İngiltere hükümeti, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşimleriyle bağlantılı şirketlere milyarlarca sterlin değerinde kamu sözleşmesi verdi. Al Jazeera'nin kapsamlı araştırması, bu şirketlerin İngiltere'nin sağlık, ulaşım ve savunma gibi kritik sektörlerinde faaliyet gösterdiğini ve yerleşim faaliyetlerinden doğrudan veya dolaylı olarak kazanç sağladığını belgeliyor. İngiltere'nin bu tutumu, uluslararası hukuka aykırı yerleşimlere verdiği zımni destek nedeniyle tepki çekiyor ve ülkenin Orta Doğu barış sürecindeki tarafsızlık iddiasını zedeliyor.
Gelişmenin arka planı
Al Jazeera'nin İngilizce haber sitesinde yayımlanan araştırma, İngiltere'nin resmi tedarik sistemindeki on binlerce sözleşmeyi tarayarak, bu sözleşmelerden yararlanan şirketlerin İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki yerleşim birimlerindeki faaliyetlerini ortaya çıkardı. Araştırmacılar, bu şirketlerin çoğunun uluslararası alanda tanınan çok uluslu firmalar olduğunu, ancak yerleşimlerdeki yatırımlarının ve ticari ilişkilerinin genellikle göz ardı edildiğini vurguluyor.
İngiltere hükümetinin bu şirketlere sağladığı mali desteğin boyutu, ülkenin kendi resmi politika açıklamalarıyla çelişiyor. İngiltere, İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve iki devletli çözümü desteklediğini belirtiyor. Ancak pratikte, hükümetin bu yerleşimlerde faaliyet gösteren şirketlerle olan mali ilişkisi, söz konusu açıklamaların samimiyeti konusunda soru işaretleri uyandırıyor. Raporda, bu çelişkinin kamuoyunda giderek daha fazla tartışıldığı ve sivil toplum kuruluşlarının hükümete baskı yaptığı belirtiliyor.
Söz konusu şirketlerin yerleşimlerdeki faaliyetleri; inşaat, güvenlik, telekomünikasyon ve finansal hizmetler gibi birçok alanı kapsıyor. Bu şirketler, yerleşim altyapısının geliştirilmesine katkıda bulunuyor ve böylece yerleşimlerin büyümesine ve sürdürülebilirliğine doğrudan destek oluyor. İngiltere'nin bu şirketlere verdiği sözleşmeler ise onların bu faaliyetlerini finanse ederken, aynı zamanda İngiliz vergi mükelleflerinin parasının da uluslararası hukukun ihlal edilmesine dolaylı olarak bulaşmasına yol açıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu skandal, yalnızca İngiltere'yi değil, aynı zamanda diğer Batılı ülkelerin de İsrail yerleşimlerine yönelik tutumunu sorgulatıyor. Birçok ülke, yerleşimleri yasa dışı olarak kabul etmesine rağmen, bu yerleşimlerde faaliyet gösteren şirketlerle ticari ilişkilerini sürdürüyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin hazırladığı bir rapor, işgal altındaki topraklardaki yerleşim faaliyetlerine bağlı şirketlerin bir listesini yayımlamıştı. Bu listeye rağmen, birçok hükümet bu şirketlere yönelik herhangi bir yaptırım uygulamıyor.
Araştırma, İsrail'in Filistin topraklarını işgal etmesinin ve yerleşim politikalarının sadece bölgesel bir mesele olmadığını, aynı zamanda küresel ekonomi ve uluslararası hukukun işleyişiyle de yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. Şirketlerin yerleşim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar, bu işgalin sürdürülebilirliğine katkıda bulunurken, Batılı devletlerin bu sürece dolaylı ortaklığı, uluslararası toplumun İsrail-Filistin çatışmasına yaklaşımındaki çelişkileri gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir Filistin davasını destekleyen ve İsrail'in işgal politikalarını eleştiren bir ülke olarak öne çıkıyor. Bu araştırma, Türkiye'nin İsrail yerleşimleriyle ilgili eleştirilerini güçlendirecek nitelikte. Türkiye, uluslararası hukukun ihlal edilmesine karşı çıkarken, Batılı ülkelerin bu tür uygulamalara göz yumduğunu vurgulayarak, kendi tutumunu haklı çıkarma fırsatı bulabilir. Ayrıca, bu durum Türkiye'nin Filistin'e yönelik insani ve diplomatik desteğini daha da artırmasına ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda konuyu gündeme taşımasına olanak tanıyabilir. Ancak bu gelişme, Türkiye'nin kendi ekonomik ilişkileriyle İsrail arasında denge kurma politikasını da zorlayabilir.