Lübnan, jeopolitik açıdan bir kavşak noktası olmaya devam ediyor. Jasim Al-Azzawi’nin konuğu Ronnie Chatah ile gerçekleştirdiği podcast yayınında, ülkenin büyük güçler arasında nasıl bir sıkışma yaşadığı masaya yatırıldı. "İki Ana Aktör, Ama Vahşi Kartı Kontrol Edebilecekler mi?" başlığıyla yayınlanan programda, özellikle Suudi Arabistan ve İran’ın Lübnan üzerindeki nüfuz mücadelesi ele alındı. Chatah, bu iki bölgesel gücün Lübnan’ı bir satranç tahtası gibi kullandığını, ancak Hizbullah gibi aktörlerin öngörülemezliğinin denklemi karmaşıklaştırdığını vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Lübnan, 2019’dan bu yana derin bir ekonomik krizle boğuşuyor. Bankacılık sisteminin çökmesi, siyasi istikrarsızlık ve 2020 Beyrut patlamasının ardından ülke adeta bir enkaz haline gelmiş durumda. Bu ortamda, Suudi Arabistan ve İran, kendi çıkarları doğrultusunda Lübnan’daki siyasi blokları finanse ediyor. Suudi Arabistan, Sünni lider Saad Hariri’yi desteklerken, İran ise Hizbullah ve Şii müttefiklerini güçlendiriyor. Podcast’te, her iki tarafın da Lübnan’ın iç işlerine müdahalesinin ülkeyi daha da kırılgan hale getirdiği belirtiliyor. Chatah, bu durumu "Lübnan bir vahşi kart, kimse kontrol edemiyor" sözleriyle özetliyor.
Özellikle 2022’deki parlamento seçimlerinde, Hizbullah ve müttefiklerinin çoğunluğu kaybetmesi, Suudi etkisinin bir zaferi olarak yorumlanmıştı. Ancak seçim sonrası hükümet kurma süreci hala tamamlanamadı. Bu belirsizlik, Lübnan’ın uluslararası toplumdan yardım almasını da zorlaştırıyor. IMF ile yapılan görüşmeler, siyasi tıkanıklık nedeniyle ilerleyemiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Podcast’te, Lübnan krizinin sadece bölgesel değil, küresel boyutları da tartışıldı. ABD ve Fransa, Lübnan’ın istikrarını sağlamak için diplomatik girişimlerde bulunsa da, İran’ın bölgedeki nüfuzu ve Suudi Arabistan’ın Yemen savaşına odaklanması bu çabaları baltalıyor. Chatah, “Lübnan, Ortadoğu’daki güç dengesinin bir mikrokozmozu” diyerek, ülkenin aslında bölgesel bir savaşın parçası olduğunu iddia ediyor. Ayrıca, İsrail’in Hizbullah’ın askeri kapasitesinden endişe duyması ve bunun sınırı aşan çatışmalara yol açma riski de vurgulanıyor. Bu bağlamda, podcast’te İran’ın nükleer programıyla ilgili müzakerelerin de Lübnan üzerindeki etkisi değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan’daki bu güç mücadelesi, Türkiye’nin doğrudan müdahil olmadığı bir alan olarak görünse de, bölgesel istikrarsızlık Ankara’yı da etkiliyor. Türkiye, özellikle Suriye krizi ve Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti nedeniyle Lübnan’daki gelişmelere kayıtsız kalamaz. Hizbullah’ın Suriye’deki varlığı ve İran’ın bölgesel yayılmacılığı, Türkiye’nin güvenlik çıkarlarına doğrudan tehdit oluşturuyor. Ayrıca, Lübnan’daki ekonomik çöküş, Türkiye’nin ihracat pazarlarını daraltabilir ve bölgeden gelebilecek mülteci akınını artırabilir. Bu nedenle, Ankara’nın Lübnan’da dengeli bir politika izlemesi ve krizi yönetmek için diplomatik kanalları açık tutması önem taşıyor.