Londra — İngiltere'de iktidardaki İşçi Partisi, yasadışı İsrail yerleşimleriyle ticaretin yasaklanması yönünde ilk adımı attı. Middle East Eye'da yayımlanan bir görüş yazısına göre, bu karar Filistin yanlısı bir dış politika için önemli bir başlangıç olsa da, partinin daha ileri adımlar atması gerekiyor. Yasal düzenleme, İsrail'in 1967'den bu yana işgal ettiği Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki yerleşim birimlerinden gelen ürünlerin İngiltere pazarına girişini kısıtlamayı amaçlıyor. Ancak eleştirmenler, bu adımın yetersiz olduğunu ve İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden politikalarına karşı daha etkili yaptırımların gerekli olduğunu vurguluyor.
Yasağın Arka Planı ve Kapsamı
İngiltere'nin yasadışı yerleşimlerle ticareti yasaklama kararı, uluslararası hukuka dayanıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak tanımlıyor. Avrupa Birliği de 2015'ten bu yana yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi konusunda adımlar atmıştı. İşçi Partisi'nin bu hamlesi, İngiltere'nin uluslararası hukuka bağlılığını gösterme çabası olarak yorumlanıyor. Ancak yasağın uygulanması ve denetimi konusunda ciddi soru işaretleri bulunuyor. Özellikle yerleşim ürünlerinin menşeini tespit etmek ve bunları diğer İsrail ürünlerinden ayırmak teknik olarak zor olabilir. Ayrıca, İsrail hükümetinin bu tür adımlara karşı misilleme yapabileceği ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin olumsuz etkilenebileceği belirtiliyor.
Middle East Eye'da yayımlanan görüş yazısında, bu yasağın sadece bir başlangıç olması gerektiği vurgulanıyor. Yazar, İşçi Partisi'nin Filistin halkının haklarını savunma konusunda daha cesur adımlar atması gerektiğini savunuyor. Özellikle İsrail'e yönelik silah satışlarının durdurulması, işgal altındaki topraklarda faaliyet gösteren şirketlere yönelik yatırımların kısıtlanması ve Filistin devletinin tanınması gibi konuların gündeme getirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Yazıda ayrıca, İngiltere'nin İsrail ile olan ticari ilişkilerinin gözden geçirilmesi ve insan hakları ihlallerine karışan şirketlere yönelik yaptırımların artırılması çağrısı yapılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'nin bu adımı, İsrail-Filistin çatışmasında uluslararası toplumun tutumunda bir değişimin parçası olarak görülüyor. Son yıllarda birçok ülke ve uluslararası kuruluş, İsrail'in yerleşim politikalarını kınayan adımlar attı. Örneğin, 2023'te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, İsrail'in işgal altındaki topraklardaki yerleşim faaliyetlerini kınayan bir kararı kabul etti. Avrupa Birliği, yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi konusunda adımlar attı ve bazı üye ülkeler İsrail ile yapılan anlaşmaları askıya aldı. Ancak ABD'nin tutumu bu konuda belirleyici olmaya devam ediyor. ABD yönetimi, yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak tanımlasa da, İsrail'e yönelik yaptırımlar konusunda isteksiz davranıyor. İngiltere'nin bu adımı, diğer ülkeler üzerinde baskı oluşturabilir ve İsrail'e yönelik uluslararası yaptırımların genişletilmesi yönünde bir ivme kazandırabilir.
İşçi Partisi'nin bu kararı, partinin içindeki Filistin yanlısı kanadın baskısıyla alınmış gibi görünüyor. Parti içinde, özellikle genç üyeler ve sol kanat, Filistin konusunda daha aktif bir politika izlenmesi çağrısı yapıyordu. Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi, iktidara geldiğinden bu yana İsrail-Filistin konusunda dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Ancak Gazze'deki son çatışmalar ve artan sivil kayıplar, parti içindeki baskıyı artırmış durumda. Bu yasak, partinin Filistin yanlısı seçmen tabanına bir mesaj verme çabası olarak da yorumlanıyor.
Uzmanlar, bu adımın İsrail ekonomisi üzerindeki etkisinin sınırlı olacağını belirtiyor. Yasadışı yerleşimlerden gelen ürünlerin toplam İsrail ihracatı içindeki payı düşük. Ancak sembolik olarak önemli bir adım ve İsrail'in uluslararası alanda izolasyonunu artırabilir. Ayrıca, bu tür adımların diğer ülkeler tarafından da takip edilmesi durumunda, İsrail üzerindeki ekonomik baskı artabilir. İsrail hükümeti, bu kararı "ayrımcı" ve "anti-semitik" olarak nitelendirerek sert bir şekilde eleştirdi. İsrail Dışişleri Bakanlığı, İngiltere'yi "terörizmi desteklemekle" suçladı ve kararın iki ülke arasındaki ilişkileri zedeleyeceğini belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin yasadışı İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama kararı, Türkiye'nin Filistin politikası açısından önemli bir gelişme. Türkiye, uzun zamandır İsrail'in yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak tanımlıyor ve Filistin davasını destekliyor. İngiltere gibi önemli bir ülkenin bu yönde adım atması, Türkiye'nin uluslararası platformlarda yürüttüğü diplomatik çabalara destek sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye ile İngiltere arasındaki ticari ilişkilerde yerleşim ürünlerinin payı düşük olduğundan, bu kararın Türk ekonomisi üzerinde doğrudan olumsuz bir etkisi beklenmiyor. Ancak Türkiye, İsrail ile olan ticari ilişkilerini gözden geçirme ve benzer adımlar atma konusunda daha fazla baskı altına girebilir. Bölgesel istikrar açısından ise, bu tür adımların İsrail'i daha uzlaşmacı bir tutuma itebileceği, ancak aynı zamanda gerginliği artırabileceği değerlendiriliyor.