ABD ile İran arasında haftalardır süren karşılıklı askeri saldırılar tansiyonu tırmandırırken, Washington yönetimi Tahran ile diplomatik temasların devam edeceğini açıkladı. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, 17 Haziran’da imzalanan mutabakat zaptına rağmen yaşanan çatışmaların ardından “her iki tarafın da geri adım attığı” belirtildi. Ancak sahadan gelen haberler, özellikle Basra Körfezi ve Irak-Suriye sınır hattında gerginliğin azalmadığını gösteriyor. İran destekli milis gruplarının son 48 saat içinde ABD üslerine yönelik en az üç roket saldırısı düzenlediği, ABD’nin de İran Devrim Muhafızları’na ait bir insansız hava aracını düşürdüğü bildirildi.
Haziran mutabakatı ne vaat ediyordu?
Taraflar arasında 17 Haziran’da Umman arabuluculuğunda varılan mutabakat, askeri tırmanışın durdurulmasını ve nükleer programın izlenmesine yönelik teknik görüşmelerin başlatılmasını öngörüyordu. Anlaşma, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de dahil olduğu bölgesel bir güvenlik çerçevesi oluşturmayı hedefliyordu. Ancak anlaşmanın imzalanmasından sadece 10 gün sonra İran, ABD’nin Irak’taki El-Esad Hava Üssü’ne yönelik bir drone saldırısı düzenledi. Bunun üzerine ABD, İran’ın Suriye’deki askeri varlığına hava operasyonlarıyla karşılık verdi. O tarihten bu yana karşılıklı saldırılar neredeyse kesintisiz sürüyor.
Bölgesel boyut: İsrail ve Körfez ülkeleri alarmda
Çatışmaların kapsamı genişlerken, İsrail ve Körfez ülkeleri tedirgin bir bekleyişe geçti. İsrail Savunma Bakanlığı, kuzey sınırında Hizbullah’a karşı ek kuvvet konuşlandırdığını duyurdu. Suudi Arabistan ise İran’ın Yemen’deki Husilere verdiği desteğin artmasından endişe ediyor. Uzmanlar, mevcut çatışma hattının Basra Körfezi’nden Doğu Akdeniz’e kadar uzandığını, bunun da küresel enerji tedarik zincirini tehdit ettiğini belirtiyor. Brent petrol fiyatları geçen hafta %8 yükselerek 92 doların üzerine çıktı. ABD Merkez Komutanlığı’na göre, son iki ayda ticari gemilere yönelik 12 saldırı yaşandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile kara sınırı ve derin enerji bağlantıları nedeniyle bu gerilimden en çok etkilenecek ülkeler arasında. Doğu Akdeniz’de Kıbrıs açıklarında yeni hidrokarbon arama faaliyetleri planlanırken, İran-ABD çatışmasının bölgesel istikrarı daha da bozması Ankara için güvenlik riski oluşturuyor. Ayrıca Türkiye’nin İran’dan doğal gaz ithalatı, olası bir ambargo durumunda enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Diplomatik açıdan, Türkiye’nin hem ABD hem İran ile ilişkileri dikkate alındığında, Ankara’nın arabuluculuk rolü üstlenmesi beklenebilir. Ancak mevcut tırmanış, Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki terörle mücadele operasyonlarını da karmaşıklaştırma potansiyeli taşıyor.