir İsrail askeri aracına ateş açarak iki askeri öldürdü. Saldırıyı üstlenen olmadı. İsrail güçleri, saldırının ardından bölgede geniş çaplı bir arama operasyonu başlattı ve çok sayıda Filistinliyi gözaltına aldı. Yerel kaynaklara göre, yıkımlar sırasında aileler evlerini tahliye etmek zorunda kaldı ve çadırlarda yaşamaya başladı.
Hebron, Batı Şeria'da Filistinliler ile Yahudi yerleşimcilerin bir arada yaşadığı ve sık sık çatışmalara sahne olan bir kent. İsrail yönetimi, Filistinlilere ait evleri izinsiz inşaat gerekçesiyle yıkma yetkisine sahip. Ancak Filistinliler, İsrail'in inşaat izni vermeyi sistematik olarak reddettiğini ve bu nedenle yıkımların kaçınılmaz hale geldiğini belirtiyor. Filistinli aileler, yıkım kararlarına karşı çoğu zaman yasal yollara başvuruyor ancak İsrail mahkemeleri genellikle yıkım kararlarını onaylıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu son gelişme, İsrail-Filistin çatışmasında artan şiddet döngüsünün bir parçası. Son aylarda Batı Şeria'da İsrail güçleri ile Filistinliler arasında gerginlik tırmanmış durumda. İsrail, Mart 2022'den bu yana Batı Şeria'da düzenlediği operasyonlarda çok sayıda Filistinliyi gözaltına aldı veya öldürdü. Filistin tarafında ise silahlı saldırılar arttı. Uluslararası toplum, özellikle ABD ve Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yapıyor ancak kalıcı bir çözüm bulunamıyor.
Yıkımların İsrail seçimlerinden hemen önce gerçekleşmesi, iç siyasi hesaplarla ilişkilendiriliyor. İsrail'de 1 Kasım'da yapılacak seçimler öncesinde, hükümetin güvenlik konularında sert duruş sergilemesi bekleniyor. Aşırı sağcı politikacılar, Filistinlilere yönelik sert tedbirlerin artırılması çağrısında bulunuyor. Bu durum, Filistinliler üzerindeki baskıyı daha da artırabilir.
Uluslararası hukuk açısından, işgal altındaki topraklarda yerleşimci faaliyetleri ve ev yıkımları Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı. Birleşmiş Milletler, defalarca İsrail'i bu tür uygulamalardan vazgeçmeye çağırdı. Ancak İsrail, bu eleştirileri reddederek yıkımların yasal olduğunu savunuyor. Filistin yönetimi ise uluslararası toplumdan daha fazla baskı ve yaptırım talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına tarihsel ve siyasi olarak bağlı bir ülke olarak, İsrail'in Hebron'daki yıkımlarını yakından takip ediyor. Ankara, İsrail-Filistin çatışmasında Filistinlilerin haklarını savunma konusunda kararlı bir duruş sergiliyor. Son dönemde Türkiye-İsrail ilişkilerinde normalleşme adımları atılsa da, Filistin konusu hassasiyetini koruyor. Bu tür yıkımlar, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin Orta Doğu politikalarını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin insani yardım ve diplomatik girişimlerde bulunması muhtemel. Türk kamuoyunda da Filistin'e yönelik destek güçlü olduğundan, hükümet üzerinde İsrail'e karşı daha sert bir tutum alma baskısı oluşabilir.