DUBAİ, 20 Eylül - İran, Pazar günü ABD ve müttefiklerinin büyük bir yeni saldırı hazırlığı içinde olduğuna dair bilgi aldığını duyurarak, Suudi Arabistan'a yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarının ardından zaten gergin olan bölgede endişeleri artırdı.
Gelişmenin Arka Planı
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi, yaptığı yazılı açıklamada, "ABD ve müttefiklerinin bölgede yeni bir büyük askeri maceraya hazırlandığına dair istihbarat bilgileri aldık" dedi. Musevi, bu tür bir saldırının "neredeyse kesin bir askeri çatışmaya yol açacağı" uyarısında bulundu. Açıklama, 14 Eylül'de Suudi Arabistan'ın Abqaiq ve Khurais petrol tesislerine yapılan ve küresel petrol arzının yüzde 5'ini vuran saldırıların ardından geldi.
Yemen'deki Husiler saldırıların sorumluluğunu üstlenirken, ABD ve Suudi Arabistan yönetimleri saldırıların arkasında İran'ın olduğunu iddia ediyor. Tahran bu suçlamaları reddediyor. ABD Başkanı Donald Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, İran'a yönelik askeri bir yanıtın "en son seçenek" olduğunu ancak seçenekler arasında bulunduğunu söylemişti. Trump ayrıca Suudi Arabistan'a yönelik saldırıya misilleme olarak "birçok şeyin" yapılabileceğini belirtmişti.
Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, saldırıların İran yapımı silahlarla gerçekleştirildiğini ve saldırıların kuzeyden, İran veya Irak topraklarından yapıldığını öne sürüyor. Husiler ise saldırıların kendi insansız hava araçlarıyla yapıldığını savunuyor. Birleşmiş Milletler ve bağımsız uzmanlar, saldırıların nereden yapıldığını kesin olarak belirleyemedi. Suudi Arabistan, bulgularını açıklamak üzere uluslararası bir basın toplantısı düzenleyeceğini duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın açıklaması, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin son yıllardaki en yüksek seviyeye çıktığı bir dönemde geldi. ABD, 2018'de tek taraflı olarak İran nükleer anlaşmasından çekilmiş ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya başlamıştı. İran da bu yılın başlarında anlaşma kapsamındaki taahhütlerini kademeli olarak askıya aldığını açıklamıştı.
Suudi petrol tesislerine yapılan saldırılar, küresel petrol fiyatlarında tarihi bir artışa neden oldu; Brent petrolün varili bir günde yüzde 15'ten fazla yükseldi. Bu durum, dünya ekonomisi için yeni bir risk oluşturuyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, petrol fiyatlarındaki dalgalanmanın küresel büyümeyi olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Bölgesel aktörler, olası bir ABD-İran çatışmasının Basra Körfezi'ndeki deniz ticaretini ve enerji nakil hatlarını tehlikeye atacağından endişe ediyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir nokta. İran, daha önce Boğaz'ı kapatma tehdidinde bulunmuştu. Avrupa Birliği ve Rusya, taraflara itidal çağrısı yaparken, Çin de bölgede istikrarın korunması gerektiğini vurguladı.
Türkiye, hem İran hem de Suudi Arabistan ile ilişkileri olan bir ülke olarak, gerilimin düşürülmesi için diplomatik çaba harcıyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, taraflarla telefon görüşmeleri yaparak diyalog çağrısında bulundu. Türkiye, bölgede yeni bir savaşın önlenmesi için uluslararası toplumun sorumluluk alması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve Suudi Arabistan arasındaki gerilimin tırmanmasından en çok etkilenecek ülkelerden biri. Olası bir ABD-İran çatışması, Türkiye'nin enerji güvenliğini doğrudan tehdit eder; İran, Türkiye'nin önemli doğalgaz ve petrol tedarikçisi. Ayrıca, bölgede istikrarsızlık, Türkiye'nin ekonomik ve ticari çıkarlarını zedeler. Suriye ve Irak gibi komşu ülkelerdeki krizlerin derinleşmesi, Türkiye'ye yönelik güvenlik risklerini artırabilir. Türkiye, diplomasiye öncelik vererek taraflar arasında arabuluculuk yapmayı ve gerilimi düşürmeyi hedeflemeli. Aksi halde, bölgesel savaşın yıkıcı sonuçlarıyla karşı karşıya kalabilir.