İran parlamentosu, ülkenin dış etkiye karşı direncini artırmayı hedefleyen önemli bir yasa tasarısının genel ilkelerini onayladı. Pazar günü yapılan oturumda kabul edilen tasarı, ABD ve İsrail merkezli medya kuruluşları veya bu ülkeler tarafından finanse edilen yayın organlarıyla röportaj yapmayı ve diğer iletişim biçimlerini suç olarak düzenliyor. Tasarı, İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı düşmanca tutum sergileyen yabancı medyayla her türlü iş birliğini engellemeyi amaçlıyor. İranlı yetkililer, bu adımın ulusal güvenliği koruma ve ülkenin bilgi alanındaki bağımsızlığını sağlama amacı taşıdığını vurguluyor.
Gelişmenin arka planı
İran Meclisi'nin (İslami Şura Meclisi) onayladığı bu tasarı, özellikle Farsça yayın yapan ve rejim karşıtı görüşlere yer veren ABD destekli VOA Farsça Servisi, İsrail destekli ve Bahreyn merkezli İran International gibi kanalları hedef alıyor. Tasarının kabul edilmesi halinde, bu tür medya kuruluşlarıyla temas kuran gazeteciler ve İran vatandaşları, para cezasından hapis cezasına kadar değişen yaptırımlarla karşı karşıya kalacak. Reuters'ın haberine göre, tasarının genel ilkeleri meclis genel kurulunda oy çokluğuyla kabul edildi; ancak tasarının yasalaşması için hükümette ve İran Anayasası Koruyucular Konseyi'nde de onaylanması gerekiyor.
Bu gelişme, İran'ın son yıllarda artan bir şekilde uyguladığı 'yumuşak savaş' politikasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. İran yönetimi, Batı merkezli medya kuruluşlarını ülkedeki huzursuzluğu körüklemekle ve İslam Devrimi'ne karşı propaganda yapmakla suçluyor. Özellikle 2022'deki Mahsa Amini protestolarında sosyal medya ve yabancı medyanın etkili olduğu iddiası, Tahran yönetiminin bu tür yasal önlemler almasının temel gerekçelerinden biri oldu. Tasarı kapsamında, yabancı medya kuruluşlarının İran'daki muhabirlerine yönelik kısıtlamalar da öngörülüyor.
Bölgesel veya küresel boyut
İran'ın bu adımı, uluslararası basın özgürlüğü kuruluşları tarafından derhal eleştirildi. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve Uluslararası Af Örgütü, tasarının İran'da zaten kısıtlı olan medya özgürlüğünü daha da daraltacağını belirtti. Öte yandan, İran yönetimi, bu yasanın ülkenin egemenlik haklarına yönelik bir savunma olduğunu savunuyor. İran'ın Batı ile ilişkilerinin gergin olduğu bir dönemde alınan bu karar, Tahran'ın bağımsız dış politika anlayışının medya alanındaki bir yansıması olarak görülüyor. Analistler, bu tasarının, İran'ın nükleer programı ve bölgesel nüfuzu konularında Batı ile yaşadığı derin görüş ayrılıklarını daha da derinleştirebileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca, bu hamle, İran'ın uluslararası toplumla diyaloğunu daha da zorlaştırma potansiyeli taşıyor.
Bölgesel düzeyde, İran'ın bu kararı, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi rakip ülkelerin de bulunduğu Körfez'de, medya üzerinden yürütülen bilgi savaşlarını yoğunlaştırabilir. İran'ın devlet medyası da dahil olmak üzere ülkedeki yayın organları, uzun süredir Batı kaynaklı 'sahte haberlerle' mücadele ettiğini iddia ediyor. Bu yasa, İran'ın kendi medya kuruluşlarını yabancı etkilerden koruma çabası olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın bu adımı, Türkiye'nin medya özgürlüğü ve ifade hürriyeti konularındaki hassasiyetleri açısından önemli bir gelişme. Türkiye, benzer şekilde ulusal güvenlik gerekçesiyle yabancı medya kuruluşlarının faaliyetlerini sınırlayan yasal düzenlemelere sahip. Ancak bu tasarı, Türk medya kuruluşlarının İran'daki muhabirlik faaliyetlerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'da yaşayan Türkler ve Türk kurumları, bu yasa nedeniyle daha fazla kısıtlamayla karşı karşıya kalabilir. Türkiye'nin, İran ile sınır komşusu olması ve bölgesel istikrarın sağlanması açısından bu yasanın uygulanma biçimi, iki ülke arasındaki ilişkileri doğrudan etkileyebilir. Türk Dışişleri Bakanlığı'nın konuyu yakından takip etmesi ve gerektiğinde diplomatik girişimlerde bulunması beklenir.