İran yönetimi, ABD'nin artan baskısı ve ağır ekonomik koşulların birleşmesiyle olası sokak protestolarına karşı hazırlık yapıyor. Ülkede benzin fiyatlarına zam yapılıp yapılmayacağı konusundaki belirsizlik, hükümet ile halk arasındaki gerilimi artırıyor. 2019'daki kanlı protestoların hafızalardaki tazeliği, yetkilileri hem ekonomi politikalarında hem de güvenlik önlemlerinde daha temkinli davranmaya itiyor. Bu gelişmeler, Tahran'ın uluslararası baskılar karşısında iç istikrarını koruma çabalarını gözler önüne seriyor.
Ekonomik Kriz ve Yakıt Zammı İkilemi
İran, yıllardır süren ABD yaptırımlarının ağır etkisiyle boğuşuyor. Petrol ihracatındaki düşüş, bankacılık sisteminin izolasyonu ve dış ticaretin kısıtlanması, ülke ekonomisini ciddi biçimde daraltmış durumda. Enflasyonun yüksek seyretmesi, alım gücünün düşmesi ve işsizliğin artması, toplumun geniş kesimlerinde huzursuzluk yaratıyor. Bu tablo karşısında hükümet, bütçe açığını kapatmak için yakıt fiyatlarına zam yapmayı değerlendiriyor. Ancak 2019 yılında benzin fiyatlarına yapılan zam, ülke genelinde büyük protestolara yol açmış, güvenlik güçlerinin sert müdahalesi sonucu yüzlerce kişi hayatını kaybetmişti. Bu nedenle hükümet, aynı hatayı tekrarlamak istemiyor; ancak ekonomik zorunluluklar da zam yapılmasını gerektiriyor. Bu ikilem, Tahran yönetimini iki arada bir derede bırakmış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'daki iç karışıklık ihtimali, bölgesel dengeleri de etkileyebilecek bir potansiyele sahip. ABD Başkanı Donald Trump'ın yeniden Başkanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte Washington'un Tahran'a yönelik "maksimum baskı" politikası yeniden hız kazandı. Bu baskı, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda taviz vermesi amacıyla uygulanıyor. Ancak ekonomik zorluklar, rejimin içeride zayıflamasına yol açabilir; bu da Tahran'ın dış politikada daha savunmacı veya daha agresif bir tutum benimsemesine neden olabilir. İsrail, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri, İran'daki olası bir istikrarsızlığı yakından izliyor; zira bu durum bölgesel güç dengelerini değiştirebilir. Öte yandan, İran'ın nükleer anlaşma müzakerelerindeki tutumu da bu iç baskıların etkisiyle şekillenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki istikrarsızlık, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek bir gelişme. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü İran'dan karşılıyor; olası bir kriz enerji arzını sekteye uğratabilir. Ayrıca, İran'daki karışıklık sınır güvenliğini tehdit edebilir ve yeni göç dalgalarına yol açabilir. Türkiye ayrıca İran'la ticari ilişkilerini sürdürmeye çalışırken, ABD yaptırımlarına karşı denge politikası izliyor. Bu nedenle Tahran'daki gelişmeler, Ankara'nın bölgesel politikalarını ve güvenlik stratejilerini doğrudan ilgilendiriyor. Türk hükümeti, İran'daki iç karışıklıkların bölgesel istikrarı bozmaması için diplomatik kanalları açık tutmaya ve kriz yönetiminde aktif rol oynamaya çalışıyor.