Ali Hamaney, 35 yılı aşkın bir süredir İran İslam Cumhuriyeti'nin en güçlü ismi olarak ülkeyi demir yumrukla yönetti. Muhalefeti acımasızca bastıran, ABD ile sürekli bir çatışma hattı izleyen ve siyasi fraksiyonlar arasında denge kurarak iktidarını koruyan Hamaney'in bu hakimiyeti, kanlı bir şekilde sona erdi. Devrimin Muhafızları Ordusu'na yakın kaynaklar, dini liderin dün gece geçirdiği bir saldırı sonucu hayatını kaybettiğini doğruladı. Bu beklenmedik ölüm, Ortadoğu'da yeni bir güç boşluğu yaratırken, bölgesel dengeleri de derinden sarsma potansiyeli taşıyor. İran'da acil yönetim devralınırken, dünya gözlerini Tahran'a çevirmiş durumda.
Yarım asrı aşan iktidar ve baskı rejimi
Hamaney, 1979 İslam Devrimi'nin ardından Humeyni'nin yakın çalışma arkadaşı olarak siyaset sahnesinde yükseldi. 1981'de cumhurbaşkanı seçilen Hamaney, Humeyni'nin 1989'daki ölümünün ardından dini liderlik makamına geçti. Üç buçuk on yılı aşkın süreyle İran'ın en üst düzey karar alıcısı olarak kaldı. Anayasa gereği geniş yetkilere sahip olan Hamaney, ordu, yargı, istihbarat ve devlet yayıncılığı üzerinde tam kontrol sağladı. Muhalif sesleri susturmak için binlerce kişi hapse atıldı, birçok gazete kapatıldı ve aktivistler idam edildi. Özellikle 2009 Yeşil Hareket ve 2022'deki Mahsa Amini protestoları, rejimin muhalefete karşı ne kadar acımasız olabileceğini tüm dünyaya gösterdi. Hamaney, tüm bu krizleri atlatmayı başardı ancak ülke içinde derin bir hoşnutsuzluk biriktirdi. Ekonomik yaptırımlar, yüksek enflasyon ve işsizlik halkı bezdirmiş olsa da, dini lider hiçbir zaman tam anlamıyla bir halk ayaklanmasıyla karşı karşıya kalmadı.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD-İran gerginliği ve Ortadoğu'daki vekalet savaşları
Hamaney döneminde İran, ABD ve Batı ile sürekli bir gerilim hattında bulundu. Nükleer programı nedeniyle ağır yaptırımlara maruz kalan Tahran, 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) ile bir nebze olsun rahatlamıştı. Ancak ABD'nin 2018'de anlaşmadan çekilmesiyle tansiyon yeniden yükseldi. Hamaney, ABD ile doğrudan müzakereye sıcak bakmazken, 'Büyük Şeytan' olarak nitelendirdiği Washington'a karşı ideolojik söylemi elden bırakmadı. Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen'deki vekalet savaşları yoluyla nüfuzunu genişleten İran, özellikle Hizbullah, Husiler ve Haşdi Şabi gibi gruplara askeri ve mali destek sağladı. Suudi Arabistan ve İsrail ile bölgesel rekabet, zaman zaman doğrudan çatışma riski yarattı. Hamaney'in ölümü, bu grupların koordinasyonunu zayıflatabilir ve İran'ın bölgesel stratejisinde bir boşluğa yol açabilir. Ayrıca nükleer müzakerelerin geleceği ve Körfez ülkeleriyle olası normalleşme adımları da şimdilik belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hamaney'in ölümü, Türkiye'nin doğu sınırındaki en önemli aktörlerden birinin kaybı anlamına geliyor. İran ile Türkiye arasında Suriye, Irak ve Kafkasya'da rekabet alanları bulunsa da, iki ülke enerji, ticaret ve güvenlik konularında işbirliği yapıyor. Hamaney sonrası İran'da yaşanacak olası bir istikrarsızlık, PKK gibi terör örgütlerinin faaliyetlerini artırmasına veya sığınmacı akınlarına neden olabilir. Ayrıca İran'ın nükleer programının akıbeti, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel dengeler üzerinde doğrudan etkili olacak. Ankara'nın, Tahran'daki yeni yönetimle pragmatik bir diyalog kurması bekleniyor.