İsrail ordusu Perşembe günü yaptığı açıklamada, Kuzey İsrail'in birçok bölgesinde sirenlerin çalmasının ardından, Lübnan'ın güneyinde askerlerinin konuşlandığı bir alana yakın noktaya iki 'füze benzeri cismin' düştüğünü bildirdi. Olayda askerler arasında can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı belirtilirken, bölgedeki gerilimin tırmanma riski yeniden gündeme geldi. Ordu, söz konusu cisimlerin 'atıldıktan sonra' İsrail güçlerinin bulunduğu bölgeye düştüğünü ifade etti.
Gelişmenin arka planı
İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, 'Kuzey İsrail'deki bazı bölgelerde sirenlerin çalmasının ardından, Lübnan'ın güneyinde İsrail askerlerinin operasyon yürüttüğü bir alanın yakınına iki fırlatmanın düştüğü tespit edildi' denildi. Açıklamada, sirenlerin 'olası bir saldırıya karşı' uyarı amacı taşıdığı ve olayın ardından İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) bölgedeki durumu değerlendirdiği kaydedildi. Daha önce ordu, Sivil Savunma Komutanlığı'nın (Home Front Command) muhtemel bir tehdide karşı 'ihtiyati tedbir' olarak sirenlerin çalındığını duyurmuştu.
Bu gelişme, İsrail ile Lübnan arasındaki ateşkesin kırılgan olduğu bir dönemde yaşandı. Kasım 2023'te varılan ateşkes anlaşması, taraflar arasında büyük çaplı çatışmaları sona erdirmiş olsa da, zaman zaman sınır ötesi atışlar ve askeri hareketlilik rapor ediliyordu. Özellikle İsrail'in Gazze'deki operasyonları ve Hizbullah'ın bu duruma tepkisi, Lübnan sınırını da etkileyen bir gerilim yaratıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Olay, bölgesel güvenlik dinamikleri açısından kritik bir öneme sahip. Lübnan'ın güneyi, uzun yıllardır İsrail-Hizbullah çatışmasının odağında yer alıyor. Hizbullah'ın İsrail hedeflerine yönelik saldırıları ve İsrail'in karşılıkları, 2006 yılındaki savaştan bu yana periyodik olarak tırmanış gösteriyor. Son olayda füzelerin kaynağı henüz belirlenemezken, Hizbullah'ın mı yoksa başka bir silahlı grup tarafından mı atıldığı bilinmiyor. İsrail, Lübnan topraklarından yapılan herhangi bir saldırıyı Hizbullah'ın sorumluluğu olarak görüyor ve orantılı karşılık verme hakkını saklı tutuyor.
Küresel olarak, ABD ve Fransa gibi aktörler, İsrail-Lübnan arasındaki gerilimi düşürmek için diplomatik çabalarını sürdürüyor. Ancak, Gazze'deki savaşın etkisi ve İran'ın bölgedeki nüfuzu, bu çabaları zora sokuyor. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL) bölgede ateşkesi izlemeye devam ediyor, ancak son dönemde ihlallerin arttığı gözlemleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki istikrarsızlığa doğrudan sınır komşusu olmamakla birlikte, bölgesel bir güç olarak bu tür gelişmeleri yakından takip ediyor. İsrail-Lübnan gerginliği, Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliğini ve Türkiye'nin deniz yetki alanlarıyla ilgili politikalarını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye Filistin davasına verdiği destek nedeniyle İsrail-Hizbullah çatışmasının genişlemesini istemiyor; çünkü bu durum, bölgede yeni bir insani krize yol açabilir ve Ankara'nın diplomatik inisiyatiflerini zora sokabilir. Türkiye, hem İsrail hem de Lübnan'la dengeli ilişkiler yürütmeye çalışırken, tırmanan gerilim Ankara'yı zorlu bir denge politikasına itiyor.