İran'ın en üst düzey askeri komuta merkezi olan Hatamül Enbiya Merkez Karargahı, Perşembe günü erken saatlerde yaptığı açıklamayla Hürmüz Boğazı'nı tüm gemi trafiğine kapattığını duyurdu. Açıklamada bu adımın, ABD'nin gerçekleştirdiği yeni bir saldırıya karşı ilk misilleme olduğu belirtildi. İran medyası, ülkenin askeri operasyonlarından sorumlu olan Hatamül Enbiya Karargahı'nın sözlerini aktararak boğazın 'bir sonraki emre kadar' kapalı olduğunu bildirdi. Bu gelişme, küresel enerji piyasalarında şok etkisi yaratırken, Basra Körfezi'ndeki petrol sevkiyatının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği bu stratejik su yolunun kapatılması, uluslararası ticaret ve enerji güvenliği açısından ciddi sonuçlar doğurabilir.
Gelişmenin Arka Planı: ABD-İran Gerilimi ve Hürmüz Stratejisi
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, son dönemde tırmanan ABD-İran geriliminin en dramatik adımı olarak kayıtlara geçti. ABD yönetiminin İran'a yönelik yeni bir askeri operasyon başlattığı iddiası, henüz resmi olarak doğrulanmamış olsa da, İran'ın bu hamlesi iki ülke arasındaki çatışmanın yeni bir boyuta taşındığını gösteriyor. İran daha önce de defalarca Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidinde bulunmuş, ancak bu tehditleri hiçbir zaman hayata geçirmemişti. 2019 yılında ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırması sonrası benzer bir kriz yaşanmış, ancak İran o dönemde boğazı kapatmak yerine bazı tankerlere el koyma yoluna gitmişti. Perşembe günkü gelişme, İran'ın caydırıcılık doktrininde radikal bir değişime işaret ediyor.
Hatamül Enbiya Merkez Karargahı, İran'da savunma ve stratejik operasyonlardan sorumlu en yetkili askeri yapılanmadır. Doğrudan İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı olan bu karargah, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü elinde bulunduruyor. İran'ın boğazı kapatma kararı, ülkenin askeri kapasitesine ilişkin önemli bir gösterge. İran, boğazın dar noktalarına yerleştirdiği mayınlar, kıyı bataryaları ve hızlı saldırı botlarıyla olası bir ablukayı sürdürebilecek donanıma sahip. Ancak bu tür bir hamle, İran'ın kendisini de uluslararası toplumdan tamamen izole etme riskini taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol Fiyatları ve Deniz Ticareti Tehdit Altında
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, küresel enerji piyasalarında paniğe yol açtı. Ham petrol fiyatları, haberin duyulmasının ardından yüzde 10'un üzerinde yükselerek varil başına 150 doların üzerini gördü. Uzmanlar, boğazın uzun süreli kapanması halinde petrol fiyatlarının 200 dolar seviyesini aşabileceği uyarısında bulunuyor. Basra Körfezi ülkeleri, yani Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar, toplam petrol ihracatlarının büyük kısmını bu boğaz üzerinden gerçekleştiriyor. Kapatma, bu ülkeleri alternatif nakliye yollarına yönelmeye zorlarken, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatını da felç ediyor.
ABD Başkanı, yaptığı acil açıklamada İran'ın bu hamlesini 'korsanlık' olarak nitelendirirken, ABD Donanması'nın bölgedeki Beşinci Filo'sunun boğazı yeniden açmak için harekete geçtiğini duyurdu. ABD'nin müttefikleri olan İngiltere ve Fransa da konuya ilişkin ortak bir bildiri yayımlayarak, İran'ı uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, acil toplantı kararı alırken, Çin ve Rusya'dan henüz resmi bir açıklama gelmedi. Öte yandan, İran'ın bu adımı, dolaylı olarak Yemen'deki Husiler ve Lübnan'daki Hizbullah gibi müttefik grupları da etkileyebilir; zira bu gruplar İran'ın lojistik desteğine bağımlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, Türkiye'yi doğrudan enerji maliyetleri ve ticaret yolları açısından etkileyecektir. Türkiye, petrol ihtiyacının önemli bir kısmını Irak ve Suudi Arabistan'dan bu boğaz üzerinden karşılamaktadır. Boğazın kapanması, akaryakıt fiyatlarında ani bir artışa ve enerji arzında kesintilere yol açabilir. Ayrıca, Türk bayraklı gemilerin Basra Körfezi'ne yönelik ticari seferleri de sekteye uğrayacaktır. Türkiye, böyle bir krizde alternatif enerji kaynaklarına yönelmek ve Orta Doğu'da arabuluculuk rolü üstlenmek zorunda kalabilir. Cumhurbaşkanlığı yetkililerinin konuya ilişkin henüz bir açıklama yapmamış olması, Ankara'nın temkinli bir bekleyiş içinde olduğunu göstermektedir.