Lübnan'da siyasi gerilim tırmanıyor. Meclis Başkanı Nebih Berri, Pazar günü yaptığı açıklamada, ABD, İsrail ve Lübnan arasında müzakere edilen çerçeve anlaşmasını kesin bir dille reddetti. Berri, söz konusu anlaşmayı 'bir dayatma metni' olarak tanımlarken, Lübnan'ın egemenlik haklarını korumaktan uzak olduğunu söyledi. Berri'nin bu çıkışı, Hizbullah'ın güneydeki İsrail saldırılarına karşı meşru müdafaa hakkını ilan etmesinin hemen ardından geldi. İki gelişme, Lübnan-İsrail sınırındaki ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Çerçeve Anlaşması Neden Reddedildi?
Berri, anlaşmayı 'Lübnan'ın çıkarlarını hiçe sayan ve İsrail'e haksız imtiyazlar tanıyan bir metin' olarak nitelendirdi. Özellikle sınır güvenliği, su kaynaklarının paylaşımı ve Şeba Çiftlikleri gibi ihtilaflı konularda Lübnan'ın taleplerinin karşılanmadığını iddia etti. ABD arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde, İsrail'in Lübnan'ın egemenliğini tanıması, kara sularında doğal gaz arama faaliyetlerine izin vermesi gibi konular masadaydı. Ancak Berri, 'Bu anlaşma, Lübnan'ın egemenliğini kısıtlayan ve ekonomik bağımsızlığını tehdit eden maddeler içeriyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil' dedi.
Berri'nin reddi, Lübnan'daki siyasi taraflar arasında da yankı buldu. Başbakan Necip Mikati hükümeti henüz resmi bir açıklama yapmazken, Hizbullah'ın müttefiki Hıristiyan siyasetçi Süleyman Franciye de anlaşmayı 'ulusal çıkarlara aykırı' bularak reddetti. Öte yandan, Batı yanlısı bazı milletvekilleri, Berri'nin tutumunun ülkeyi daha da yalnızlaştıracağını ve ekonomik krizin derinleşmesine neden olacağını savunuyor.
Hizbullah'ın Meşru Müdafaa Vurgusu
Hizbullah Sözcüsü Muhammed Afif, yaptığı yazılı açıklamada, 'İsrail'in güneydeki saldırıları Lübnan'ın egemenliğine açık bir ihlaldir. Hizbullah olarak, direniş hakkımızı kullanacağız ve halkımızı koruyacağız' ifadelerini kullandı. Açıklamada, İsrail'in İkinci Lübnan Savaşı'ndan (2006) bu yana en yoğun hava saldırılarını düzenlediği belirtilirken, Hizbullah'ın her türlü askeri seçeneği masada tuttuğu vurgulandı. Sınırda son 24 saatte yaşanan çatışmalarda her iki taraftan da ölü ve yaralı haberleri geliyor.
Uzmanlar, Hizbullah'ın bu çıkışının, Berri'nin siyasi reddine askeri bir destek olarak okunabileceğini belirtiyor. Lübnanlı analist Maha Yahya'ya göre, 'Hizbullah, İsrail'e karşı caydırıcılığını korumaya çalışıyor. Ancak iç siyasette de ağırlığını hissettirmek istiyor. Berri'nin anlaşmayı reddetmesi, Hizbullah'ın pozisyonuyla uyumlu.'
Bölgesel ve Uluslararası Yansımalar
Bu gelişmeler, Doğu Akdeniz'deki enerji dengelerini de etkiliyor. İsrail, Lübnan'ın güney sularında doğal gaz arama çalışmalarını sürdürürken, Lübnan da kendi kıyılarında sondaj yapmayı planlıyor. ABD ve Fransa'nın arabuluculuk çabaları şu ana kadar sonuç vermedi. Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörü Joanna Wronecka, tarafları diyalog çağrısı yaparken, 'Anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi bölgesel istikrar için hayati önem taşıyor' dedi. Ancak Hizbullah'ın silahlı kanadının sınırda konuşlanması ve İsrail'in tehditleri, yeni bir çatışma riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan-İsrail arasındaki bu gerilim, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, Lübnan'ın egemenliğine saygı duyulmasını savunurken, aynı zamanda Doğu Akdeniz'de kendi kıta sahanlığında doğal gaz arama faaliyetlerini sürdürmektedir. Lübnan'ın ABD-İsrail çerçevesini reddetmesi, Türkiye'nin de benzer şekilde uluslararası anlaşmalarda egemenlik haklarını koruma vurgusunu güçlendirebilir. Ayrıca, Hizbullah'ın tutumu, Türkiye'nin bölgedeki dengeleri hesaba katarak izlediği diplomatik süreci etkileyebilir. Türkiye, Lübnan'daki istikrarın korunmasına katkı sunmak için mevcut diplomatik kanallarını kullanıyor, ancak yeni bir çatışma, bölgedeki mülteci akınları ve enerji güvenliği gibi konularda Türkiye'yi de etkileyebilir.