Malezya'da yaşayan Seri Amalia Khairil, 13 yaşındaki otizmli oğluyla her aile gezisine çıktığında adeta bir savaşa hazırlanıyor. Oğlunun duyusal uyaranlara aşırı tepki vermesi sonucu yaşadığı krizler, çevredekiler tarafından sık sık 'yaramazlık' veya 'kötü ebeveynlik' olarak algılanıyor. Seri Amalia, diğer ailelerin de yaşadığı bu durumu değiştirmek için sosyal medyada bir farkındalık kampanyası başlattı. Onun mesajı basit ama etkili: "Bakıp durmayın, bize gülümseyin."
Bir annenin günlük mücadelesi
Seri Amalia'nın oğlu Muhammed Rayyan, 2 yaşında otizm tanısı aldı. O zamandan beri her aile etkinliği, önceden planlanmış bir operasyona dönüştü. Alışveriş merkezi, park veya restoran gibi kalabalık yerler, Rayyan için tetikleyici faktörlerle dolu. Annesi, oğlunun bir kriz anında sakinleşmesi için gerekli ekipmanı (kulaklık, özel oyuncaklar, atıştırmalıklar) yanında taşıyor. Ancak tüm hazırlıklara rağmen, yabancıların bakışları ve yargılayıcı yorumları onu derinden yaralıyor. Seri Amalia, "İnsanların bize acıyarak değil, anlayışla yaklaşmasını istiyorum. Otizmli bir çocuğa sahip olmak zaten yeterince zor, bir de toplumun baskısıyla uğraşmak gerçekten yıpratıcı" diyor.
Toplumsal farkındalık eksikliği ve çözüm önerileri
Malezya'da otizm farkındalığı giderek artsa da, pratikte çoğu kişi otizmin belirtilerini tanımıyor. Otizmli bireyler, duyusal aşırı yüklenme, iletişim güçlükleri ve rutin değişikliklerine karşı hassasiyet yaşayabiliyor. Kriz anlarında sergiledikleri davranışlar (bağırma, kendini yere atma, tekrarlayan hareketler) genellikle yanlış anlaşılıyor. Seri Amalia, toplumu eğitmek için basit adımlar öneriyor: Kriz anında aileye yardım teklif etmek yerine, onlara alan tanımak; yargılamak yerine anlayış göstermek. Ayrıca, işletmelerin otizm dostu saatler düzenlemesi veya personelini bu konuda eğitmesi gibi uygulamaların yaygınlaşması gerektiğini vurguluyor. Bu tür girişimler, yalnızca Malezya'da değil, dünya genelinde otizmli bireylerin yaşam kalitesini artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu haber doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, toplumsal farkındalık ve otizmli bireylerin hakları konusunda evrensel bir meseleye ışık tutuyor. Türkiye'de de otizm tanısı alan çocukların sayısı artarken, aileler benzer zorluklarla karşılaşıyor. Toplumun otizm konusunda bilinçlendirilmesi, kamuya açık alanlarda erişilebilirlik düzenlemeleri ve eğitim sisteminde kapsayıcı uygulamalar, Türkiye'nin de üzerinde çalışması gereken alanlar. Ayrıca, küresel farkındalık kampanyaları, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarına ilham verebilir ve otizmli bireylerin topluma entegrasyonunu hızlandırabilir.