İsrail, işgal altındaki Batı Şeria'nın güneyinde, El-Halil kenti yakınlarındaki El-Dahiriye kasabası civarında yeni bir yerleşim karakolu kurmaya başladı. Filistinli hak örgütü El-Baydar Örgütü'nün Cumartesi günü yaptığı yazılı açıklamaya göre, bu adım İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin bir parçası. Anadolu Ajansı'nın aktardığı habere göre, söz konusu karakol, bölgede gerilimi artırırken Filistinlilerin topraklarına yönelik yeni bir el koyma girişimi olarak değerlendiriliyor.
Yerleşim genişlemesinin arka planı
El-Baydar Örgütü, İsrail'in yerleşim genişletme politikasının sistematik bir şekilde sürdüğünü vurguladı. Açıklamada, yeni karakolun kurulmasının Filistinlilere ait arazilerin gasbı anlamına geldiği ve uluslararası hukuka aykırı olduğu belirtildi. İsrail yönetimi, 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da yüzlerce yerleşim birimi ve karakol inşa etmiş durumda. Uluslararası toplum, bu yerleşimleri defalarca kınasa da İsrail inşaat faaliyetlerini durdurmuyor. El-Dahiriye çevresindeki yeni karakol, özellikle El-Halil bölgesindeki Filistin köylerini tecrit etmeyi ve stratejik noktaları ele geçirmeyi amaçlayan daha geniş bir planın parçası olarak görülüyor. Filistinli yetkililer, benzer karakolların çoğu zaman kalıcı yerleşimlere dönüştüğüne dikkat çekiyor.
Bölgedeki görgü tanıkları, karakol inşası sırasında İsrail güçlerinin geniş güvenlik önlemleri aldığını ve Filistinlilerin bölgeye yaklaşmasının engellendiğini aktarıyor. Bu tür karakollar genellikle birkaç konteyner ve çadırdan oluşuyor; ancak zamanla yollar, su ve elektrik altyapısı çekilerek kalıcı yerleşim birimlerine dönüştürülüyor. İsrail hükümeti, yerleşim faaliyetlerini "güvenlik ihtiyaçları" gerekçesiyle savunurken, uluslararası hukuk uzmanları bunun Cenevre Sözleşmeleri'ne açıkça aykırı olduğunu belirtiyor.
El-Baydar Örgütü, uluslararası toplumu ve ilgili kuruluşları İsrail'in bu eylemlerine karşı somut adımlar atmaya çağırdı. Açıklamada, yerleşim genişlemesinin Filistin halkının yaşam alanını daralttığı, iki devletli çözüm ihtimalini ortadan kaldırdığı vurgulandı. Batı Şeria'da son aylarda yerleşimci şiddeti ve İsrail ordusunun operasyonları da artmış durumda. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre, bu yıl içinde bölgede yüzlerce Filistinli hayatını kaybetti. Uluslararası kuruluşlar, yerleşim genişlemesinin barış sürecini geri dönülemez şekilde zedelediği uyarısını yapıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in yerleşim politikası, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararına rağmen sürüyor. Bu karar, İsrail'in 1967'den sonra işgal ettiği topraklardaki tüm yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı ilan ediyor. Ancak ABD'nin son yıllarda İsrail'e verdiği koşulsuz destek, bu kararın uygulanmasını engelliyor. Avrupa Birliği ise yerleşim ürünlerine yönelik etiketleme kuralları gibi sınırlı adımlarla yetiniyor. Orta Doğu'da yaşanan son gelişmeler, Filistin meselesinin Arap dünyasının öncelikleri arasında geri plana düştüğü izlenimini güçlendiriyor. Özellikle bazı Körfez ülkelerinin İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabaları, Filistinlilerin haklarını koruma konusundaki kararlılığı zayıflatıyor.
Yeni yerleşim karakolu, aynı zamanda İsrail'in ilhak planlarının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor. 2020'de duyurulan ve daha sonra askıya alınan ilhak planı, Batı Şeria'nın büyük bölümünün İsrail'e katılmasını öngörüyordu. Her ne kadar plan resmen rafa kaldırılsa da sahadaki yerleşim genişlemesi fiili ilhakı sürdürüyor. Filistin yönetimi, uluslararası mahkemelerde İsrail aleyhine girişimlerde bulunsa da etkili sonuç alamıyor. Bu durum, bölgede kalıcı bir barış umudunu zayıflatırken radikal grupların propaganda malzemesi haline geliyor.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve diğer insani yardım kuruluşları, yerleşim genişlemesinin Filistinli ailelerin geçim kaynaklarını yok ettiğini, zeytinliklerin ve tarım arazilerinin yok edildiğini raporluyor. El-Dahiriye gibi kırsal bölgelerde halkın ana geçim kaynağı tarım ve hayvancılık. Yeni karakolun kurulması, bu ailelerin arazilerine erişimini kısıtlayacak ve ekonomik sıkıntıyı derinleştirecek. Filistinli gruplar, İsrail'in bu eylemlerinin Filistin halkını topraklarından koparmaya yönelik sistematik bir politika olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini uzun süredir uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve Filistin davasını destekliyor. Yeni karakol, Türkiye'nin bölgedeki barış ve istikrar beklentilerini zayıflatırken, Ankara'nın Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı platformlarında yürüttüğü diplomasiye somut bir gerekçe daha ekliyor. Türkiye, İsrail ile ilişkilerinde yerleşim genişlemesini sürekli gündemde tutarak uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki güç dengeleri açısından bu tür adımlar, Türkiye'nin bölgesel barış vizyonunu güçlendirme fırsatı sunarken, İsrail'in izolasyonunu artırıcı bir etki yapabilir. Türkiye'nin Filistin'e verdiği siyasi ve insani destek, bu gelişmeler ışığında daha da önem kazanıyor.