Tahran yönetimi, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Umman ile stratejik su yolu üzerinde geçici bir geçiş koridoru oluşturulmasına yönelik görüşmelerin sürdüğünü, ancak Hürmüz Boğazı'nın, Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgedeki savaşı sona erdirmemesi halinde kapalı kalacağını duyurdu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasser Kaanani, başkent Tahran'da düzenlediği haftalık basın toplantısında, Boğaz'ın yeniden açılması için ön koşulun "ABD'nin Gazze ve Lübnan'daki saldırganlığını durdurması" olduğunu vurguladı. Bu açıklama, Washington'un Tahran'ı diz çöktürmek amacıyla yeni yaptırım paketlerini devreye soktuğu bir dönemde geldi. ABD Hazine Bakanlığı, İran'ın petrol ihracatını hedef alan ve ülkenin nükleer programı ile bölgesel vekil güçlerine finansal destek sağlayan ağları çökertmeyi amaçlayan ek tedbirleri duyurdu. Gelişme, küresel enerji arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nda tansiyonun yeniden yükseldiğine işaret ediyor.
Umman ile diplomatik süreç ve Hürmüz'ün kilit rolü
İran ile Umman arasındaki görüşmeler, Körfez bölgesindeki en kritik enerji geçiş noktasında tırmanan gerilimi hafifletme çabası olarak değerlendiriliyor. Umman, tarihsel olarak Tahran ile Batı arasında arabulucu rolü üstlenen tarafsız bir ülke konumunda. Görüşmelerin, insani yardım sevkiyatı ve belirli ticari gemilerin güvenli geçişine izin verecek sınırlı bir koridor açılması ihtimalini masaya yatırdığı belirtiliyor. Ancak Tahran'ın Çarşamba günkü açıklaması, bu tür bir geçici düzenlemenin, ABD'nin politikalarını değiştirmesi halinde uygulanabileceğini ortaya koyuyor. İranlı sözcü, "Bizim tutumumuz net: Hürmüz Boğazı, ABD'nin bölgedeki savaş makinesi durmadığı sürece normal işleyişine dönmeyecek. Umman ile yürütülen istişareler bu gerçeği değiştirmiyor" ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi'ne bağlayan ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sine ev sahipliği yapan stratejik bir su yoludur. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'ın ham petrol ihracatının büyük bölümü bu boğazdan geçiyor. İran, geçmişte de bu su yolunu kapatmakla tehdit ederek uluslararası toplum üzerinde baskı kurmaya çalışmıştı. 2019'da ABD'nin İran'a yönelik "azami baskı" politikası sırasında, boğazda ticari gemilere yönelik saldırılar ve tankerlere el konulması olayları yaşanmıştı. Şu anki gerilim, Gazze'deki savaşın etkisiyle bölgesel bir çatışmaya dönüşme riski taşıyor ve Hürmüz'ün kapatılması ihtimali, küresel enerji piyasalarında fiyat şoklarına yol açabilecek en ciddi senaryolardan biri olarak görülüyor.
ABD'nin yeni yaptırım dalgası ve bölgesel etkiler
ABD Hazine Bakanlığı'nın açıkladığı yeni yaptırımlar, İran'ın petrol ihracatına ve döviz gelirlerine darbe vurmayı hedefliyor. Yaptırım listesinde, İran petrolünün uluslararası piyasalara taşınmasında rol oynayan tanker şirketleri, sigorta sağlayıcıları ve bazı yabancı şirketler yer alıyor. Washington yetkilileri, bu adımların amacının Tahran'ın nükleer müzakerelere dönmesini sağlamak olduğunu savunuyor. Ancak Tahran, yaptırımların ülkeyi müzakere masasına getirmeyeceğini, aksine direnişi artırdığını belirtiyor. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nden üst düzey bir yetkilinin yaptığı açıklamada, "ABD, ekonomik terörüne devam ederse, İran'ın da dahil olduğu tüm seçenekler masada olacaktır" denildi.
Bu gelişmeler, bölgede zaten yüksek olan tansiyonu daha da artırıyor. İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonları ve Lübnan'daki Hizbullah ile yaşanan çatışmalar, İran'ın vekil güçleri aracılığıyla daha aktif bir rol almasına neden oluyor. Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki tutumunu destekler nitelikte. Uzmanlar, İran'ın Hürmüz'ü tamamen kapatmasının, kendi petrol ihracatını da sekteye uğratacağı için hem kendine hem de bölgeye zarar vereceğini, bu nedenle bu tehdidin daha çok bir "pazarlık kozu" olduğunu dile getiriyor. Ancak, yaşanabilecek kısmi bir kapatma veya ciddi bir güvenlik ihlali, küresel enerji piyasalarını anında etkileyerek fiyatların yükselmesine neden olabilir. Bu da Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeleri doğrudan olumsuz etkileyecek bir senaryo.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın olası bir kapatılması veya buradaki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından kritik bir önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ithalatının önemli bir bölümünü bu boğaz üzerinden sağlıyor. Boğaz'daki bir kesinti, enerji maliyetlerini artıracak, cari açığı büyütecek ve Türk ekonomisini olumsuz etkileyecektir. Diplomatik açıdan Ankara, hem İran'la hem de Körfez ülkeleriyle iyi ilişkiler geliştirmiş bir ülke olarak, bu tür krizlerde ara bulucu rolü üstlenebilir. Türkiye, geçmişte İran ile Batı arasındaki nükleer müzakerelerde de benzer bir rol oynamıştı. Bu nedenle, Türk diplomasisi hem bölgesel istikrarı korumak hem de kendi enerji çıkarlarını güvence altına almak için bu süreçte aktif bir girişimde bulunabilir.