Cezayir'in Birleşik Arap Emirlikleri'ni (BAE) ulusal güvenlik tehdidi olarak değerlendirmeye başlaması, Kuzey Afrika ve Orta Doğu'daki jeopolitik dengeleri sarsan bir gelişme. Bu analiz, Cezayir'in BAE'ye yönelik algısındaki değişimin arkasında yatan faktörleri, iki ülke arasındaki gerilimin tarihsel arka planını ve bunun bölgesel yansımalarını ele alıyor.
Gerilimin Kökenleri ve Arka Planı
Cezayir ile BAE arasındaki ilişkiler, özellikle 2011'deki Arap Baharı sonrasında giderek gerginleşti. Cezayir, BAE'yi bölgede istikrarı bozmakla ve kendi iç işlerine karışmakla suçladı. BAE'nin Cezayir'deki protesto hareketlerini desteklediği iddiaları, 2019'daki Hirak hareketi sırasında daha da arttı. Cezayir yönetimi, BAE'nin sosyal medya üzerinden muhalefeti körüklediğini ve ülkedeki istikrarsızlığı fırsat bilerek nüfuz alanını genişletmeye çalıştığını düşünüyor. Ayrıca, BAE'nin Libya, Mali ve Tunus gibi komşu ülkelerdeki müdahaleleri, Cezayir'in çevresinde bir "kuşatma" algısı yaratmasına neden oldu.
BAE'nin 2020'de İsrail ile imzaladığı Abraham Anlaşmaları da Cezayir tarafından tepkiyle karşılandı. Cezayir, Filistin davasına ihanet olarak gördüğü bu adımı, BAE'nin bölgesel hegemonya kurma çabasının bir parçası olarak yorumladı. Buna karşılık Cezayir, İsrail'e karşı daha sert bir tutum benimseyerek BAE ile ayrıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BAE'nin Afrika Boynuzu'ndaki askeri varlığı, özellikle Eritre'deki Assab üssü ve Somali'deki eğitim kampları, Cezayir'in güney kanadını tehdit ediyor. Cezayir, BAE'nin Sahel bölgesinde silahlı grupları desteklediğini ve uyuşturucu kaçakçılığına göz yumduğunu iddia ediyor. Bu durum, Cezayir'in sınır güvenliğini doğrudan etkiliyor. Öte yandan, BAE'nin Mısır ve Suudi Arabistan ile ittifakı, Cezayir'i bölgede yalnızlaştırıyor. Cezayir ise Rusya, Çin ve Türkiye ile ilişkilerini derinleştirerek denge kurmaya çalışıyor. Bu eksen kayması, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendiriyor.
Uluslararası alanda BAE, ekonomik ve askeri gücüyle etkili bir aktör. Cezayir'in BAE'yi tehdit olarak görmesi, aslında Körfez monarşilerinin Afrika ve Akdeniz'de artan etkisine karşı bir savunma refleksi. Fransa ve ABD gibi geleneksel aktörlerin bölgedeki zayıflayan rolü, bu rekabeti daha da körüklüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Cezayir'in BAE'yi ulusal güvenlik tehdidi olarak görmesi, Türkiye'nin bölgesel stratejileri açısından önemli fırsatlar sunuyor. Türkiye, Cezayir ile son yıllarda savunma, enerji ve ticaret alanlarında yakın işbirliği geliştirdi. Cezayir'in BAE karşıtlığı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika'daki konumunu güçlendirebilir. Ancak Türkiye, BAE ile de ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Bu dengeyi korumak, Ankara için hassas bir diplomasi gerektiriyor. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinde risk oluşturuyor.