İran, Basra Körfezi ve Umman Denizi'nde ticari gemilere yönelik son saldırılarıyla, görünüşte paradoksal bir strateji izliyor: ABD'yi yeni askeri saldırılara davet edecek eylemlerle uzun vadeli caydırıcılığını artırmak. İranlı yetkililere yakın kaynaklar, Tahran'ın hesaplı ve sınırlı tırmanışın, ABD Başkanı Donald Trump'ın tam ölçekli bir çatışmadan kaçınma eğilimini kullanarak caydırıcılığı yeniden tesis edebileceğine inandığını belirtiyor. Bu hesaplama, İran'ın nükleer müzakerelerdeki çıkmaz ve artan ekonomik baskılar karşısında elini güçlendirme çabasının bir parçası olarak görülüyor.
Riskli Hesaplama: Sınırlı Tırmanış, Mutlak Caydırıcılık
İran yönetimi, son aylarda İsrail ve ABD'ye yakın hedeflere yönelik saldırıları artırdı. Analistlere göre Tahran, bu saldırılarıyla iki amaca hizmet ediyor: Bir yandan müttefiklerine ve düşmanlarına askeri kabiliyetini göstermek, diğer yandan Trump yönetiminin doğrudan bir askeri müdahaleden kaçınacağını varsayarak riskleri minimize etmek. İranlı bir diplomat, "Biz sınırları zorluyoruz ama kırmıyoruz; Trump'ın seçim vaatlerine odaklandığını ve yeni bir savaş istemediğini biliyoruz" dedi. Bu strateji, 2020'de General Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından İran'ın hassas noktaları hedef almasıyla benzerlik taşıyor.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), son iki haftada üç ticari gemiye düzenlenen saldırıyı İran'a atfetti. İran resmi olarak saldırıları üstlenmese de, Yemen'deki Husilere sağladığı askeri destek biliniyor. Uzmanlar, İran'ın bu tür "vekalet savaşı" taktikleriyle doğrudan sorumluluk almadan caydırıcılık sağlamayı amaçladığını vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Bu gerginlik, küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açtı. Petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik endişeleriyle son bir ayda yüzde 8 arttı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, tansiyonun düşürülmesi için arabuluculuk çağrıları yaparken, ABD'nin bölgedeki müttefikleri İsrail ve Bahreyn, İran'ın eylemlerine karşı daha sert bir yanıt istiyor. Avrupa Birliği, İran'a yönelik yeni yaptırımlar hazırlığında olduğunu açıkladı. Rusya ve Çin ise Tahran'a verdikleri diplomatik destekle ABD'nin tek taraflı hamlelerini dengelemeye çalışıyor.
İran'ın bu stratejisi, nükleer anlaşma müzakerelerini de etkiliyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkardığını doğrularken, Tahran bu adımıyla müzakere masasında elini güçlendirmeyi hedefliyor. Ancak Batılı ülkeler, İran'ın ikili oyununa dikkat çekerek, saldırıların devam etmesi halinde diplomatik sürecin çökeceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD gerginliğinin tırmanması, Türkiye için doğrudan güvenlik riski oluşturmamakla birlikte, bölgesel istikrarsızlık ve enerji fiyatları üzerinden dolaylı etkiler yaratıyor. Türkiye, doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılamakta; olası bir yaptırım veya çatışma ortamında enerji tedarikinde aksamalar yaşanabilir. Ayrıca, Irak ve Suriye'deki İran etkisi, Ankara'nın terörle mücadele ve siyasi nüfuz alanındaki hesaplarını etkiliyor. Türk diplomatik çevreleri, bölgede tansiyonun düşürülmesi için arabuluculuk rolü üstlenmeye hazır olduklarını sinyali verse de, İran'ın mevcut hesaplı tırmanış stratejisi, Türkiye'nin bölgesel denklemde manevra alanını daraltıyor.