İran, Basra Körfezi'nde ABD Donanması'na ait bir insansız sualtı aracını (UUV) ele geçirdiğini açıkladı. Tahran yönetimi olayı bir başarı olarak sunarken, Washington aracın teknik arıza nedeniyle kontrol edilemez hale geldiğini ve İran'ın müdahalesinin söz konusu olmadığını belirtti. Olay, iki ülke arasında zaten yüksek olan gerilimi daha da artırdı.
Olayın Arka Planı ve Tarafların Açıklamaları
İran Devrim Muhafızları Donanması'na bağlı birliklerin, Basra Körfezi'nde seyir halinde olan ABD donanmasına ait bir insansız sualtı aracını tespit ederek kontrol altına aldığı iddia edildi. İran resmi haber ajansı IRNA, aracın "casus" olduğunu ve İran karasularını ihlal ettiğini öne sürdü. Tahran, aracın inceleneceğini ve gerekli cevabın verileceğini duyurdu.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ise yaptığı yazılı açıklamada, söz konusu insansız sualtı aracının rutin bir görev sırasında teknik arıza yaşadığını ve mürettebatın aracı kurtaramadığını bildirdi. Pentagon sözcüsü, "Araç arızalandı ve kontrolsüz şekilde sürüklendi. İran'ın aracı ele geçirdiği yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır" ifadelerini kullandı. ABD, aracın İran tarafından alıkonulması durumunda bunun uluslararası hukuka aykırı olacağını vurguladı.
Olayın yaşandığı bölge, Hürmüz Boğazı'nın hemen girişinde, stratejik açıdan kritik bir nokta. Dünya petrol taşımacılığının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyor. Son yıllarda İran ve ABD donanmaları arasında bu sularda sık sık gerginlik yaşanıyor. İran, 2016'da da benzer şekilde ABD'ye ait iki küçük devriye botunu ele geçirmiş, kısa süre sonra serbest bırakmıştı. 2019'da ise İran, bir ABD insansız hava aracını (İHA) düşürmüştü.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın bu hamlesi, ABD'nin İran'a yönelik ekonomik yaptırımlarını sıkılaştırdığı bir döneme denk geliyor. ABD Hazine Bakanlığı, geçtiğimiz hafta İran'ın petrol ihracatını hedef alan yeni yaptırımlar açıklamıştı. İran ekonomisi yıllardır süren yaptırımlar nedeniyle zor durumda; para birimi riyal rekor düşük seviyelerde ve enflasyon yüzde 40'ın üzerinde seyrediyor. Tahran yönetimi, bu tür askeri olayları iç kamuoyuna güç gösterisi olarak sunarak yaptırımların yarattığı baskıyı hafifletmeye çalışıyor.
Öte yandan, ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve İran'ın vekil güçleri aracılığıyla yürüttüğü operasyonlar, Orta Doğu'da tansiyonu sürekli yüksek tutuyor. İran'ın nükleer programına ilişkin müzakereler ise 2021'den bu yana kesintilerle devam ediyor; ancak somut bir ilerleme sağlanamadı. Bu tür olaylar, diplomatik çözüm umutlarını daha da zayıflatıyor.
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) yetkilileri, Basra Körfezi'nde artan askeri hareketliliğin sivil gemiler için risk oluşturduğu uyarısında bulunuyor. Bölgede ticari gemi trafiği yoğun; herhangi bir yanlış anlaşılma veya kaza, küresel petrol fiyatlarında ani sıçramalara neden olabilir. Nitekim olayın duyulmasının ardından Brent petrol vadeli işlemlerinde kısa süreli bir artış gözlendi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Basra Körfezi'ndeki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında. Enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden Türkiye için Körfez'de tırmanan gerilim, petrol fiyatları üzerinden enflasyon ve cari açık baskısı yaratabilir. Ayrıca Türkiye, İran ile ABD arasında denge politikası yürütüyor; hem NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini korumak hem de komşusu İran ile ekonomik ve siyasi bağlarını sürdürmek durumunda. Böyle bir kriz, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabileceği gibi, bölgesel güvenlik mimarisinde yeni açılımlar yapmasını da gerekli kılabilir. Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve transit geçiş yolları açısından Körfez'deki istikrar kritik önemde.