Çin, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada ABD'ye karşı duruşunu sergileyerek Körfez ülkelerinin egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı ve "ilgili ülke"yi İran ile Küba'ya yönelik tek taraflı yaptırımlarına son vermeye çağırdı. Reuters muhabiri Antoni Slodkowski'nin bildirdiğine göre, Çin'in BM Daimi Temsilcisi, 26 Eylül Cumartesi günü New York'taki BM Genel Merkezi'nde yaptığı konuşmada, uluslararası hukuka ve ülkelerin iç işlerine karışmama ilkesine vurgu yaptı.
Konuşmanın Arka Planı ve Ana Mesajlar
Çin temsilcisi, konuşmasında özellikle Basra Körfezi'ndeki gerginliğe dikkat çekerek, bölge ülkelerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyulması gerektiğini ifade etti. ABD'yi doğrudan isimlendirmeden "ilgili ülke" ifadesiyle eleştiren Çin, Washington'un İran'a yönelik yaptırımlarını ve Küba'ya uyguladığı ambargoyu uluslararası hukuka aykırı ve tek taraflı olarak nitelendirdi. Çin, bu tür yaptırımların küresel istikrarı tehdit ettiğini ve diyalog yoluyla sorunların çözülmesi gerektiğini savundu.
Konuşmanın satır aralarında, Çin'in çok taraflılık vurgusu öne çıktı. Pekin yönetimi, BM'nin uluslararası barış ve güvenliği sağlamadaki rolünü güçlendirmesi gerektiğini belirterek, tek taraflı yaptırımların ve güç kullanımının sorunları çözmek yerine daha da derinleştirdiğini ifade etti. Çin, ayrıca İran nükleer anlaşmasının (Kapsamlı Ortak Eylem Planı - JCPOA) korunması gerektiğini yineledi.
Uluslararası Yansımalar ve Bölgesel Boyut
Çin'in bu çıkışı, ABD ile Çin arasındaki artan jeopolitik rekabetin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Washington, İran'a yönelik yaptırımları sürdürürken ve Küba'ya yönelik ambargoyu kaldırmayı reddederken, Çin'in BM platformunu kullanarak ABD'yi eleştirmesi, iki küresel güç arasındaki diplomatik mücadelenin derinleştiğini gösteriyor. Çin, özellikle Orta Doğu'da artan ekonomik ve siyasi nüfuzunu kullanarak ABD'nin bölgedeki etkisini dengelemeye çalışıyor.
İran ve Küba, ABD yaptırımlarından en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. İran, 2015 nükleer anlaşmasından ABD'nin 2018'de tek taraflı çekilmesinin ardından yeniden sert yaptırımlarla karşılaşmış, Küba ise on yıllardır süren ambargoyla ekonomik zorluklar yaşıyor. Çin'in bu ülkelerle dayanışma mesajı, aynı zamanda kendi kuşak ve yol girişimi kapsamında bu ülkelerle olan ekonomik bağlarını güçlendirme amacını taşıyor.
BM Genel Kurulu'ndaki bu tür konuşmalar, genellikle sembolik olsa da, uluslararası kamuoyunda önemli bir yankı uyandırıyor. Çin'in açıklamaları, özellikle gelişmekte olan ülkeler nezdinde ABD'nin tek taraflı politikalarına duyulan rahatsızlığı dile getirmesi açısından dikkat çekici. Ancak ABD yönetimi, İran ve Küba'ya yönelik politikalarını ulusal güvenlik ve insan hakları gerekçeleriyle savunmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in BM'deki bu çıkışı, Türkiye'nin çok taraflı dış politika stratejisi açısından önemli ipuçları sunuyor. Türkiye, hem ABD hem de Çin ile dengeli ilişkiler yürütürken, İran ve Küba gibi yaptırım altındaki ülkelerle ticari ve diplomatik bağlarını koruyor. Çin'in tek taraflı yaptırımlara karşı duruşu, Türkiye'nin de sıklıkla dile getirdiği uluslararası hukuk vurgusuyla örtüşüyor. Ancak Ankara, ABD ile olan NATO ittifakı ve stratejik ortaklığını da gözeterek, Pekin'in açıklamalarına mesafeli yaklaşabilir. Yine de bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu ve küresel dengelerde çok kutuplu bir yaklaşım benimsemesinin önemini ortaya koyuyor.