İran'ın Maslahat Teşhis Konseyi üyesi bir yetkili, ülkenin son dönemde yaşadığı savaşın ekonomiye ağır bir darbe vurduğunu, tahminen 200 milyar dolarlık bir kayba yol açtığını ve bu durumun, zaten yüksek enflasyon ve yaşam maliyeti baskısı altındaki orta sınıf başta olmak üzere vatandaşların yükünü daha da artırdığını söyledi. Bu itiraf, ülke yönetiminin savaşın maliyetine dair nadir görülen bir kamuoyu açıklaması niteliği taşıyor.
Ekonomik daralma ve yaşam maliyeti krizi
Yetkilinin açıklamalarına göre, savaşın doğrudan ve dolaylı maliyetleri, İran ekonomisini on yıllar geriye götürecek boyutta. 200 milyar dolarlık kayıp, ülkenin gayri safi yurt içi hasılasının önemli bir kısmına tekabül ediyor. Bu maliyet; altyapı hasarı, savunma harcamaları, askeri lojistik ve savaşın tetiklediği ekonomik yavaşlamayı kapsıyor. İran, savaş öncesinde de ABD yaptırımları, kötü yönetim ve yapısal sorunlar nedeniyle yüksek enflasyon ve işsizlikle boğuşuyordu. Yeni kriz, temel gıda ve ilaç fiyatlarını daha da yükseltti, alım gücünü eritti. Orta sınıf, hızla yoksullaşırken, milyonlarca insan yoksulluk sınırının altına düştü.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası verilerine göre, İran ekonomisi savaş öncesi yıllarda %2-3 civarında büyürken, savaşın ardından daralma dönemine girdi. Enflasyon 2024'te %45'i aşarken, işsizlik özellikle genç nüfusta %30'lara dayandı. Yetkilinin bahsettiği 200 milyar dolarlık kayıp, bu makroekonomik bozulmayı doğruluyor.
Bölgesel yansımalar ve jeopolitik denklem
İran'ın ekonomik çöküşü, bölge ülkeleri ve küresel güçler için de önemli sonuçlar doğuruyor. Savaşın bu denli ağır bir maliyeti olması, İran'ın bölgesel askeri projeksiyonunu sınırlayabilir. Ülke, yıllardır Yemen, Suriye, Lübnan ve Irak'taki vekil güçlerine milyarlarca dolar aktarmıştı. Şimdi bu kaynakların kısılması, İran'ın nüfuz alanını daraltabilir. Öte yandan, İran'ın zayıflaması, Körfez ülkeleri ve İsrail için bir fırsat mı yoksa istikrarsızlığı artıracak bir risk mi olduğu tartışılıyor. ABD ve Avrupa Birliği, İran'ın nükleer programı konusunda artan endişelerle birlikte, Tahran'ın müzakere masasına dönmek zorunda kalabileceğini hesaplıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın içine düştüğü ekonomik kriz, Türkiye için fırsatlar ve riskler barındırıyor. Doğrudan komşu olan iki ülke arasındaki ticaret hacmi, yaptırımlar ve jeopolitik gerilimler nedeniyle zaten düşük seyrediyor. Savaşın ardından İran'ın ithalat talebi düşecek ve Türkiye'nin ihracat pazarı daralabilir. Enerji alanında ise İran, Türkiye'nin doğalgaz tedarikçilerinden biri; Tahran'ın ekonomik toparlanması gecikirse enerji işbirliği sekteye uğrayabilir. Güvenlik boyutunda, İran'ın zayıflaması PKK/PYD gibi terör örgütlerinin hareket alanını değiştirebilir; İran'ın sınır güvenliğindeki zaafiyet, kaçakçılık ve düzensiz göçü artırabilir. Ayrıca, İran'ın ekonomik çöküşü, Suriye ve Irak'taki varlığını azaltarak Türkiye'nin bu ülkelerdeki manevra alanını genişletebilir. Ancak bu süreçte Ankara, Washington ve Tel Aviv'in bölgesel hamlelerine karşı dengeli bir politika izlemek zorunda kalacak.