İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eşi Sara Netanyahu, geçtiğimiz günlerde Doğu Kudüs'teki Mescid-i Aksa'nın altında bulunan tünelleri ziyaret etti. İsrail Başbakanlık Ofisi'nden yapılan açıklamaya göre, ziyaret sırasında Netanyahu çifti, Yahudi mirası olduğu iddia edilen arkeolojik alanları inceledi. Bu ziyaret, Mescid-i Aksa'nın statüsü konusundaki hassasiyet nedeniyle uluslararası kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı.
Ziyaretin Arka Planı ve Tepkiler
Netanyahu'nun Mescid-i Aksa altındaki tünelleri ziyaret etmesi, İsrail'in bölgedeki egemenlik iddialarını pekiştirme çabası olarak yorumlanıyor. Tüneller, İsrail tarafından "Batı Duvarı Tünelleri" olarak adlandırılıyor ve Yahudi tarihiyle bağlantılı olduğu öne sürülüyor. Ancak Filistin yönetimi ve uluslararası kuruluşlar, bu tür kazı ve ziyaretlerin Mescid-i Aksa'nın kutsal statüsüne zarar verdiğini ve statükoyu ihlal ettiğini belirtiyor.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın sözcüsü, ziyareti "provokasyon" olarak nitelendirerek kınadı. Hamas da yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in "Mescid-i Aksa'ya yönelik ihlallerinin" bedeli olacağını belirtti. Ürdün hükümeti, Mescid-i Aksa'nın koruyucusu sıfatıyla, İsrail'i statükoyu bozmakla suçladı ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı.
İsrail polisi, ziyaret sırasında bölgede geniş güvenlik önlemleri aldı. Bazı Filistinli gruplar, ziyareti protesto etmek için Doğu Kudüs'te gösteri düzenlemek istedi ancak İsrail güçleri tarafından engellendi. Olaylarda yaralananlar olduğu bildirildi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Mescid-i Aksa, Müslümanlar için ilk kıble ve üçüncü kutsal mekân olarak kabul edilirken, Yahudiler için de kutsal sayılan bir alan. Bölgedeki statüko, 1967'den bu yana Ürdün'ün dini işlerden sorumlu olduğu, İsrail'in ise güvenlikten sorumlu olduğu bir düzenlemeye dayanıyor. Netanyahu'nun ziyareti, bu hassas dengeyi bozma riski taşıyor.
Uluslararası toplum, özellikle ABD ve Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yaptı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Kudüs'teki kutsal mekânların statüsünün korunması gerektiğini" vurguladı. Ancak İsrail hükümeti, ziyaretin rutin bir arkeolojik inceleme olduğunu savundu.
Bu gelişme, İsrail'in bölgedeki yerleşim faaliyetleri ve Yahudileştirme politikaları bağlamında değerlendiriliyor. Son aylarda İsrail, Doğu Kudüs'te yeni yerleşim birimleri onaylamış ve Mescid-i Aksa'ya yönelik Yahudi ziyaretçi akınlarında artış yaşanmıştı. Filistinliler, bu tür adımların barış sürecini baltaladığını belirtiyor.
Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı, İsrail'in provokatif eylemlerini kınayan açıklamalar yaptı. BM Genel Sekreteri, "Kudüs'ün dini ve kültürel statüsüne saygı gösterilmesi" gerektiğini hatırlattı. İİT, acil toplantı düzenleme kararı aldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mescid-i Aksa'nın statüsü, Türkiye'nin Kudüs politikasında merkezi bir yer tutuyor. Türkiye, İsrail'in bu tür eylemlerini Filistin davasına yönelik bir tehdit olarak görüyor ve uluslararası platformlarda sesini yükseltiyor. Netanyahu'nun ziyareti, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerilim dalgası yaratabilir. Ankara, muhtemelen İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM nezdinde girişimlerde bulunarak İsrail'i kınayacak ve Filistin'e destek mesajları verecektir. Ayrıca, bu tür provokasyonlar, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve enerji işbirliği hesaplarını da etkileyebilir. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki dengeleri gözeterek İsrail ile ilişkilerini yönetmeye çalışsa da, Kudüs konusundaki hassasiyeti nedeniyle tepkisini sertleştirebilir. Kamuoyu baskısı, hükümetin İsrail karşıtı söylemini güçlendirebilir.