İsrail askeri mahkemesi, Salı günü Filistinli gazeteci Mahmud Fetafte'yi sözde "kışkırtıcılık" suçlamasıyla dört yıl hapis cezasına çarptırdı. Filistin Gazeteciler Sendikası tarafından yapılan yazılı açıklamada, kararın Filistinli gazetecilerin hedef alınmasında "yeni bir sayfa" olduğu belirtildi. Sendika, kararı şiddetle kınayarak uluslararası toplumu İsrail'in gazeteciler üzerindeki baskısına karşı harekete geçmeye çağırdı.
İsrail'in Gazetecilere Yönelik Uygulamaları ve Fetafte Davası
Mahmud Fetafte, uzun yıllardır Filistin topraklarında gazetecilik yapan ve özellikle İsrail işgali altındaki bölgelerdeki insan hakları ihlallerini raporlayan bir isim. İsrail makamları tarafından "kışkırtıcılık" suçlamasıyla tutuklanan Fetafte, askeri mahkemede yargılandı. Askeri mahkemelerin sivil gazetecileri yargılaması uluslararası hukuk kuruluşları tarafından sıklıkla eleştiriliyor. İsrail, Batı Şeria'da askeri mahkeme sistemini uyguluyor ve bu mahkemelerde Filistinlilerin mahkûmiyet oranı çok yüksek. İsrail yönetimi, "kışkırtıcılık" suçlamasını genellikle sosyal medya paylaşımları veya ifadeleri gerekçe göstererek yapıyor. Fetafte'nin davasında da benzer delillerin kullanıldığı düşünülüyor.
Filistin Gazeteciler Sendikası, açıklamasında Fetafte'nin cezasının haksız olduğunu ve Gazze'deki savaş sırasında gazetecilerin hedef alındığını vurguladı. Sendika, İsrail'in sistematik olarak Filistinli gazetecileri susturmaya çalıştığını belirtti. Uluslararası gazeteci örgütleri, İsrail'in son yıllarda Filistinli gazetecilere yönelik tutuklama ve yargılamalarında artış olduğunu raporluyor. Özellikle 7 Ekim 2023'ten sonraki süreçte, Gazze'de görev yapan gazetecilerin hayatını kaybetmesi ve yaralanması uluslararası toplumun gündemine gelmişti.
İsrail-Filistin Çatışmasında Gazetecilerin Durumu
İsrail, Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarında yüzden fazla gazetecinin öldürüldüğü iddialarıyla karşı karşıya. Uluslararası basın özgürlüğü kuruluşları, İsrail ordusunun gazetecileri kasıtlı hedef aldığını savunuyor. İsrail ise bu iddiaları reddederek, gazetecilerin çatışma bölgelerinde Hamas tarafından kalkan olarak kullanıldığını öne sürüyor. Fetafte davası, savaş ortamında gazeteciliğin ne kadar riskli hale geldiğini gösteriyor. İsrail'in "kışkırtıcılık" tanımı oldukça geniş ve belirsiz; bu durum, ifade özgürlüğü savunucuları tarafından keyfi uygulamalara yol açtığı gerekçesiyle eleştiriliyor.
Filistinli gazeteciler, işgal altındaki topraklarda çalışırken hem fiziksel saldırılara hem de hukuki baskılara maruz kalıyor. İsrail askeri mahkemeleri, Filistinliler için sivil mahkemelere kıyasla çok daha sert cezalar veriyor. Bu mahkemelerde avukat bulmakta zorlanan Filistinliler, adil yargılanma hakkından yoksun bırakılıyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, İsrail'in askeri mahkeme sistemini defalarca kınadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinen bir ülke olarak, İsrail'in Filistinli gazetecilere yönelik tutuklama ve cezalandırma politikalarını yakından takip ediyor. Bu gelişme, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini haklı çıkarır nitelikte. Türk dış politikası, Gazze'deki insani kriz ve basın özgürlüğü ihlalleri konusunda uluslararası platformlarda aktif bir tutum sergiliyor. Fetafte davası, Türkiye'nin İsrail'e karşı yürüttüğü diplomatik kampanyada yeni bir argüman olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgede gazetecilik özgürlüğü ve insan hakları savunuculuğu, Arap ve İslam dünyasındaki etkisini güçlendirebilir. Ancak Türkiye-İsrail ilişkileri son dönemde normalleşme sürecindeydi; bu tür olaylar ilişkilerde yeni gerilimlere yol açabilir.