DBS Bank’ın başekonomisti Taimur Baig, tüm dikkatler enflasyon üzerinde yoğunlaşmışken, bu yılın en büyük sürprizinin Asya ekonomilerinin ne kadar dirençli olduğu olabileceğini söylüyor. İran ile artan jeopolitik gerilimler, petrol fiyatları ve tedarik zincirleri üzerinde yukarı yönlü baskı oluştursa da, bölge ülkeleri görece güçlü bir büyüme performansı sergiliyor. Baig, bu durumun arkasında yatan temel faktörleri değerlendirirken, Asya merkez bankalarının proaktif para politikaları ve güçlü iç talebin bölgeyi koruyan kalkanlar olduğunu vurguluyor.
Gelişmenin Arka Planı: İran Gerginliği ve Enflasyon Dinamikleri
İran’a yönelik artan askeri ve diplomatik baskı, başta enerji piyasaları olmak üzere küresel ekonomi üzerinde belirsizlik yaratıyor. Petrol fiyatları, arz kesintisi endişeleriyle son haftalarda %15’e yakın yükseldi. Bu durum, halihazırda yüksek olan küresel enflasyonu daha da körükleyebilecek bir faktör olarak görülüyor. Ancak Asya ekonomileri, 2024’ün ilk çeyreğinde beklentilerin üzerinde büyüme kaydetti. Çin, Hindistan, Endonezya ve Vietnam gibi ülkeler, hem ihracat hem de iç talep tarafında güçlü sinyaller veriyor.
Baig, Asya’nın dirençliliğini üç ana nedene bağlıyor: Birincisi, bölgedeki merkez bankalarının enflasyonla mücadelede erken ve agresif adımlar atması. Örneğin, Hindistan Merkez Bankası ve Endonezya Merkez Bankası, faiz oranlarını diğer gelişmekte olan piyasalardan daha hızlı artırarak enflasyon beklentilerini kontrol altında tuttu. İkincisi, Asya ülkelerinin büyük ölçüde enerji ithalatçısı olmasına rağmen, yenilenebilir enerjiye geçiş ve enerji verimliliği yatırımları sayesinde petrol fiyatlarına olan hassasiyetin azalması. Üçüncüsü ise, bölge içi ticaretin güçlenmesi ve Çin’in toparlanmasının yarattığı talep etkisi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Asya’nın Değişen Dinamikleri
Küresel ölçekte bakıldığında, Asya’nın büyüme performansı, dünya ekonomisi için bir denge unsuru oluşturuyor. ABD ve Avrupa’da enflasyonun yavaşlamasına rağmen faiz indirimlerinin ertelenmesi, gelişmekte olan piyasalara sermaye akışını sınırlarken, Asya borsaları ve doğrudan yabancı yatırımlar görece istikrarlı seyrediyor. Özellikle Hindistan ve Güneydoğu Asya ülkeleri, ‘Çin +1’ stratejisi çerçevesinde üretim merkezleri haline gelerek küresel tedarik zincirindeki paylarını artırıyor.
Ancak Baig, uyarıda da bulunuyor: İran gerginliğinin kontrolden çıkması ve Hürmüz Boğazı’nın kapanması gibi bir senaryo, Asya’yı da vurabilir. Bu durumda, petrol ithalatına bağımlı ülkeler (Hindistan, Güney Kore, Japonya) ciddi bir darbeyle karşılaşabilir. Ayrıca, Çin’deki emlak sektörü sorunları ve genç işsizliği, bölgesel büyümenin önündeki en büyük riskler olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, benzer şekilde enerji ithalatına bağımlı bir ekonomi olarak İran kaynaklı jeopolitik gerilimlerden doğrudan etkilenebilir. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye’nin cari açığını büyütebilir ve enflasyonist baskıları artırabilir. Asya ekonomilerinin dirençliliği ise Türkiye için bir model olabilir; özellikle enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımları, Türkiye’nin petrol fiyatlarına bağımlılığını azaltmak için kritik öneme sahip. Öte yandan, Asya’daki büyüme, Türkiye’nin ihracatı için yeni pazarlar yaratabilir. Ancak, küresel enflasyon risklerinin devam etmesi, Türkiye’nin para politikası üzerinde baskı oluşturmaya devam edecektir.