İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde yetersiz beslenen çocuklar ve hamile kadınlar için hazırlanmış acil gıda ve ilaç depolarını hedef alan bir saldırı düzenledi. Saldırı, bölgedeki insani yardım çalışmalarını yürüten uluslararası kuruluşların depoladığı kritik malzemelerin büyük ölçüde tahrip olmasına yol açtı. Görgü tanıkları, saldırının ardından depolardan yükselen dumanların kilometrelerce uzaktan görüldüğünü belirtti. Bu gelişme, Gazze'de halihazırda derinleşen insani krizi daha da ağırlaştırırken, yardım kuruluşları bölgede açlık ve hastalık riskinin arttığı uyarısında bulunuyor.
Saldırının Detayları ve Hedef Alınan Depolar
Saldırı, Gazze'nin güneyindeki Refah kentinde ve merkezindeki Deyr el-Belah bölgesinde bulunan iki ayrı depoya düzenlendi. Bu depolar, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) ve Dünya Gıda Programı (WFP) gibi kuruluşların yetersiz beslenmeyle mücadele için temin ettiği özel mamalar, vitamin takviyeleri, ilaçlar ve tıbbi malzemeleri barındırıyordu. Depolarda ayrıca, hamile kadınların doğum öncesi bakımında kullanılan demir ve folik asit takviyeleri ile çocuklar için yüksek enerjili bisküviler de bulunuyordu.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, depoların Hamas tarafından askeri amaçlarla kullanıldığı iddia edildi. Ancak yardım kuruluşları bu iddiayı kesin bir dille reddetti ve depoların yalnızca insani yardım malzemeleri içerdiğini belirtti. Saldırı sonrası bölgeye giden ekipler, enkaz altında kalan malzemelerin yanı sıra depolarda çalışan en az üç kişinin de hayatını kaybettiğini doğruladı. Yardım çalışanları, bu kaybın bölgedeki lojistik kapasiteyi ciddi şekilde zayıflattığını ifade ediyor.
Gazze'de İnsani Durum Giderek Kötüleşiyor
Birleşmiş Milletler’e göre, Gazze'de nüfusun yaklaşık yüzde 80'i insani yardıma muhtaç durumda. Özellikle çocuklar ve hamile kadınlar, yetersiz beslenme nedeniyle risk altında. UNRWA’nın son raporuna göre, Gazze'de beş yaş altı çocukların yüzde 31'inde akut yetersiz beslenme tespit edildi. Hamile kadınlar arasında ise anemi oranı yüzde 25'e ulaşmış durumda. Yardım kuruluşları, bu istatistiklerin her geçen gün daha da kötüleştiğini ve sınır kapılarından giriş yapan yardım tırlarının sayısının ihtiyaçları karşılamaktan çok uzak olduğunu vurguluyor.
İsrail'in kara ve hava saldırılarını yoğunlaştırdığı geçtiğimiz haftalarda, insani yardım koridorları neredeyse tamamen kapanmış durumda. Mısır'ın Refah Sınır Kapısı üzerinden giriş yapmaya çalışan tırlar, yoğun bombardıman ve güvenlik gerekçeleriyle sık sık geri çevriliyor. Bu durum, Gazze'deki depoların önemini daha da artırıyor. Depoların yok edilmesi, aylarca süren uluslararası çabaların ve bağış kampanyalarının sonuçlarını bir anda yok etti. Yardım kuruluşları, bu kaybın telafisinin kolay olmayacağını, ancak bölgeye acil sevkiyat yapılması gerektiğini dile getiriyor.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
Saldırı, uluslararası toplumda geniş bir infial yarattı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, yaptığı yazılı açıklamada, sivil altyapının hedef alınmasının uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olduğunu belirtti ve saldırıyı kınadı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise, özellikle hamile kadınlar ve çocuklar için kritik öneme sahip tıbbi malzemelerin imha edilmesinin 'insani bir felaket' olduğunu duyurdu.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Gazze'deki durumun artık 'dayanılmaz' bir noktaya ulaştığını belirterek, taraflara derhal ateşkes çağrısı yaptı. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), savaş suçu işlendiği iddialarını araştırdığını duyururken, insan hakları örgütleri İsrail'in bu saldırısının savaş suçu kapsamında değerlendirilebileceğini savunuyor. Öte yandan, ABD yönetimi ise İsrail'in kendini savunma hakkını desteklediğini yineleyerek, ancak sivillerin korunması için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu saldırı, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasında insani krizin boyutlarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye, Gazze'ye insani yardım ulaştırılması için aktif bir diplomasi yürütüyor ve bu tür saldırılar, Ankara'nın bölgede kalıcı ateşkes ve iki devletli çözüm çağrılarını güçlendiriyor. Ayrıca, Türkiye'nin insani yardım kuruluşları (TİKA, Kızılay) aracılığıyla bölgeye destek sağlama çabalarının önemi artıyor. Bu saldırı, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artırmak ve Filistin halkının yanında yer alarak İslam dünyasındaki liderlik rolünü pekiştirmek için kullanabileceği bir gelişme olarak değerlendirilebilir.