GlobalMercek
Telegram
⚠ EDİTÖRYEL NOT

Bu platform, başta Batı medyası olmak üzere küresel ana akım haber kaynaklarını çeviri yoluyla Türk okuyucuya sunmaktadır. Amacımız bu haberlerin önemli bir bölümünün ne denli taraflı, çifte standartlı ve manipülatif olduğunu açığa çıkarmaktır. Batı medyasının kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği bu içerikleri eleştirel bir bakışla okumanızı tavsiye ederiz.

DÜNYA GÜNDEMİ
Orta Doğu

AB’nin İsrail Sömürgeciliğine Desteği Netleştirmesi Gerekmiyor

✍️ GlobalMercek 📖 3 dk okuma
AB’nin İsrail Sömürgeciliğine Desteği Netleştirmesi Gerekmiyor
🌙
📡 Alternatif/Bölgesel Medya
Kaynak perspektifi: Pro-Filistin Ortadoğu Medyası
🌙 Pro-Filistin Ortadoğu Medyası
Çeviri Kaynağı
Middleeastmonitor — Bu haber, Middleeastmonitor'da yayımlanan haberin Türkçe çevirisidir.
Orijinal Habere Git

Avrupa Birliği’nin (AB) İsrail’in Filistin topraklarındaki sömürgeci politikalarına yönelik tutumu, son haftalarda yeniden tartışma konusu oldu. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın, kapalı bir toplantıda İsrail’in uygulamalarını “apartheid” olarak nitelendirdiği iddia edildi. Bu ifade, aslında yıllardır insan hakları örgütleri ve Birleşmiş Milletler (BM) raporlarında defalarca belgelenen bir gerçeği yansıtıyor. İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi’nde uyguladığı ayrımcı yasalar ve yerleşim politikaları, apartheid suçu tanımına uyuyor. En dikkat çekici belgelerden biri, İsrailli insan hakları örgütü B’Tselem’in 2021’de yayımladığı ve “İsrail’in Filistinlilere karşı apartheid rejimi uyguladığı” sonucuna varan kapsamlı rapordu. Ancak AB’nin bu gerçeği resmen tanımak yerine, Kallas’ın sözlerini “gayriresmi” bir görüş olarak geçiştirmesi, bloğun ikiyüzlü tutumunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Gelişmenin Arka Planı

Kallas’ın apartheid ifadesini kullanması, AB içinde yankı uyandırdı. Bazı üye ülkeler, özellikle Macaristan ve Çekya, İsrail’e yönelik bu tür bir suçlamanın kabul edilemez olduğunu savunurken; İrlanda, İspanya ve Lüksemburg gibi ülkeler ise uzun süredir İsrail’e karşı daha sert önlemler alınmasını talep ediyor. AB’nin resmi tutumu, İsrail’in “meşru güvenlik endişelerini” anlayışla karşılamakla birlikte, yerleşim faaliyetlerini “uluslararası hukuka aykırı” olarak nitelendirmekle sınırlı. Oysa Uluslararası Adalet Divanı (UAD) 2004’te işgal duvarını hukuka aykırı bulmuş, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ise 2021’de Filistin topraklarında işlenen savaş suçlarına ilişkin soruşturma başlatmıştı. B’Tselem’in yanı sıra Amnesty International ve Human Rights Watch gibi kuruluşlar da İsrail’i apartheid rejimi uygulamakla suçlayan raporlar yayımladı. Bu belgelere rağmen AB, İsrail’le ticari ve siyasi ilişkilerini sürdürmeye devam ediyor. Özellikle AB-İsrail Ortaklık Anlaşması kapsamında İsrail, Avrupa pazarına ayrıcalıklı erişim elde ediyor. Bu durum, işgal altındaki topraklarda üretilen ürünlerin de AB’ye girmesine olanak tanıyarak, sömürgeci yapının dolaylı olarak desteklenmesine yol açıyor.

Bölgesel ve Küresel Boyut

Kallas’ın apartheid ifadesi sadece AB içinde değil, küresel ölçekte de tartışmalara neden oldu. ABD yönetimi, İsrail’e yönelik apartheid suçlamalarını reddederken, Birleşmiş Milletler’de bu yönde artan bir farkındalık var. 2022’de BM İnsan Hakları Konseyi tarafından hazırlanan bir rapor, İsrail’in Filistinlilere karşı apartheid suçu işlediğini belgelemişti. Güney Afrika, bu konuyu UAD’ye taşımak için hazırlık yapıyor. Ancak AB’nin bu süreçteki rolü, belirsizliğini koruyor. Bir yandan insan hakları söylemiyle öne çıkan AB, diğer yandan İsrail’le stratejik ortaklığını sürdürüyor. Bu ikilem, AB’nin Orta Doğu barış sürecindeki arabuluculuk rolünü de zayıflatıyor. Filistin yönetimi, Kallas’ın sözlerini memnuniyetle karşılarken, İsrail hükümeti tepki gösterdi. Başbakan Binyamin Netanyahu, AB’yi “çifte standart” uygulamakla suçladı. Bölgedeki diğer aktörler ise gelişmeyi yakından izliyor. Mısır ve Ürdün, AB’nin daha net bir tutum almasını beklerken; İran ve diğer Arap ülkeleri, AB’nin sözde kalmaması gerektiğini vurguluyor.

Türkiye Açısından Değerlendirme

Bu gelişme, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destek bağlamında önemli bir diplomatik zemin sunuyor. Türkiye, uzun süredir İsrail’in apartheid politikalarını kınamakta ve Filistin devletinin tanınması için uluslararası çabalara öncülük etmektedir. AB’nin bu konuda daha net bir tavır alması, Türkiye’nin uluslararası platformlardaki pozisyonunu güçlendirebilir. Ancak Türkiye’nin AB ile ilişkileri gerilimli bir dönemden geçerken, bu konunun bir ortak zemin olarak kullanılması mümkün görünmüyor. Aksine, AB’nin Türkiye’yi Filistin konusunda eleştirmesi olasılığı da var. Bölgesel dengeler açısından, AB’nin İsrail’e yönelik tutumu, Doğu Akdeniz enerji işbirliği ve güvenlik meselelerinde Türkiye’nin elini güçlendirebilir. Ancak somut bir adım atılmadığı sürece, bu sadece retorik düzeyinde kalacaktır.

Etiketler:
ABİsrailapartheidFilistinKaja KallasBTselemsömürgecilikinsan hakları

İlgili Haberler

ABD'den İran'a: Anlaşmaya evet ama her bedel değil
Orta Doğu

ABD'den İran'a: Anlaşmaya evet ama her bedel değil

3 dk önce

Hürmüz Boğazı yeniden açıldı: Mahsur kalan gemiler Körfez'den ayrıldı
Orta Doğu

Hürmüz Boğazı yeniden açıldı: Mahsur kalan gemiler Körfez'den ayrıldı

7 dk önce

Trudeau ve Trump'tan NATO Zirvesi Öncesi 'Yapıcı' Telefon Görüşmesi
Orta Doğu

Trudeau ve Trump'tan NATO Zirvesi Öncesi 'Yapıcı' Telefon Görüşmesi

8 dk önce

ABD seçmeninin çoğunluğu İran ile savaşı 'gereksiz' buluyor
Orta Doğu

ABD seçmeninin çoğunluğu İran ile savaşı 'gereksiz' buluyor

17 dk önce