Haiti'nin başkenti Port-au-Prince'in varoşlarındaki bir mahalleye düzenlenen silahlı saldırıda en az 47 kişinin öldürüldüğü bildirildi. Yetkililer, çete üyelerinin dün sabah erken saatlerde Pont-Sondé bölgesine girerek evleri ateşe verdiğini ve sivilleri hedef aldığını açıkladı. Belediye Başkanı Jean-Marie Nicolas, ilk belirlemelere göre 25 kişinin yaşamını yitirdiğini söylerken, Birleşmiş Milletler (BM) Haiti Entegre Ofisi, ölü sayısının 47'ye yükseldiğini duyurdu. Saldırı, ülkede artan çete şiddetinin ve güvenlik güçlerinin çaresizliğinin bir kez daha gözler önüne serdi.
Saldırının Detayları ve Arka Plan
Yerel kaynaklara göre, silahlı çeteler Pont-Sondé'nin ana caddelerinde mevzilenerek önce polis karakolunu basmayı denedi. Ardından rastgele ateş açarak çok sayıda kişiyi öldürdü ve en az 20 kişiyi de yaraladı. Saldırganların birçok evi ve iş yerini ateşe verdiği, bazı kurbanların yakılarak öldürüldüğü belirtiliyor. Olayın ardından bölgedeki çok sayıda aile evlerini terk etmek zorunda kaldı; bazıları geçici olarak yakındaki okul ve kiliselere sığındı. BM, 8 yaşından küçük bazı çocukların da aralarında bulunduğu kurbanların kimlik tespiti çalışmalarının sürdüğünü duyurdu.
Haiti'de çete şiddeti son yıllarda dramatik bir şekilde arttı. Başkent Port-au-Prince'ın büyük bölümü çetelerin kontrolünde. Grand Ravine, Village de Dieu ve Cité Soleil gibi yerleşimler, silahlı grupların uyuşturucu kaçakçılığı, adam kaçırma ve haraç toplama faaliyetleri için üs olarak kullandığı bölgeler arasında. Bu çetelerin birçoğu siyasi gruplarla bağlantılı olmakla suçlanıyor. 2021'de Devlet Başkanı Jovenel Moise'nin suikastla öldürülmesinden bu yana ülkede siyasi otorite boşluğu yaşanıyor ve bu boşluk çetelerin daha da güçlenmesine zemin hazırlıyor.
Geçtiğimiz Şubat ayında, başkentteki ana hapishaneye düzenlenen baskınlarda yüzlerce mahkumun kaçması ve ardından çetelerin havaalanı çevresinde kontrolü ele geçirme girişimleri, hükümetin acil durum ilan etmesine neden olmuştu. Başbakan Ariel Henry, ülkede istikrarı sağlayamadığı için mart ayında istifa etmek zorunda kalmıştı. Geçici bir başkanlık konseyi, Haziran ayında Garry Conille'i başbakan olarak atadı ancak yeni hükümetin de çetelerle mücadelede yetersiz kaldığı görülüyor. Birleşmiş Milletler, Kenya liderliğindeki çok uluslu bir güvenlik misyonuyla ülkeye takviye gönderileceğini açıklamıştı ancak bu misyonun konuşlanması süreci yavaş ilerliyor ve güvenlik güçleri başkentteki çetelerle başa çıkmakta zorlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Pont-Sondé'deki katliam, Haiti'nin içinde bulunduğu derin güvenlik krizinin yalnızca son halkası. BM, bu yılın başından bu yana ülkede 2 bin 500'den fazla kişinin çete şiddeti sonucu öldürüldüğünü ya da yaralandığını kaydetti. Uzmanlar, çetelerin giderek daha fazla toplu şiddet eylemlerine yöneldiğini ve katliamların 'soykırım benzeri' bir nitelik kazandığını belirtiyor. Bu durum, Haiti'deki komşu ülkeleri ve uluslararası toplumu harekete geçirmek zorunda bırakıyor. Amerika Birleşik Devletleri, Haiti'ye mali destek sağlarken, Birleşmiş Milletler de ülkede istikrarın sağlanması için kalıcı bir barış gücü oluşturulması çağrısında bulunuyor.
Ancak çete şiddetinin sınır tanımayan etkisi, yalnızca Haiti sınırları içinde kalmıyor. Karayipler bölgesinde göç baskısı artıyor; binlerce Haitili her ay deniz yoluyla ABD'nin Florida eyaletine ya da Bahamalar gibi komşu ülkelere ulaşmaya çalışıyor. ABD Sahil Güvenlik ekipleri, son aylarda düzensiz göçmen taşıyan çok sayıda tekneye el koydu. Dolayısıyla Haiti'deki güvenlik boşluğu, aynı zamanda bölgesel bir istikrarsızlık unsuru olarak görülüyor. Uzmanlar, çetelerin silah ve mühimmatının büyük bölümünün ABD'den kaçak yollarla geldiğini de hatırlatıyor ve bu durumun uluslararası iş birliğinin önemini artırdığını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Haiti'deki gelişmeler, Türkiye'nin doğrudan bir çıkar alanı gibi görünmese de, küresel güvenlik mimarisi açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Karayipler ve Latin Amerika ile ilişkilerini son yıllarda geliştirmeye çalışıyor; TİKA aracılığıyla bölgede kalkınma projelerine destek veriyor. Ancak Haiti'deki çete şiddetinin artması, ülkede yabancı yatırımları ve diplomatik misyonları da tehdit eder boyuta ulaşabilir. Türkiye’nin, BM çatısı altında yürütülen barış girişimlerine destek vermesi ve insani yardım sağlaması, küresel sorumluluk paylaşımı açısından yeniden gündeme gelebilir. Ayrıca, Haiti’den kaynaklanan düzensiz göç dalgalarının Avrupa üzerinden Türkiye’yi de etkileyebilecek zincirleme sonuçları olabileceği göz ardı edilmemelidir.