ABD'nin İran'a yönelik son hava saldırıları, iki ülke arasında aylardır süren kırılgan ateşkesi en ciddi sınavına tabi tutuyor. 11 Haziran 2026'da başlayan saldırı dalgası, İran'ın nükleer tesislerine ve askeri altyapısına yönelik koordineli bir operasyon olarak tanımlanıyor. Pentagon yetkilileri, saldırıların İran'ın nükleer silah geliştirme kapasitesini hedef aldığını belirtirken, Tahran yönetimi ise bu eylemleri 'savaş ilanı' olarak nitelendiriyor. Peki bu gelişmeler, İran-ABD arasındaki ateşkesin tamamen çöküp çökmediği sorusunu gündeme getiriyor. İşte bilinenler ve anlaşmanın geleceğine dair öngörüler.
Saldırıların Perde Arkası ve Resmi Açıklamalar
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndan (CENTCOM) yapılan açıklamaya göre, saldırılar İran'ın İsfahan, Natanz ve Fordo bölgelerindeki nükleer tesisleri ile bazı balistik füze rampalarını hedef aldı. Operasyon, B-2 Spirit hayalet bombardıman uçakları ve Tomahawk seyir füzeleriyle gerçekleştirildi. ABD Savunma Bakanlığı, saldırılarda sivillerin zarar görmemesi için azami hassasiyet gösterildiğini ancak İran'ın nükleer programının 'barışçıl olduğu yönündeki iddialarının inandırıcılığını yitirdiğini' savundu.
İran Dışişleri Bakanlığı ise saldırıları 'savaş suçu' olarak tanımladı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni acil toplantıya çağırdı. İran Devrim Muhafızları Ordusu, 'misilleme hakkını saklı tuttuğunu' duyururken, İran Cumhurbaşkanı yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, 'Bu saldırılar, diplomatik çabaların tamamen başarısız olduğu anlamına gelmiyor. Ancak sınırlarımızı savunmaktan çekinmeyeceğiz' ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Saldırılar, Ortadoğu'da tansiyonun yeniden tehlikeli bir seviyeye yükselmesine neden oldu. İsrail, ABD'nin operasyonuna desteğini açıklarken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise 'itidal' çağrısı yapmakla yetindi. Rusya, saldırıyı kınayarak 'bölgesel bir savaşın eşiğinde olduğumuzu' belirtti. Çin ise 'tarafları diyaloğa davet eden' bir açıklama yayımladı. Ekonomik cephede ise petrol fiyatları varil başına 95 dolara yükselirken, küresel piyasalarda satış baskısı arttı.
Uzmanlar, bu saldırıların 2025 yılında imzalanan geçici ateşkes anlaşmasını kalıcı olarak rafa kaldırabileceğini belirtiyor. O dönemde ABD ve İran arasında varılan mutabakat, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini %3,67'de sınırlamasını ve uluslararası denetimlere izin vermesini öngörüyordu. Ancak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) Mart 2026 raporu, İran'ın %60 seviyesinde uranyum zenginleştirdiğini ortaya koymuş, bu durum ABD'nin sert tepkisine yol açmıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasındaki bu gerilim, Türkiye'nin güney sınırlarında yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratma potansiyeli taşıyor. Türkiye, İran'la enerji ticareti ve sınır güvenliği konularında doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Ayrıca İran'dan olası bir mülteci akını ve terör örgütlerinin bölgede yeniden güç kazanması, Ankara'nın güvenlik endişelerini artırabilir. Türk Dışişleri Bakanlığı'nın bugüne kadar 'itidal' çağrısı yapması, Ankara'nın her iki tarafla da diyaloğu koruma çabasını yansıtıyor. Ancak ateşkesin çökmesi, Türkiye'nin Kafkasya ve Orta Doğu'da denge politikasını yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılabilir.