İran, Suudi Arabistan'ın Umman'da yapılması planlanan üst düzey bir toplantıyı iptal ettiğini duyurdu. İran destekli Husiler ve Irak milislerinin tehditleriyle karşı karşıya olan Suudi Arabistan'ın, Körfez ülkeleriyle yürütülen diyalog sürecindeki bu adımı, bölgesel gerilimin tırmanması olarak yorumlanıyor. Görüşmelerin askıya alınması, Tahran ile Riyad arasındaki diplomatik açılım çabalarına darbe vurdu.
Diyalog sürecinin arka planı
İran ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler, uzun yıllardır bölgesel nüfuz mücadelesi nedeniyle gergin. 2016'da Suudi Arabistan'ın Şii din adamı Nimr el-Nimr'i idam etmesi ve İran'da Suudi misyonlarına yönelik saldırılar sonrası iki ülke karşılıklı olarak büyükelçiliklerini kapatmıştı. 2023'te Çin'in arabuluculuğuyla varılan anlaşma ile diplomatik ilişkiler yeniden tesis edildi. Ancak bu anlaşma, bölgesel krizlerin çözümünde somut ilerleme sağlamadı; Yemen'deki savaş, Irak'taki istikrarsızlık ve Suriye meselesi gibi konularda taraflar karşı karşıya gelmeye devam etti.
Umman'da planlanan toplantı, İran ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasında daha geniş kapsamlı bir diyalog sürecinin parçasıydı. Üst düzey diplomatik kaynaklara göre, toplantıda Yemen krizi, Irak'taki siyasi süreç ve bölgesel güvenlik konuları ele alınacaktı. Ancak Suudi Arabistan'ın toplantıyı iptal etmesi, İran'ın bölgesel politikalarına yönelik artan rahatsızlığın bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Suudi Arabistan, İran destekli Husilerin Yemen'den düzenlediği füze ve insansız hava aracı saldırıları nedeniyle ciddi güvenlik tehditleriyle karşı karşıya. Ayrıca Irak'taki İran yanlısı milislerin Suudi topraklarına yönelik olası saldırıları da Riyad'ın endişe kaynakları arasında. Suudi yetkililer, İran'ın bu gruplar üzerindeki etkisini kullanarak baskı kurmaya çalıştığını düşünüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran ve Suudi Arabistan arasındaki diyaloğun tıkanması, Orta Doğu'daki güç dengeleri açısından kritik bir gelişme. ABD'nin bölgeden kısmen çekilmesi ve Çin'in artan etkisi, bölgesel aktörlerin kendi güvenlik mimarilerini kurma çabalarını hızlandırdı. Ancak İran'ın nükleer programı, Yemen ve Irak gibi dosyalardaki anlaşmazlıklar, kapsamlı bir bölgesel uzlaşmayı zorlaştırıyor.
Körfez ülkeleri, İran ile diyalog kanallarını açık tutarak gerilimi azaltmayı hedefliyordu. Umman, Katar ve Kuveyt gibi ülkeler arabuluculuk rolü üstlenirken, Suudi Arabistan ve BAE daha temkinli bir tutum sergiliyor. Toplantının iptali, bu çabaların sekteye uğradığını gösteriyor.
Uluslararası kamuoyu, İran'ın bölgesel faaliyetlerine yönelik endişelerini sürdürüyor. ABD, İran'ın vekil gruplar aracılığıyla istikrarsızlık yarattığını savunurken, Avrupa ülkeleri nükleer anlaşmanın canlandırılması için çaba harcıyor. Ancak İran'ın son dönemde uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması, Batı ile ilişkileri daha da geriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ve Suudi Arabistan arasındaki diyaloğun tıkanması, Türkiye'nin bölgesel denge politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, hem İran hem de Körfez ülkeleriyle iyi ilişkiler geliştirmeye çalışırken, artan gerilim Ankara'nın diplomatik manevra alanını daraltabilir. Ayrıca Yemen ve Irak'taki istikrarsızlık, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını tehdit ediyor. Enerji arz güvenliği ve ticaret yolları açısından Körfez'deki istikrar kritik önemde. Türkiye, bölgesel diyalog kanallarının açık tutulması için arabuluculuk çabalarını yoğunlaştırabilir.