İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'da geniş çaplı baskın operasyonları düzenlerken, İsrailli yerleşimciler Filistinlilere ait tarım arazilerine ve su altyapısına yönelik saldırılarını artırdı. Son 24 saatte en az 12 Filistinlinin gözaltına alındığı baskınlarda, askeri araçlar Nablus, Cenin ve El-Halil kentlerine girerek arama tarama faaliyetleri yürüttü. Yerleşimci gruplar ise özellikle kırsal alanlarda zeytin ağaçlarını sökmek ve su kuyularını tahrip etmekle suçlanıyor. Olaylar, uluslararası toplumun İsrail-Filistin çatışmasında yeni bir gerilim dalgasından endişe duyduğu bir dönemde meydana geldi.
Baskınların Arka Planı ve Yerleşimci Faaliyetleri
İsrail savunma güçleri (IDF), operasyonların “güvenlik amaçlı” olduğunu ve “terörle mücadele” kapsamında yürütüldüğünü açıkladı. Ancak Filistinli yetkililer, bu baskınların uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve sivillere yönelik kolektif cezalandırma niteliği taşıdığını belirtiyor. Baskınlarda özellikle gece saatlerinde evlere girilerek arama yapıldığı, birçok kişinin kimlik kontrolü için alıkonulduğu bildiriliyor.
İsrailli yerleşimcilerin saldırıları ise daha sistematik bir boyut kazandı. Batı Şeria'nın güneyindeki Masafer Yatta bölgesinde yerleşimcilerin Filistinli çobanların su tanklarını deldiği, kuzeydeki Burin köyünde ise onlarca zeytin ağacını kestiği kaydedildi. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), 2024 yılının ilk çeyreğinde yerleşimci şiddeti olaylarının geçen yıla göre yüzde 40 arttığını raporladı. Bu saldırılar, Filistinlilerin temel geçim kaynaklarını hedef alarak bölgeden göçe zorlanmasına yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Batı Şeria'daki tırmanış, Gazze'deki ateşkes müzakerelerinin kırılgan seyrettiği bir döneme denk geliyor. Mısır ve Katar arabuluculuğunda devam eden görüşmelerde, İsrail'in Batı Şeria'daki operasyonlarının Filistinli grupların tutumunu sertleştirebileceği belirtiliyor. Öte yandan ABD ve Avrupa Birliği, yerleşimci şiddetini kınamakla birlikte, İsrail'e yönelik somut yaptırım adımlarından kaçınıyor.
Birleşmiş Milletler Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, son olayları “işgal altındaki topraklarda sistematik bir ilhak sürecinin parçası” olarak nitelendirdi. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Batı Şeria'da işlenen savaş suçlarına ilişkin soruşturması ise devam ediyor. Ancak İsrail, mahkemenin yargı yetkisini tanımadığını yineleyerek soruşturmaya iş birliği yapmayacağını açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Şeria'daki tırmanış, Türkiye'nin Filistin meselesine verdiği diplomatik desteğin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ankara, daha önceki dönemlerde olduğu gibi, yerleşimci şiddetini ve İsrail operasyonlarını kınayan açıklamalar yapacak, uluslararası platformlarda Filistin'in haklarını savunmaya devam edecektir. Bununla birlikte, bölgedeki istikrarsızlık Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'da yürüttüğü enerji ve güvenlik politikalarını da etkileyebilir. Ayrıca, İsrail-Filistin çatışmasındaki her yeni gerilim, Türkiye ile İsrail arasındaki normalleşme sürecini sekteye uğratma potansiyeli taşımaktadır. Bu nedenle Ankara, hem diplomatik tepkilerini dengeli bir şekilde yönetmek hem de bölgesel barış girişimlerinde etkin rol oynamak zorundadır.