İran, Cuma günü Amerika Birleşik Devletleri'nin yeni ekonomik yaptırımlarını "devlet terörizmi" olarak kınadı ve diğer ülkelerin bu yaptırımları uygulamama yükümlülüğü olduğunu belirtti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, yaptığı açıklamada, Washington'un bu adımının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve meşruiyetinin bulunmadığını savundu. Bu gelişme, ABD ile İran arasındaki gerginliğin arttığı bir dönemde, iki ülke arasındaki dolaylı müzakerelerin yeniden başlatılmasına yönelik uluslararası çabalar sürerken yaşandı.
Yaptırımların arka planı ve İran'ın tutumu
ABD Hazine Bakanlığı, Perşembe günü İran'ın petrol ihracatını hedef alan yeni bir yaptırım paketi açıklamıştı. Bu paket, İran'ın ham petrolünün başta Çin olmak üzere bazı ülkelere satışını engellemeyi amaçlıyor. Söz konusu yaptırımlar, İran'ın nükleer programıyla ilgili uluslararası toplumun endişelerinin sürdüğü bir ortamda geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, yaptırımların "ekonomik savaş" anlamına geldiğini ve bu tür eylemlerin müzakere masasına zarar verdiğini ifade etti. Sözcü ayrıca, diğer ülkelerin BM Güvenlik Konseyi kararlarına ve uluslararası hukuka uygun olarak bu yaptırımlara katılmaması gerektiğini vurguladı.
Uzmanlar, İran'ın bu çağrısının özellikle Avrupa ülkeleri ve Asya'daki ticaret ortaklarına yönelik olduğunu belirtiyor. Avrupa Birliği, 2015 nükleer anlaşmasına (JCPOA) bağlılığını sürdürürken, ABD'nin 2018'de anlaşmadan çekilmesinin ardından İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya başlamıştı. Avrupalı liderler, ABD'nin İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını desteklemediklerini ve diplomasiye öncelik verdiklerini açıklamışlardı. Ancak Avrupa'nın somut adımları sınırlı kalıyor; bu da İran'ın hayal kırıklığını artırıyor.
İran, ayrıca Hürmüz Boğazı'nın güvenliğine vurgu yapıyor. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri bu stratejik su yolundan geçiyor. İran daha önce defalarca boğazı kapatmakla tehdit etmiş, ancak uluslararası baskılar karşısında bu tehdidini geri çekmişti. Şimdi ise arabulucular, İran'ın yeniden ele geçirdiği tankerleri ve ticari gemileri etkileyen gerilimin azaltılması için Hürmüz Boğazı'nın açık tutulmasına odaklanmış durumda.
Bölgesel ve küresel yansımalar
ABD'nin yeni yaptırımları, sadece İran ekonomisini değil, aynı zamanda küresel enerji piyasalarını da etkileyebilir. Petrol fiyatları, yaptırım haberlerinin ardından kısa süreli bir yükseliş yaşadı. Analistler, İran'ın petrol ihracatının günde 1,5 milyon varil civarında olduğunu ve bu miktarın azalması durumunda küresel arzda daralma oluşabileceğini ifade ediyor. Özellikle Çin, İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda ve Pekin'in bu yaptırımlara nasıl tepki vereceği merak ediliyor. Çin, daha önce ABD'nin tek taraflı yaptırımlarını tanımadığını ve İran ile ticari ilişkilerini sürdüreceğini açıklamıştı.
Bölgede Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, ABD'nin İran'a yönelik baskısını genel olarak destekliyor; ancak bu ülkeler, olası bir askeri çatışmanın bölgesel istikrarı bozacağından endişe ediyor. İsrail ise İran'ın nükleer programına yönelik askeri seçenekleri masada tutuyor. İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) raporlarına göre devam ediyor ve bu durum Batılı ülkelerin endişelerini artırıyor. Ancak İran, nükleer programının barışçıl olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile derin ekonomik ve enerji bağlarına sahip. ABD'nin yaptırımları, Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ithalatını doğrudan etkileyebilir. Ankara, daha önce ABD'nin İran yaptırımlarına katılmayacağını ve iki ülkeyle de ilişkilerini sürdüreceğini açıklamıştı. Bu yeni yaptırım dalgası, Türkiye'nin enerji güvenliği ve dış ticaret politikaları açısından bir sınav olacak. Türkiye, aynı zamanda İran ile komşu olması nedeniyle bölgedeki gerilimin artmasından kaçınmak istiyor. Bu bağlamda Türkiye'nin arabuluculuk rolü öne çıkabilir; ancak Türkiye'nin Batı ile ilişkileri göz önüne alındığında, denge politikası izlemesi zorunlu görünüyor.