İran, yaz aylarına girerken yine elektrik kesintileriyle karşı karşıya. Ancak bu yılki kriz sadece sıcak hava dalgasının değil, yıllardır süregelen yapısal sorunların bir sonucu. Eski ve verimsiz santraller, yetersiz yatırım, su kıtlığı ve yönetişim zaafları, İran’ı her yaz aynı kâbusa sürüklüyor. Hükümet, talebi kontrol altına almak için sanayi tesislerine ve kamu kurumlarına kısıtlama getirirken, vatandaşlar da plansız kesintilerden mağdur oluyor.
Altyapı Çöküşünün Anatomisi
İran’ın elektrik şebekesi, onlarca yıllık santraller ve iletim hatlarından oluşuyor. Yeni yatırımların yapılmaması, mevcut tesislerin bakımının ihmal edilmesi ve yedek parça teminindeki zorluklar, arz kapasitesini ciddi şekilde düşürdü. Üstelik doğalgaz santralleri, kış aylarında yaşanan yoğun tüketim ve zaman zaman yaşanan boru hattı sorunları nedeniyle yazın yeterli yakıt bulamıyor. Enerji Bakanı Ali Ekber Mehrabiyan, geçen hafta yaptığı açıklamada, ülkenin pik talebinin 70 bin megavata ulaştığını, buna karşılık arzın 60 bin megavatta kaldığını belirtti.
Bir diğer kritik faktör ise su. Hidroelektrik santraller, kuraklık nedeniyle düşük kapasitede çalışıyor. Son iki yılda yağışların mevsim normallerinin altında kalması, barajlardaki su seviyesini tehlikeli noktalara çekti. Bu durum, sadece elektrik üretimini değil, tarımsal sulamayı ve içme suyunu da tehdit ediyor. İran’ın birçok bölgesinde, özellikle büyükşehirlerde su kesintileri de gündeme gelmiş durumda.
Siyasi ve Ekonomik Boyut
Elektrik krizi, aynı zamanda yönetişim sorunlarını da gözler önüne seriyor. Planlama eksikliği, koordinasyonsuzluk ve bürokratik engeller, enerji sektöründe reform yapılmasını engelliyor. Ayrıca uluslararası yaptırımlar, modern teknolojiye erişimi kısıtlarken, yerli üretim de yetersiz kalıyor. Ekonomik krizin derinleştiği bir dönemde yaşanan kesintiler, üretim kayıplarına ve işsizliğe yol açıyor. Özellikle çelik, petrokimya ve otomotiv gibi enerji yoğun sektörler, kesintilerden en çok etkilenenler arasında.
Bölgesel olarak bakıldığında, İran’ın enerji sorunu sadece kendi sınırları içinde kalmıyor. Afganistan, Irak ve Pakistan gibi komşularına elektrik ihraç eden İran, kesintiler nedeniyle bu ülkelere olan taahhütlerini yerine getirmekte zorlanıyor. Bu durum, bölgesel enerji iş birliğine ve İran’ın dış politikadaki elini zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’daki enerji krizi, Türkiye’yi doğrudan etkilemese de bölgesel dengeler açısından önem taşıyor. İran’ın elektrik ihracatındaki düşüş, özellikle Irak’ta enerji açığını derinleştirebilir ve bu durum Türkiye’nin Irak’la olan enerji ticaretine yansıyabilir. Ayrıca İran’da yaşanacak olası bir toplumsal huzursuzluk, sınır güvenliği ve göç hareketleri bakımından Türkiye’yi etkileyebilir. Enerji yönetişimindeki başarısızlık, Türkiye için bir ders niteliği taşırken, benzer yapısal sorunlara karşı proaktif adımlar atılması gerektiğini hatırlatıyor.