28 Şubat Cumartesi günü, İran'ın başkenti Tahran'da Ramazan ayının manevi atmosferi, İran Yeni Yılı hazırlıkları ve ABD ile İsrail'in savaş tehdidini savuşturma çabaları arasında gergin bir bekleyiş hakimdi. İşte o sabah, İran İslam Cumhuriyeti'nin 85 yıllık tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir olay yaşandı: Lider Ali Hamaney'i hedef alan bir suikast girişimi. Bu olay, sadece İran'ın iç siyasetinde değil, tüm Ortadoğu dengelerinde sarsıcı bir deprem etkisi yarattı.
Grev Detayları ve Anlık Tepkiler
İran devlet televizyonu ve resmi ajanslarının ilk saatlerde verdiği sınırlı bilgilere göre, suikast girişimi 28 Şubat sabahı erken saatlerde Tahran'ın kuzeyindeki hükümet bölgesinde gerçekleşti. Görgü tanıkları, patlama sesleri duyulduğunu ve yoğun bir güvenlik önlemi alındığını bildirdi. Hamaney'in olaydan anlık olarak kurtulduğu, ancak yakın korumalarından birkaçının yaralandığı belirtildi. Resmi kaynaklar, suikast girişiminin faili olarak 'Sünni bir terör örgütünü' işaret ederken, bağımsız analistler bu iddianın şüpheli olduğunu ve olayın arkasında İsrail ya da ABD istihbaratının olabileceğini dile getirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suikast girişimi, İran'la ABD ve İsrail arasındaki nükleer program ve bölgesel nüfuz mücadelesinin tırmandığı bir döneme denk geldi. İran, birkaç hafta önce nükleer tesislerindeki yeni santrifüjlerle zenginleştirme kapasitesini arttırmıştı. Bu girişim, Washington ve Tel Aviv'de alarm zilleri çaldırdı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, suikast girişiminin kendilerinin işi olmadığını açıklasa da, İran Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İsrail'i parmağı olmakla suçladı. Olay, bölgesel güç dengelerini altüst ederken, İran'ın müttefiki Hizbullah ve Husiler derhal harekete geçerek İsrail ve Suudi Arabistan'a yönelik saldırı tehditlerini arttırdı. Suudi Arabistan, İran'da istikrarsızlığın kendilerini de etkileyeceği gerekçesiyle tarafları itidal çağrısına yöneltti.
İç Siyasi Yansımalar ve Gelecek Senaryoları
Hamaney'in kıl payı kurtulması, İran'da rejimin en üst kademesinde derin bir güvensizlik yarattı. Devrim Muhafızları, Tahran'da sıkıyönetim ilan ederken, reformist ve muhafazakar kanatlar arasındaki çatışma iyice su yüzüne çıktı. Hamaney, kendisine suikast düzenlenmesi durumunda yerine geçmesi planlanan bir dizi isim üzerinde çalışırken, halk arasında rejime yönelik protestoların yeniden alevlenebileceği endişesi hakim. Eğer suikast başarılı olsaydı, İran'da bir liderlik boşluğu doğacak, bu da ülkeyi iç savaşın eşiğine getirebilirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'da Hamaney'i hedef alan bu suikast girişimi, Türkiye için iki katmanlı bir risk oluşturuyor. Birincisi, İran'da derinleşen istikrarsızlık doğrudan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne sıçrayabilecek bir mülteci akınına ve PKK'nın İran kolu PJAK'ın yeniden güçlenmesine yol açabilir. İkincisi, İran'ın nükleer programına yönelik olası bir ABD-İsrail askeri müdahalesi, Türkiye'yi bölgesel bir savaşın tam ortasında bırakabilir. Ankara, bir yandan İran'la ekonomik ilişkilerini korumaya çalışırken, diğer yandan NATO müttefiki ABD ile diplomatik dengeyi gözetmek zorunda. Bu nedenle, Türkiye'nin hem İran'daki gelişmeleri yakından izlemesi hem de olası bir sıcak çatışmada arabulucu rolünü oynaması bekleniyor.