Gazze Şeridi'nde İsrail'in soykırım savaşının 1000. günü geride kalırken, Filistinli çocuklar ölüm, açlık, yetimlik ve yerinden edilme gerçeğiyle yüzleşmeye devam ediyor. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, koruma ve bakım sistemlerinin çöküşüyle birlikte her geçen gün daha fazla çocuk hayatını kaybediyor. Resmi rakamlara göre, savaşın başladığı 7 Ekim 2023'ten bu yana en az 44 bin Filistinli öldürüldü, 100 binden fazlası yaralandı. Ölenlerin yaklaşık 17 bini çocuk. Binlerce çocuk enkaz altında ya da ulaşılamayan bölgelerde kayıp. İsrail'in kuzey Gazze'deki saldırıları, bebeklerin bile hedef alındığı bir vahşet tablosu ortaya koyuyor.
Gelişmenin arka planı: Açlık ve kıtlık tehlikesi
Gazze'de çocuklar sadece bombalarla değil, aynı zamanda açlıkla da mücadele ediyor. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı, nüfusun yüzde 90'ının gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğunu belirtiyor. İsrail'in uyguladığı kuşatma, temel gıda maddeleri ve tıbbi malzemelerin girişini neredeyse tamamen engellerken, çocuk ölümleri hızla artıyor. Hastaneler yetersizlik nedeniyle hizmet veremez hale gelirken, çocuk felci gibi hastalıklar yeniden ortaya çıktı. Ağustos ayında, 10 aylık bir bebekte çocuk felci tespit edilmesi, bölgedeki sağlık krizinin boyutlarını gözler önüne serdi. BM, Gazze'de ulaşılamayan bölgelerde daha fazla vaka olduğundan endişe ediyor. Öte yandan, İsrail güçlerinin hastanelere düzenlediği baskınlar ve sağlık çalışanlarına yönelik saldırılar, sağlık sistemini tamamen çökertmiş durumda.
Bölgesel ve küresel boyut: Uluslararası toplumun çaresizliği
İsrail'in Gazze'deki saldırılarına karşı uluslararası toplumun tepkisi sınırlı kaldı. Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD) açtığı soykırım davası devam ederken, İsrail'in Refah kentine yönelik saldırıları mayıs ayında uluslararası mahkemenin durdurma kararına rağmen sürdü. UAD, İsrail'in Gazze'de soykırım yaptığına dair güçlü kanıtlar olduğunu belirtmişti. Ancak İsrail, bu kararlara rağmen saldırılarını durdurmadı. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcısı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın yanı sıra Hamas liderleri hakkında tutuklama emri talep etti. Bu adımlar, uluslararası hukukun işlevselliği konusunda tartışmaları da beraberinde getirdi. Bölgesel olarak, İsrail'in saldırıları Lübnan ve İran'ı da içine alacak şekilde genişlerken, Ortadoğu'da geniş çaplı bir savaş riski her geçen gün artıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizin en başından itibaren Filistin davasını uluslararası platformlarda savunan ülkelerin başında geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'i "soykırım" olarak nitelendiren en sert açıklamaları yaparken, Türkiye insani yardım sevkiyatlarını sürdürüyor. Ancak bu kriz, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu ve arabuluculuk kapasitesini sınayıcı bir unsur. Türkiye, İsrail ile ekonomik ve diplomatik ilişkileri askıya almış durumda. Bölgede istikrarın sağlanamaması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji planlarını ve Suriye'deki istikrar çabalarını da etkileyebilir. Türkiye'nin derin bir insani krizin ortasında Filistinli çocuklara yönelik desteği, hem iç kamuoyu hem de İslam dünyasındaki liderlik konumu açısından kritik önem taşıyor.