2015 İran nükleer anlaşmasının (Kapsamlı Ortak Eylem Planı - KOEP) kilit müzakerecilerinden Robert Malley, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın Hürmüz Boğazı'na ilişkin son teklifini reddetmesinin ardından nükleer müzakerelerin durumunu değerlendirdi. NPR'den Michel Martin'e konuşan Malley, Trump yönetiminin Tahran'a yönelik yeni bir diplomatik açılımı reddetmesinin, bölgede tansiyonu daha da artırabileceği uyarısında bulundu. Malley, İran'ın teklifinin içeriğine dair ayrıntı vermezken, reddin müzakereleri çıkmaza soktuğunu belirtti.
Diplomatik Girişimin Arka Planı
İran, son haftalarda Hürmüz Boğazı'nda artan gerilimi düşürmek amacıyla ABD'ye bir teklif sundu. Bu teklifin, boğazdaki İran donanma faaliyetlerinin sınırlandırılması ve bazı askeri gerilim hatlarının yumuşatılması karşılığında ABD'nin yaptırımlarda kısmi bir gevşemeye gitmesini içerdiği öne sürüldü. Ancak Başkan Trump, anlaşmanın "yetersiz" olduğunu savunarak teklifi reddetti. Trump, İran'ın nükleer programını tamamen durdurmadığı sürece hiçbir anlaşmaya yanaşmayacağını yineledi.
Robert Malley, Obama yönetimi döneminde İran ile yürütülen müzakerelerin mimarlarından biri olarak biliniyor. 2015'te imzalanan KOEP, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırırken, karşılığında uluslararası yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak 2018'de Trump yönetimi anlaşmadan çekildi ve Tahran'a yönelik "azami baskı" politikasını başlattı. İran da zamanla anlaşma kapsamındaki taahhütlerini askıya aldığını duyurdu.
Malley, NPR röportajında, mevcut durumun 2015'teki müzakere ortamından çok farklı olduğunu vurguladı. "O dönemde taraflar arasında güven inşa eden bir süreç vardı. Şimdi ise karşılıklı suçlamalar ve askeri tehditler ön planda" dedi. Malley'e göre, Trump'ın son reddi, İran'ın reformist kanadını zayıflatırken, Tahran'da sertlik yanlılarının elini güçlendirebilir.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir deniz yolu. Son aylarda İran ve ABD arasında boğazda yaşanan gerginlikler, küresel enerji fiyatlarını dalgalandırdı. İran'ın teklifi, bu gerginliği azaltmaya yönelik bir adım olarak görülüyordu. Ancak Trump'ın reddi, bölgede yeni bir tırmanma riskini beraberinde getiriyor.
Uzmanlar, ABD'nin tutumunun müttefikleri arasında da endişe yarattığını belirtiyor. Avrupa Birliği, KOEP'i canlandırmak için ayrı bir diplomatik kanal yürütmeye çalışsa da, ABD'nin yokluğunda bu çabalar sınırlı kalıyor. Rusya ve Çin ise İran ile ekonomik ve askeri iş birliklerini derinleştirerek, ABD'nin yaptırımlarını delmeye çalışıyor.
Malley, olası bir askeri çatışmanın "felaket" olacağını belirterek, diplomasiye alan açılması çağrısı yaptı. "İran'ı köşeye sıkıştırmak, onu daha saldırgan yapabilir. Müzakereleri canlandırmanın yolu, karşılıklı adımlardan geçiyor" ifadelerini kullandı. Ancak Trump yönetiminin seçim öncesi sert duruşunu sürdürmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran nükleer müzakerelerindeki çıkmaz, Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji ithalatının büyük bölümünü oluşturan İran petrol ve doğalgaz sevkiyatında kesintilere yol açabilir. Ayrıca İran'ın nükleer programının askeri boyut kazanması, Türkiye'nin güvenlik çevresinde yeni bir tehdit algısı yaratır. Türkiye, hem ABD hem İran ile diyalog kanallarını açık tutarak, bölgesel istikrarın korunmasında arabuluculuk rolü üstlenebilir. Ancak ABD'nin yaptırım tehdidi, Türk şirketlerinin İran ile ticaretini zorlaştırıyor. Ankara'nın denge politikası, bu süreçte daha da hassas bir hal alıyor.