İran ile ABD arasında tırmanan gerilim, sadece Ortadoğu'nun jeopolitik dengesini değil, aynı zamanda Körfez ülkelerinde yaşayan milyonlarca Hint gurbetçinin geleceğini de belirsizliğe sürüklüyor. Hindistan için hayati öneme sahip olan bu bölge, yıllardır iş gücü ihracatı ve döviz akışının merkezi konumundayken, patlak veren savaş ihtimali bu 'Körfez rüyasını' temelinden sarsmış durumda. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Umman gibi ülkelerde yaklaşık 8,5 milyon Hint vatandaşı yaşıyor ve bunların büyük çoğunluğu inşaat, sağlık, perakende ve hizmet sektörlerinde çalışıyor. Hindistan Merkez Bankası verilerine göre, 2023-24 mali yılında Körfez ülkelerinden Hindistan'a gönderilen havaleler 60 milyar doları aşarak ülke ekonomisinde kilit rol oynadı.
Gerilimin Arka Planı ve Hint Diasporasına Etkileri
İran'ın nükleer programı ve ABD'nin yaptırım politikaları etrafında şekillenen kriz, son haftalarda askeri müdahale söylemlerinin yükselmesiyle yeni bir boyut kazandı. Hindistan Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki Hint vatandaşlarına yönelik seyahat uyarıları yayınlarken, Hindistan'ın Tahran ve Abu Dabi büyükelçilikleri acil durum planlarını devreye soktu. Özellikle İran'a sınırı olan BAE ve Umman'da yaşayan Hintliler, olası bir füze saldırısı veya deniz ticaret yollarının kapanması durumunda tahliye edilmeyi bekliyor. Körfez ülkeleri, İran'a uygulanan uluslararası yaptırımlara uyum sağlarken, Hint işçiler bu belirsizlik ortamında işlerini kaybetme korkusu yaşıyor. 2020'de COVID-19 salgını sırasında yaşanan toplu işten çıkarmalar ve ülkelerine dönüşler, diaspora için travmatik bir deneyim olarak hafızalarda tazeliğini koruyor. Şimdi ise savaş tehdidi, benzer bir kitlesel geri dönüş dalgasını tetikleyebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji Fiyatları ve Ticaret Yolları
İran ile Körfez ülkeleri arasındaki gerilim, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini tehdit ediyor. Küresel petrol arzının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyor. Hindistan, petrol ihtiyacının yüzde 80'inden fazlasını ithal eden bir ülke olarak, olası bir tıkanmada enerji fiyatlarının fırlamasıyla karşı karşıya. Bu durum, Hindistan'ın yanı sıra Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeleri de olumsuz etkileyecek. Ayrıca Hindistan'ın Körfez bölgesine yaptığı yıllık 20 milyar doları aşan ihracat, savaş ortamında ciddi darbe alabilir. Bölgedeki Hint işçilerin gönderdiği havaleler ise Hindistan'ın cari açığını finanse eden en önemli kalemlerden biri. Savaşın uzaması, sadece Hindistan için değil, Güney Asya ekonomileri için de büyük bir risk oluşturuyor.
Öte yandan, ABD'nin Hindistan'la savunma iş birliğini artırması ve Quad çerçevesinde Hint-Pasifik'teki angajmanı, Yeni Delhi'yi Washington'la aynı cephede konumlandırabilir. Ancak Hindistan, İran'la tarihsel olarak iyi ilişkilere sahip ve Çabahar Limanı gibi stratejik projelerde iş birliği yapıyor. Bu nedenle Hindistan'ın İran'a yaptırım uygulayan bir bloğa katılması beklenmiyor; daha çok diplomatik çözüm arayışında arabuluculuk rolü üstlenmesi muhtemel.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD gerginliği, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel ticaret yollarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, doğalgaz ve petrol ithalatında Körfez ülkeleri ile İran'a bağımlı konumda. Savaş, enerji fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonist baskıları artırabilir. Ayrıca Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan ile geliştirdiği savunma ve ticari ilişkiler, bu krizden olumsuz etkilenebilir. Bölgedeki Türk vatandaşlarının güvenliği de Ankara'nın öncelikli gündem maddeleri arasında. Türkiye'nin, hem İran hem de Körfez ülkeleriyle dengeli diplomatik ilişkiler yürütme çabası, bu krizde arabulucu rolü oynamasına zemin hazırlayabilir. Ancak NATO üyesi olarak ABD ile ittifak ilişkisi, Türkiye'nin manevra alanını sınırlayabilir.