İran'la artan gerilim, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile İsrail arasındaki ilişkileri beklenmedik bir şekilde güçlendiriyor. AFP'ye konuşan üst düzey bir İsrailli yetkili, önümüzdeki hafta iki İsrail heyetinin BAE'yi ziyaret edeceğini doğruladı. Bu ziyaretler, İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde normalleşen ikili ilişkilerin derinleştiğine işaret ediyor. Yetkili, İran tehdidinin iki ülkeyi ortak bir zeminde buluşturduğunu ve savunma iş birliğini artırdığını belirtti. BAE'nin İran'ın bölgesel faaliyetlerinden duyduğu endişe, Tel Aviv ile Abu Dabi arasında istihbarat paylaşımı ve askeri koordinasyonu hızlandırdı.
Gelişmenin arka planı
İsrail ve BAE, 2020 yılında ABD arabuluculuğunda imzalanan İbrahim Anlaşmaları ile diplomatik ilişkilerini resmen başlattı. O tarihten bu yana ticaret, turizm ve teknoloji alanlarında iş birliği hızla arttı. Ancak İran'ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçleri, iki ülkeyi stratejik ortaklığa iten en önemli faktör oldu. İsrailli yetkili, "İran'ın balistik füze programı ve nükleer silah geliştirme çabaları, hem İsrail hem de Körfez ülkeleri için varoluşsal bir tehdit oluşturuyor. Bu tehdit karşısında BAE ile koordinasyonumuz her geçen gün artıyor" dedi. Önümüzdeki hafta BAE'yi ziyaret edecek iki İsrail heyetinin, savunma teknolojileri ve siber güvenlik alanlarında ortak projeleri görüşmesi bekleniyor.
Uzmanlara göre bu ziyaretler, İran'ın bölgedeki etkisini kırmaya yönelik daha geniş bir stratejinin parçası. BAE, İran'ın Yemen'deki Husilere verdiği destek ve Basra Körfezi'ndeki deniz güvenliğine yönelik tehditler nedeniyle Tel Aviv'e yakınlaşıyor. İsrail ise İran'ın nükleer tesislerine karşı olası bir operasyonda Körfez ülkelerinin lojistik desteğine ihtiyaç duyuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
BAE-İsrail yakınlaşması, Ortadoğu'daki geleneksel dengeleri değiştiriyor. İran'ın nükleer müzakerelerdeki tutumu ve uranyum zenginleştirme faaliyetleri, Batılı ülkeler kadar Körfez monarşilerini de tedirgin ediyor. BAE, Suudi Arabistan'ın da dahil olduğu bir savunma ittifakı arayışında. İsrail ise bu ittifakın kilit ortağı olarak görülüyor. Ancak bu gelişmeler, Filistin meselesinin arka plana itilmesi nedeniyle bölgede eleştiriliyor. Filistin yönetimi, İbrahim Anlaşmaları'nı "ihanet" olarak nitelendiriyor. Buna rağmen İsrail, ABD'nin arabuluculuğunda Suudi Arabistan ile de normalleşme sürecini ilerletmeye çalışıyor. Küresel ölçekte ise Çin'in Ortadoğu'daki artan etkisi, ABD ve İsrail'i alternatif ortaklıklar aramaya itiyor. BAE, Çin ile askeri tatbikatlar yaparken bir yandan da İsrail ile savunma iş birliğini derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BAE-İsrail yakınlaşması, Türkiye'nin Ortadoğu politikasını doğrudan etkiliyor. Ankara, İran'ın nükleer programına karşı dengeli bir tutum izlerken, BAE ve İsrail ittifakı bölgede yeni bir kutuplaşma yaratabilir. Türkiye, İbrahim Anlaşmaları'nı başından beri Filistin davasına zarar verdiği gerekçesiyle eleştiriyor. Ayrıca Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti, Türkiye ile BAE ve İsrail arasında gerginlik kaynağı olmaya devam ediyor. İran savaşının bu ittifakı güçlendirmesi, Türkiye'nin Katar ve Malezya gibi ülkelerle kurduğu alternatif ittifakları daha da önemli hale getirebilir. Türkiye, Libya ve Suriye'deki varlığıyla bölgesel denklemin bir parçası olmaya devam ederken, bu gelişmeyi yakından takip etmeli.