ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonları, geniş çaplı çevresel yıkıma neden olarak bölgede ekokırım tartışmalarını alevlendirdi. The Intercept’te yayımlanan “Ecocide in Iran” başlıklı analize göre, savaşın çevresel etkileri, Amerikan savaşlarının uzun zehirli mirasına bir yenisini ekliyor. Uzmanlar, bombalanan tesislerden yayılan kimyasallar, petrol sızıntıları ve orman yangınlarının İran’ın ekosistemini on yıllarca etkileyeceği uyarısında bulunuyor.
Savaşın Çevresel Ayak İzi: Hava, Su ve Toprak Kirliliği
ABD-İsrail koalisyonunun İran’daki askeri hedeflere düzenlediği hava saldırıları, sadece can kaybına yol açmakla kalmadı; aynı zamanda ülkenin doğal kaynaklarını da ciddi biçimde tahrip etti. Özellikle İran’ın güneybatısındaki petrol rafinerileri ve petrokimya tesisleri vuruldu. Bu tesislerden sızan ham petrol ve kimyasal maddeler, yer altı sularına ve Basra Körfezi’ne karıştı. Bölgede yaşayan halk, solunum yolu hastalıkları ve cilt rahatsızlıklarıyla mücadele ediyor.
The Intercept’in haberine göre, savaş sırasında kullanılan uranyum içeren mühimmat ve beyaz fosfor gibi maddeler, toprağı ve su kaynaklarını kalıcı olarak kirletti. İran Çevre Örgütü’nün yaptığı açıklamalara göre, başta Huzistan ve Buşehr eyaletleri olmak üzere geniş tarım arazileri kullanılamaz hale geldi. Çiftçiler, ürünlerinin zehirli maddelerle kirlendiğini ve hayvanlarının toplu halde öldüğünü belirtiyor.
Ayrıca savaşın dolaylı bir sonucu olarak orman yangınları da arttı. İran’ın kuzeyindeki ormanlık alanlar, sıcak hava dalgaları ve altyapı hasarı nedeniyle büyük ölçüde zarar gördü. Uzmanlar, bu yangınların biyolojik çeşitliliği yok ettiğini ve karbon salınımını hızlandırdığını vurguluyor.
ABD’nin Zehirli Savaş Mirası ve Uluslararası Hukuk
ABD’nin geçmişte Vietnam, Irak ve Afganistan’da kullandığı kimyasal silahlar ve uranyumlu mühimmat, on yıllar boyunca çevresel felaketlere yol açtı. Vietnam’da Agent Orange, Irak’ta ise tükenmiş uranyum, kanser vakalarında patlamaya ve doğum kusurlarında artışa neden oldu. Şimdi benzer bir senaryo İran’da tekrarlanıyor. The Intercept, ABD’nin bu savaşlarda çevre suçları işlediğini ve uluslararası hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini savunuyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), 2021’de ekokırımı bir suç olarak tanıma yönünde adımlar atmıştı ancak henüz bağlayıcı bir karar yok. Çevre örgütleri, İran’daki yıkımın ekokırım kapsamında değerlendirilmesi ve sorumluların yargılanması için kampanya yürütüyor. Ancak ABD ve İsrail’in UCM’ye taraf olmaması, bu girişimleri zora sokuyor.
Bölgesel aktörler de sessiz değil. İran, Birleşmiş Milletler’e başvurarak savaşın çevresel etkilerinin araştırılmasını talep etti. BM Çevre Programı (UNEP), bölgede inceleme başlatacağını duyurdu ancak güvenlik endişeleri nedeniyle saha çalışmaları sınırlı kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’daki çevresel yıkım, Türkiye’yi doğrudan etkiliyor. Basra Körfezi’ne karışan petrol ve kimyasallar, akıntılarla Akdeniz’e ulaşabilir; bu da Türkiye’nin güney kıyılarında deniz kirliliği riskini artırır. Ayrıca İran’dan gelen mülteci dalgası ve sınır güvenliği sorunları derinleşebilir. Enerji arz güvenliği açısından da İran’daki istikrarsızlık, doğalgaz ve petrol fiyatlarını yükselterek Türkiye ekonomisini olumsuz etkiler. Türkiye, bölgesel çevre diplomasisinde aktif rol alarak uluslararası platformlarda sesini yükseltmeli ve olası bir ekokırım krizine karşı hazırlıklı olmalı.