İran'da yıllardır süren ekonomik istikrarsızlık ve yüksek enflasyon, genç neslin en temel yaşam kararlarını gölgeliyor. Ülkenin para birimi riyalin hızla değer kaybetmesi, işsizlik ve konut fiyatlarındaki fahiş artışlar, genç İranlıların evlilik hayallerini ertelemelerine neden oluyor. Başkent Tahran'da ve diğer büyük şehirlerde çiftler, geleneksel düğünlerini ve ortak yaşam kurma planlarını belirsiz bir geleceğe erteliyor.
Ekonomik Krizin Gölgesinde Evlilik Planları
İran'da evlilik, sadece duygusal bir birliktelik değil, aynı zamanda aileler arası sosyal bir sözleşme olarak görülüyor. Ancak son yıllarda artan maliyetler, bu sözleşmenin şartlarını yeniden yazıyor. Bir düğün organizasyonu, ev kirası, mobilya ve temel ihtiyaçların karşılanması için gereken bütçe, ortalama bir gencin birkaç yıllık gelirini aşmış durumda. İran İstatistik Merkezi'nin verilerine göre, ülkede enflasyon oranı yüzde 40'ın üzerinde seyrediyor ve gıda fiyatlarındaki artış yüzde 60'ı buluyor. Bu durum, genç çiftlerin evlilik kararını sürekli ertelemelerine yol açıyor.
Başkent Tahran'da yaşayan 28 yaşındaki mühendis Ali Rıza, nişanlısıyla iki yıldır evlenmeyi planladıklarını ancak ekonomik koşullar nedeniyle bir türlü adım atamadıklarını belirtiyor. "Kira fiyatları uçtu, bir dairenin depozitosu bile servet istiyor. Düğün yapmayı bırakın, temel eşyaları alacak paramız yok" diyor. Ali Rıza gibi binlerce genç, iş bulmanın yanı sıra, geleceğe dair güvenli bir adım atmanın imkânsızlığından yakınıyor.
İran'da resmi verilere göre, son 10 yılda evlilik oranları yüzde 30 azaldı. Boşanma oranları ise ekonomik sıkıntılar nedeniyle artış gösteriyor. Uzmanlar, ekonomik krizin aile yapısı üzerinde derin etkiler bıraktığını vurguluyor. Sosyolog Dr. Meryem Hüseyni, "Ekonomik belirsizlik, gençlerin sadece evlilik planlarını değil, çocuk sahibi olma kararlarını da etkiliyor. Bu, nüfus artış hızını düşürerek ülkenin demografik yapısını değiştiriyor" diyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'daki ekonomik kriz, yalnızca iç dinamiklerden kaynaklanmıyor. ABD'nin 2018'de yeniden uygulamaya koyduğu yaptırımlar, İran'ın petrol ihracatını daralttı ve döviz gelirlerini azalttı. COVID-19 salgını sonrası küresel tedarik zinciri sorunları ve Ukrayna savaşının enerji fiyatlarını yükseltmesi, İran ekonomisini daha da kırılgan hale getirdi. Yüksek enflasyon ve işsizlik, hükümetin sosyal yardım paketlerine rağmen halkın alım gücünü düşürüyor.
Orta Doğu'da benzer ekonomik sıkıntılar yaşayan diğer ülkelerde de evlilik ve aile yapılarında değişimler gözlemleniyor. Ancak İran'ın durumu, uluslararası yaptırımların doğrudan etkisiyle daha ağır seyrediyor. Genç nüfusun geleceğe dair umutsuzluğu, ülkeden beyin göçünü de hızlandırıyor. Her yıl binlerce genç, daha iyi bir yaşam umuduyla yurt dışına gitmeyi tercih ediyor.
Uzmanlar, İran'ın ekonomik sorunlarının çözülmemesi halinde, evlilik ve doğum oranlarındaki düşüşün ülkenin sosyal dokusunu daha da zayıflatacağı uyarısında bulunuyor. Hükümetin gençlere yönelik konut ve istihdam desteklerini artırması gerektiği belirtiliyor. Ancak mevcut koşullarda, genç İranlılar için evlilik, ertelenen bir hayal olmaktan öteye geçemiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki ekonomik kriz ve genç nüfusun gelecek kaygısı, Türkiye'yi birkaç açıdan yakından ilgilendiriyor. Öncelikle, İran'dan Türkiye'ye yönelik göç ve beyin göçü potansiyeli artabilir; bu durum, sınır güvenliği ve göç yönetimi politikalarını etkileyebilir. Ekonomik istikrarsızlık, iki ülke arasındaki ticaret hacmini de daraltabilir; Türkiye, İran'a önemli ihracat pazarlarından birine sahip. Ayrıca, İran'ın iç dinamiklerindeki değişim, bölgesel dengeleri ve Türkiye'nin Orta Doğu politikalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, İran'daki sosyal ve ekonomik dönüşümü dikkatle izlemeli, olası göç dalgalarına ve ticari fırsatlara hazırlıklı olmalı.