Ortadoğu'da tırmanan İran-İsrail gerilimi, küresel metal piyasalarında 'süper sıkışma' olarak adlandırılan bir daralmaya yol açıyor. Bakır ve alüminyum başta olmak üzere sanayi metalleri, çatışmanın arz hatlarını tehdit etmesiyle birlikte zaten yükselişte olan fiyatlarını daha da yukarı taşıdı. Uzmanlar, İran'ın doğrudan askeri müdahalesi ve bölgedeki enerji altyapısına yönelik saldırıların, emtia akışını ciddi şekilde kesintiye uğrattığını belirtiyor.
Arz krizi ve fiyat dalgalanmaları
Çatışmaların başlamasından önce bile, küresel talebin artması ve bazı madenlerdeki üretim kısıtlamaları nedeniyle bakır ve alüminyum fiyatları yükseliş eğilimindeydi. İran'ın devreye girmesiyle birlikte, özellikle Basra Körfezi'ndeki nakliye rotalarının güvenliği tehlikeye girdi. Bölge, dünya bakır ve alüminyum ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bir koridor. Ayrıca İran, küresel alüminyum üretiminde önemli bir oyuncu; ülkenin en büyük alüminyum tesisi olan Salco, yaptırımlar ve lojistik sorunlar nedeniyle üretimini azalttı. Bakır tarafında ise Şili ve Peru'daki arz sorunlarına eklenen jeopolitik risk, fiyatları ton başına 10 bin doların üzerine itti.
Analistlere göre, bu 'süper sıkışma' terimi, hem arz kısıtlarının hem de talebin aynı anda fiyatları yukarı itmesini tanımlıyor. Çin'in yeniden açılmasıyla artan sanayi talebi, yeşil enerji dönüşümü için gerekli olan bakır ve alüminyum ihtiyacıyla birleşince, piyasada adeta bir kıtlık algısı oluştu. Stoklar son yılların en düşük seviyelerine geriledi. Ancak İran çatışması, bu sıkışmayı daha da derinleştirerek metallerdeki oynaklığı artırdı.
Bölgesel ve küresel boyut
Ortadoğu'daki gerilim sadece metal fiyatlarını değil, enerji maliyetlerini de etkiliyor. Petrol fiyatlarındaki artış, metal üretiminde önemli bir girdi olan enerji maliyetlerini yükselterek üretim maliyetlerini artırıyor. Özellikle alüminyum, enerji yoğun bir sektör olduğu için bu durumdan en çok etkilenen metal konumunda. Ayrıca, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, küresel enerji ve emtia ticaretinin yaklaşık %20'sinin geçtiği bu stratejik kanalın güvenliğini sorgulatıyor. Eğer boğaz kapanırsa veya seyrüsefer kısıtlanırsa, Asya ve Avrupa'ya yapılan metal sevkiyatları durabilir. Bu durumda fiyatlar daha da yükselebilir.
Küresel ölçekte ise, gelişmiş ülkelerdeki merkez bankaları, enflasyonla mücadele ederken bir yandan da artan emtia fiyatlarının yarattığı yeni enflasyonist baskılarla karşı karşıya. Özellikle Avrupa Merkez Bankası ve Fed, faiz indirim planlarını ertelemek zorunda kalabilir. Bu da küresel büyüme beklentilerini olumsuz etkiliyor. Gelişmekte olan ülkeler ise hem ithal ettikleri metallerin fiyatındaki artıştan hem de artan borçlanma maliyetlerinden olumsuz etkileniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bakır ve alüminyumda net ithalatçı konumunda olduğu için bu fiyat artışlarından doğrudan etkileniyor. Özellikle inşaat, otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinde maliyetler yükseliyor. Ayrıca, enerji fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını daha da büyütebilir. İran'la artan ticaret hacmi düşünüldüğünde, İran'a uygulanan yaptırımlar ve lojistik sorunlar, Türk firmalarının bu ülkeden yapacakları metal alımlarını da zorlaştırabilir. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefini de riske atıyor; yeni doğal gaz ve ulaştırma projeleri belirsizlik altında kalıyor.