Canterbury Başpiskoposu Sarah Mullally, İngiltere Kilisesi'nin ruhani lideri olarak gerçekleştirdiği Kutsal Topraklar ziyaretinin ardından, İsrail'in Filistin topraklarındaki işgaline son verilmesi çağrısında bulundu. Mullally, bölgede İsrailliler ve Filistinlilerin barış içinde bir arada yaşayabileceği iki devletli bir çözümün hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Başpiskopos, ziyareti sırasında İsrail saldırılarına maruz kalan Filistinlilerle bir araya geldi ve yaşanan insani krizi yerinde gözlemledi.
Ziyaretin Detayları ve Gözlemler
Sarah Mullally, Filistin topraklarındaki temaslarında özellikle Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da yaşayan sivillerin karşılaştığı zorluklara dikkat çekti. Başpiskopos, İsrail askerlerinin saldırısına uğrayan Filistinli ailelerle yaptığı görüşmelerde, temel insan haklarının ihlal edildiği ve günlük yaşamın askeri tahakküm altında geçtiği izlenimini edindiğini belirtti. Mullally, ayrıca Kudüs'teki dini mekanları ziyaret ederek, Hristiyan, Müslüman ve Yahudi toplulukların liderleriyle bir araya geldi. Bu görüşmelerde, bölgede sürdürülebilir barışın ancak tüm tarafların haklarını tanıyan adil bir çerçeveyle mümkün olacağı ifade edildi.
İki Devletli Çözüm ve Uluslararası Tepkiler
Başpiskopos Mullally'nin çağrısı, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve pek çok ülke, iki devletli çözümü resmi politikaları olarak benimsemiş olsa da, sahadaki gerçeklik bu hedeften giderek uzaklaşmaktadır. İsrail'in Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşim faaliyetleri, Doğu Kudüs'ün ilhakı ve Gazze'ye yönelik abluka, iki devletli çözümün uygulanabilirliğini zora sokmaktadır. Mullally'nin bu açıklaması, özellikle İsrail-Filistin çatışmasının dini boyutuna vurgu yapması açısından önemlidir. İngiltere Kilisesi, tarihsel olarak bölgedeki Hristiyan varlığını desteklemiş ve barış sürecine katkıda bulunmaya çalışmıştır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasında tarihsel olarak Filistin davasını destekleyen ve iki devletli çözümü savunan bir ülke olarak öne çıkmaktadır. Başpiskopos Mullally'nin çağrısı, Türkiye'nin BM nezdinde yürüttüğü diplomatik girişimlerle örtüşmektedir. Ancak, bu tür dini ve siyasi çağrıların sahadaki fiili durumu değiştirmesi beklenmemelidir. Türkiye için asıl önemli olan, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı, bölgesel güvenlik ve mülteci krizi gibi konularda İsrail ile iş birliği yaparken Filistin halkının haklarını da savunabilmektir. Mullally'nin açıklaması, uluslararası kamuoyunun dikkatini yeniden bu krize çekmesi açısından Ankara tarafından memnuniyetle karşılanabilir, ancak somut bir politika değişikliğine yol açması güçtür.