İsrail, Lübnan ile arasındaki düşmanlıkları sona erdirmek için 26 Haziran'da Washington'da imzalanan çerçeve anlaşmasının hemen ertesi günü, 27 Haziran'da güney Lübnan'a hava saldırıları düzenledi. Saldırıda ölen veya yaralanan olup olmadığına dair henüz resmi bir açıklama yapılmazken, bölgeden yükselen dumanlar görüldü. Bu gelişme, iki ülke arasında yıllardır süren gerilimin yeni bir boyut kazandığı bir dönemde, anlaşmanın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Çerçeve Anlaşması ve Lübnan'ın Tutumu
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, 27 Haziran'da ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde, ülkesinin çerçeve anlaşmasını uygulama konusunda "üzerine düşen sorumlulukları yerine getireceğini" ifade etti. Anlaşma, beş tur müzakere sonucunda Washington'da imzalanmıştı. Aoun, Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne vurgu yaparak, anlaşma şartlarına bağlı kalacaklarını belirtti. Ancak İsrail'in bu kadar kısa süre içinde saldırıya geçmesi, Beyrut'ta şaşkınlık ve öfkeyle karşılandı. Lübnanlı yetkililer, anlaşmanın ihlal edildiğini belirterek uluslararası topluma müdahale çağrısında bulundu.
Anlaşma metnine göre, taraflar kara sınırlarında karşılıklı askeri faaliyetleri durdurmayı ve mevcut gerilimi azaltmayı taahhüt etmişti. Ancak İsrail, saldırının "Hizbullah'ın faaliyetlerine karşı önleyici bir tedbir" olduğunu öne sürdü. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmanın sadece resmi güçleri bağladığını, Hizbullah gibi silahlı grupların hareketlerine izin verilmeyeceğini savundu. Bu durum, anlaşmanın yorumlanmasında taraflar arasında ciddi bir uyuşmazlık olduğunu ortaya koyuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail-Lübnan sınırındaki bu gerilim, Ortadoğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da bozma potansiyeli taşıyor. ABD'nin arabuluculuğunda imzalanan anlaşma, bölgede istikrarı artırmayı hedeflerken, İsrail'in saldırısı Washington'u zor durumda bırakıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "tüm tarafların anlaşmaya uyması çağrısında bulunulduğu" belirtilirken, olayın ardından İsrail ile temasların sürdüğü ifade edildi.
Bölgede Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır gibi ülkeler, istikrarın sağlanması için barış sürecini desteklerken, İran'ın Hizbullah üzerindeki etkisi nedeniyle bu saldırılar Tahran'ın tepkisini çekebilir. Lübnan'da derinleşen ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlık, çerçeve anlaşmasını uygulamayı daha da zorlaştırıyor. Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısı yaparken, ateşkesin korunması için uluslararası gözlemcilerin bölgeye konuşlandırılması gündeme gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasında olduğu gibi Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini desteklemektedir. İsrail'in çerçeve anlaşmasına rağmen Lübnan'ı vurması, bölgesel istikrarı tehdit eden bir adım olarak değerlendirilebilir. Türkiye, hem Lübnan'la tarihi ve kültürel bağları hem de Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik çıkarları nedeniyle bu gelişmeleri yakından izlemektedir. Ateşkesin ihlali, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını ve bölgedeki barış girişimlerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Hizbullah faktörü, Türkiye'nin İran'la ilişkileri bağlamında dikkate alınması gereken bir unsurdur. Türkiye'nin BM ve bölgesel platformlarda yapıcı bir rol oynaması beklenir.